Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle birlikte, özellikle Avrupa ülkeleri güvenlik açısından önemli adımlar atmaya başladı. Bu kapsamda, savunma bütçelerini artırma yönünde kararlar alınırken, savunma sanayi ve havacılık şirketlerinin hisselerinde ciddi yükselişler gözlemlendi. Avrupa ülkelerinin bu stratejik hamleleri, bölgedeki jeopolitik dengeleri önemli ölçüde değiştirdi.
ABD’nin yeni başkanı Donald Trump’ın göreve başlamasıyla birlikte, Avrupa’nın savunma politikalarında revizyonlar gerçekleşti. Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna savaşına ilişkin barış görüşmelerine Avrupa ülkelerini dahil etmemesi, bölgedeki gerilimi artırdı. Ayrıca, ABD’nin Ukrayna’ya askeri yardımları askıya alması, Avrupa’nın kendi savunma stratejilerini güçlendirmesi gerekliliğini ortaya koydu.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Avrupa’nın daha fazla sorumluluk üstlenerek, 800 milyar avroluk yeni savunma harcama planını duyurdu. Bu plan doğrultusunda, AB ülkeleri 2030 yılına kadar savunma bütçelerini önemli ölçüde artırmayı hedefliyor. Örneğin, Fransa, bu alandaki yatırımlarını uzun vadeli planlar çerçevesinde yıllık 3 milyar avro artırmayı taahhüt etti. İngiltere ise, savunma harcamalarını GSYH’nin yüzde 2,5’ine çıkarmayı planlıyor ve finansmanı için dış yardım bütçesini yeniden yapılandırıyor.
Almanya’da yeni hükümetin kurulmasıyla birlikte, savunma harcamalarını artırmak amacıyla anayasa borç freninin gevşetilmesi ve 10 yıl içinde kullanılmak üzere 500 milyar avroluk yeni fonların oluşturulması kararlaştırıldı. Ayrıca, Almanya’nın 16 eyaleti de toplamda benzer finansal düzenlemeleri onayladı. Bu adımlar, Avrupa’nın savunma altyapısını güçlendirmeye yönelik önemli gelişmeler olarak öne çıkıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın, Suudi Arabistan’a gelişmiş hassas silah sistemleri satışını onaylaması, savunma sektöründe olumlu bir gelişme olarak değerlendirildi. Bu karar, özellikle ABD merkezli savunma ve havacılık şirketlerinin hisselerinde yükselişe neden oldu. Yılın ilk çeyreğinde, Avrupa ve Asya’daki savunma şirketlerinin hisseleri önemli kazançlar sağladı. Örneğin, Alman Rheinmetall %113,5, Güney Koreli Hanwha Aerospace %92, Fransız Thales %77,1, İtalyan Leonardo %72,9, İsveçli Saab %68,4 ve Dassault Aviation %54,7 oranında değer kazandı.
ABD merkezli şirketler ise, L3 Harris Technologies %0,5, Boeing %3,6 ve Lockheed Martin %8,1 oranında değer kaybetti. Bu durum, bölgesel ve küresel siyasi gelişmelerin piyasalara olan etkisini gösteriyor. Aynı zamanda, Türk savunma sanayinin de bu ortamdan olumlu etkilendiği görülüyor. Özellikle, Türk insansız hava araçları üreticisi Baykar ve Avrupa’nın önde gelen savunma şirketlerinden Leonardo arasında yapılan ortaklık anlaşması, Türk şirketlerinin uluslararası arenadaki konumunu güçlendirdi.
Türk savunma şirketleri, projelerine yoğunlaşırken, Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla birlikte, bölgedeki stratejik konumunu pekiştiriyor. Papilon Savunma %128,2, ASELSAN %65,4, Altınay Savunma %9,3 ve Otokar %1,9 oranında kazanç sağladı. Bu gelişmeler, Türkiye’nin savunma sektöründe giderek daha önemli bir oyuncu haline geldiğine işaret ediyor.
Tellimer adlı finansal analiz şirketinin Gelişmekte ve Gelişme Potansiyeli Olan Piyasalar Hisse Senedi Stratejisti Hasnain Malik, yaptığı değerlendirmede, Avrupa ülkelerinin askeri harcamalarını artırmak zorunda olduğunu ve bu durumun sadece AB ülkeleri değil, İngiltere ve Türkiye gibi ülkeler için de yeni fırsatlar doğurduğunu vurguladı. Bu gelişmeler, küresel savunma ve havacılık sektörlerinin büyümesine katkı sağlayacak gibi görünüyor.