Küresel finansal kırılganlıkların yükseldiği dönemde, para politikalarının aşırı gevşek seyri ve artan borç yükünün yarattığı baskılar Uluslararası Ödemeler Bankası’nın (BIS) dikkatini çekti. KAMU BORCU İKİNCİ DÜNYA SAVAŞ SONRASININ EN YÜKSEK SEVİYESİNDE ifadesiyle kayda değer bir döneme girildiğini vurguluyorlar. BIS’in genel müdürü Pablo Hernández de Cos, gelişmiş ekonomilerde borcun SARS -like bir hızla artmasının, yaşlanan nüfus, göç karşıtlığı ve bütçe kısıtlamalarına karşı siyasi isteksizlik gibi etkenlerle pekiştiğini belirtiyor. BAĞIMLILIK HIZLA ARTIYOR başlığıyla öne çıkan uyarıda, borç finansmanı biçimlerinin de yeni riskler doğurduğu ifade ediliyor.
Küresel finansal varlıklar içinde bankacılık sektörünün payı gerilerken, banka dışı finansal kurumların etkisi hızla büyüyor. Bu değişim, devlet tahvili arzının yükselmesiyle birlikte bankaların bilanço küçültme eğilimini tetikleyerek tahvil piyasalarının aracılık kapasitesinde bir boşluk yaratıyor. Emeklilik fonları, sigortacılar, para piyasası fonları ve hedge fonlar devlet tahvili konumlarını güçlendirirken, döviz risklerini azaltmak amacıyla yürütülen swap işlemlerine olan bağımlılığın da arttığı görülüyor. YENİ BİR FİNANSAL KRİZ KAPIDA diye işaret edilen bu dinamikler, tahvil piyasalarının istikrarını tehdit eden bir risk olarak karşımıza çıkıyor.
Hernández de Cos, borç birikiminin güvenli varlık talebini zayıflatabileceğini ve piyasalarda ani risk alımları ile şoklara yol açabileceğini vurguluyor. Hedge fonların teminatsız borçlanmaya olan erişimi ile sigorta ve emeklilik fonlarının uzun vadeli ve kısa vadeli yükümlülükleri arasındaki uyumsuzluklar, kriz anlarında etkileri derinleştirebilir. Bu nedenle, benzer risklerin benzer şekilde ele alınması gerektiğini savunan politika önerileri sıralanıyor: merkezi takas kullanımının yaygınlaştırılması ve asgari teminat kesintilerinin zorunlu hale getirilmesi. Aksi durumda yeni bir finansal kriz dalgasının, devletlerin kredi itibarını bile tehdit etme potansiyeli taşıdığı uyarısı tekrar vurgulanıyor.