Dolunay zamanlarında polis memurları, hastane çalışanları ve acil durum görevlilerinin yoğunluğunda bir artış yaşandığına dair inançlar sürüyor. Ancak bilim bu iddiaları basitçe doğruluyor ya da reddediyor mu, sorusu hâl2de daha karmaşık bir zeminde yanıt buluyor. Pittsburgh Üniversitesi Nöroloji Bölümü’nden Nöroloji profesörü Joanna Fong-Isariyawongse’ın çalışmalarına göre, dolunay bazı yönleriyle uyku süresini etkileyebiliyor. Yapılan pek çok çalışma, dolunaya yaklaşan günlerde insanların ortalama 20 dakika daha az uyuduğunu, uykuya dalma süresinin uzadığını ve derin uyku süresinin azaldığını işaret ediyor. En olası açıklama ise ışık. Geceyi aydınlatan dolunay, vücudun biyolojik saatini geciktirip melatonin salınımını düşürebiliyor ve beynin uyanık kalmasına yol açabiliyor.

Etki küçük olsa da ölçülebilir boyutta; özellikle yapay ışığa uzak yerlerde, kırsal alanlarda veya kamp kurarken daha belirginleşiyor. Ayrıca cinsiyete bağlı farklı etkiler de ortaya çıkabiliyor: Erkekler artan ay ışığında daha fazla uyku kaybederken, kadınlar dolunay civarında daha az derin uyku yaşayabiliyor.
AKIL SAĞLIĞINA ETKİ GERÇEK Mİ? Tarihte dolunayın delilik, epilepsi nöbetleri veya şizofreni ataklarıyla ilişkilendirildiği düşünülmüş olsa da bilim, dolunayın doğrudan psikiyatrik krizleri tetiklediğine dair güçlü kanıtlar sunmuyor. Ancak dikkat çekici bir bağ var: uyku yoksunluğu. Uykusuzluk, bipolar bozukluk, depresyon veya şizofreni gibi hassas ruh hallerinde tetikleyici olabilir. Dolunayın yol açtığı küçük miktardaki uyku kaybı bile bu tür bireylerde önemli sonuçlar doğurabilir.
Bu arada, geniş çaplı veri analizleri dolunayla hastane yatışları, taburcu süreleri veya genel krizler arasında kuvvetli bir ilişki bulmuyor. Örneğin Hindistan’da dolunayda psikiyatri servislerinde fiziksel müdahale ihtiyacı artabildiğini, Çin’de ise dolunay yakınlarında şizofreni vakalarında ufak artışlar görülebildiğini ifade eden bulgular mevcut; fakat bu bulgular küresel olarak tutarlı değil.
TORİLER ZAYIF Dolayın etkisini açıklamak için öne sürülen diğer teoriler –gravitasyonel çekim, geomanyetik değişimler veya barometrik basınç dalgalanmaları– bilimsel olarak zayıf kabul ediliyor. Ay’ın okyanusları hareket ettirici çekim gücü, insan vücudu üzerinde aynı büyüklükte bir etki yaratamaz. Dolayısıyla uyku üzerinde en mantıklı ve kanıtlanabilir açıklama, gece ışığına maruz kalmaktır. Geceleri artan ışık, biyolojik saatimizi geciktirir, melatonin düzeylerini düşürür ve uyku kalitesini bozar.
NEDEN AY’I SUÇLUYORUZ? Psikologlar, bunun arkasında “yanıltıcı ilişkilendirme” olduğuna işaret ediyor. Dolunaylı bir gecede yaşanan sıra dışı bir olayı daha kolay hatırlarız, fakat sessiz ve sorun oluşturmayan dolunayları genelde unutuyoruz. Ay, gökyüzünde net görülen görünümünden ötürü daha belirgin bir hedef olarak algılanır; oysa stres, kafein ya da ışık gibi diğer uyku bozucuları genellikle gözlemlenemez. Dolunay bizi gerçekten delirtmese bile uykumuzu etkileyebiliyor ve bu, gece ışığının ne kadar kritik olduğunun hatırlatılmasıdır. Karanlık-ışık dengesi, akşam saatlerinde azaltılan ışık kullanımıyla daha sağlıklı bir uyku ritmi için anahtardır. Eğer dolunay gecesi uyuyamıyorsanız, sorun Ay’da olmayabilir; elinizdeki ekranlar veya çevrenizdeki ışıklar bu etkiye odaklanabilir.
1
Elon Musk ve Anonymous Arasındaki Dijital Çatışma
2
“Old Smokers” Adı Verilen Yeni Bir Yıldız Türü Keşfedildi
3
Google 2024 Çevre Raporu: Yapay Zeka ve Veri Merkezlerinin Enerji Tüketimi
4
Deniz Buzlarının Azalması ve İklim Değişikliği Üzerindeki Etkileri
5
Yağmur Olasılığı: Anlamı, Hesaplanması ve Yanlış Anlamalar