Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Birol, 24-25 Nisan tarihleri arasında düzenlenen Enerji Güvenliğinin Geleceği Zirvesinde, küresel enerji sektöründe yaşanan dönüşüm ve bu dönüşümün getirdiği yeni riskler hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu. Zirvede yaptığı açıklamalarda, dünya enerji arz ve talep dengelerinde büyük bir değişimin yaşandığını ve bu dönüşümün hem fırsat hem de riskler barındırdığını vurguladı.
Birol, özellikle petrol, gaz ve kömür gibi geleneksel enerji kaynaklarının küresel enerji portföyündeki yerinin devam ettiğini ancak yenilenebilir enerji kaynaklarının, güneş ve rüzgar enerjisi, elektrikli araçlar ve gelişmiş batarya teknolojileri gibi alanlarda hızlı bir büyüme kaydettiğini belirtti. Bu yeni teknolojilerin üretiminde kullanılan bakır, çinko gibi kritik minerallerin önemli bir kıtlık riskiyle karşı karşıya olduğunu anlatan Birol, şu uyarıyı yaptı:
Birol, özellikle Çin’in bu alandaki dominant rolüne dikkat çekerek, temiz enerji teknolojilerinin fiyatlarının düşüşüne katkıda bulunan önemli bir üretici ve tedarikçi olarak Çin’in stratejik pozisyonunun altını çizdi. Ancak, tek bir ülkenin elinde büyük bir güç toplanmasının beraberinde ciddi riskler getirdiğine vurgu yaptı: “Eğer bu ülkede teknik sorunlar veya jeopolitik gelişmeler olursa, tüm enerji tedarik zinciri ciddi anlamda sarsılabilir.”
Birol, enerji arz güvenliğinin sağlanması açısından çeşitlendirme stratejisinin önemine değinerek, şu ifadeleri kullandı:
Çin’in büyük oyuncu konumunda olması ve bu ülkenin temiz enerji teknolojilerinin fiyatlarını düşürmedeki katkısı, hem küresel piyasalarda fiyat istikrarını hem de teknolojik gelişmeleri destekliyor. Ancak, bu durumun bir ülkenin tekeline dönüşmesi halinde ortaya çıkabilecek risklere karşı uyanık olunması gerektiğine işaret eden Birol, jeopolitik gelişmeler veya teknik sorunlar halinde tedarik zincirlerinin ciddi anlamda tehlikeye girebileceğine dikkat çekti.
Birol, korumacı ticaret politikalarının enerji sektörüne olası etkilerini detaylandırdı. Özellikle doğal gaz, petrol ve temiz enerji teknolojileri alanlarında uluslararası ticaretin kritik önemde olduğunu vurguladı. Ülkelerin üretip sattığı enerjiyi, diğer ülkelerin ise ithal etmek istediğine işaret eden Birol, şu uyarıyı yaptı:
Bu sürecin, küresel ekonomik zayıflamaya neden olabileceğini belirten Birol, özellikle Çin’in doğal gaz ve sıvılaştırılmış doğal gaz talebinin azalabileceğine dikkat çekti. Ayrıca, Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkelerin bu gelişmelerden nasıl etkilenebileceğine dair şu görüşleri paylaştı:
Sonuç olarak, Birol, enerji piyasalarındaki bu dinamiklerin, hem riskler hem de yeni fırsatlar barındırdığını belirterek, akıllı ve sürdürülebilir politikalar ile bu sürecin lehine çevrilebileceğinin altını çizdi.