
Covid-19 salgını, milyonlarca insanın uzaktan çalışmaya geçiş yapmasıyla çalışma hayatını derinden etkiledi. Salgının başlangıcından bu yana, birçok şirket evden çalışmanın avantajlarını ve dezavantajlarını değerlendirmeye başladı ve pek çoğu, haftanın belirli günlerinde uzaktan çalışma seçenekleri sunmaya yöneldi. Ancak bazı işverenler, salgının etkilerinin azalmasının ardından, çalışanlarını tam zamanlı olarak ofise geri çağırma kararı aldı. Son olarak Amazon, hibrit çalışma modeline son vererek, çalışanlarını haftada beş gün ofiste olmaya zorunlu kıldı.

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinde, çalışanların büyük bir kısmı hâlâ fiziksel olarak işe gidiyor. AB’nin istatistik ofisi Eurostat‘ın verilerine göre, 2021 yılında AB’de istihdam edilen bireylerin yalnızca %13,5’i evden çalışıyordu. 2019 yılında, yani salgın öncesi dönemde toplanan veriler, Avrupa ülkeleri arasında önemli farklılıklar gösteriyor. Toplam 27 üye ülkeden oluşan AB’de, 15-74 yaş aralığındaki çalışanların ortalama tek yönlü işe gidip gelme süresi 2019 yılında 25 dakika olarak kaydedildi.
AB üye ülkelerinin çoğunluğu (17 ülke), 24 ila 28 dakika arasında değişen işe gidip gelme sürelerine sahip. İngiltere ve bazı aday ülkeler de listeye dahil edildiğinde, İzlanda sadece 15 dakikalık en kısa ortalama işe gidip gelme süresi ile listenin en altında bulunuyor.

Genel olarak, kentsel yapı ile iş ve konut yerlerinin coğrafi özellikleri, işe gidip gelme sürelerini belirleyen önemli faktörler arasında yer alıyor. Jose Ignacio Gimenez-Nadal ve meslektaşları, “Avrupalı çalışanların işe gidip gelme sürelerindeki eğilimleri” inceleyerek, işe gidip gelme süreleri ile çeşitli ülke özellikleri arasındaki ilişkilerin karmaşık olduğunu ortaya koydular. Araştırmalarında, daha iyi karayolu altyapılarının, daha yüksek işsizlik oranlarının ve kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın (GSYH) daha kısa ortalama işe gidip gelme süreleriyle ilişkili olduğunu, daha yüksek motorizasyon oranlarının ise daha uzun ortalama işe gidip gelme süreleriyle ilişkili olduğunu tespit ettiler.

İşe gidip gelme eğilimlerinin detaylarına bakıldığında, istihdam edilen kişilerin %4,3’ünün AB’deki ana iş yerlerine gitmek için hiç seyahat etmesine gerek olmadığı görülmektedir. Slovenya, %11,8 ile en yüksek “sıfır dakika” oranına sahipken, bunu Belçika (%8), İrlanda (%7,9) ve İngiltere (%7,6) takip etmektedir. İşe gitmeyenlerin oranı Yunanistan ve İtalya’da %2’nin altında kalmaktadır. Daha detaylı bir analiz için işe gidip gelme süreleri üç kategoriye ayrılmaktadır:

AB’de her 10 kişiden yaklaşık altısı (%61,3) işe 30 dakikadan daha kısa sürede giderken, yaklaşık dört kişiden biri (%26,3) evinden işine 30 ila 59 dakika arasında seyahat etmektedir. Türkiye ise işe tek seferde, 1-29 dakika sürede gidenler %60, 30-59 dakikada gidenler %27 ve 60 dakika ile üzeri gidenler ise %8 olarak kaydedilmektedir.

2019 yılında, dört AB ülkesinde ve İngiltere’de çalışan kişilerin %10’undan fazlası 60 dakika veya daha uzun süre işe gidip gelmiştir. En yüksek oranlar %10,6 ile %13,5 arasında değişen değerlerle Letonya, İngiltere, İrlanda, Belçika ve Macaristan‘da kaydedilmiştir. AB genelinde, istihdam edilen kişilerin %8,1’i bir saat veya daha uzun süre işe gidip gelmektedir. Güney Avrupa ülkeleri (Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz ve İtalya) daha kısa işe gidip gelme sürelerine sahipken, Doğu Avrupa ülkelerinde (Letonya, Romanya, Bulgaristan ve Macaristan) daha uzun süreler görülmektedir.

Uzaktan çalışma, modern iş hayatının önemli bir parçası haline gelmiştir. Indeed Hiring Lab EMEA araştırma müdürü Pawel Adrjan, Euronews’e verdiği demeçte, “Dünya tarihi bir iş dönüşümünden geçiyor,” dedi. “Verilerimiz Fransa, Almanya, İspanya ve İngiltere’de uzaktan ve hibrit çalışma için yapılan aramaların tüm zamanların en yüksek seviyesinde ya da buna yakın olduğunu gösteriyor,” diye ekledi. İşe gidip gelme süresi ve uzaktan çalışma farklı göstergeler olsa da Eurostat, bu durumun değişimini bekliyor.

Yakın zamanda yapılan bir araştırma, düzenli olarak işe gidip gelenlerin evden çalışmaları halinde yolda geçirdikleri zamandan tasarruf ettiklerini, ancak bu “kazanılan zamanın” büyük bir kısmının iş için harcanarak işverenlere geri döndüğünü ortaya koydu. Ulusal Ekonomik Araştırma Bürosu (NBER) tarafından yapılan araştırmaya göre, pandemi döneminde evden çalışanlar, tasarruf ettikleri zamanın ortalama %40’ını birincil ve ikincil işlere, %34’ünü eğlenceye (24 dakika) ve %11’ini bakım verme faaliyetlerine (8 dakika) harcadılar.


Uzun işe gidip gelme süreleri ile bireylerin refah düzeyleri arasında doğrudan bir ilişki bulunuyor. Toon Zijlstra ve Ann Verhetsel, 35 Avrupa ülkesinde yaptıkları “işe gidip gelenlerin yükü” analizinde, işe gidip gelme süresinin uzaması ile refah seviyesinin düşmesi arasında belirgin bir bağlantı buldular. Araştırmaları, uzun süre işe gidip gelen bireylerin daha düşük refah düzeyleri bildirme eğiliminde olduklarını gösteriyor. Avrupa’nın farklı başkentleri ve şehirleri arasında toplu taşıma memnuniyeti seviyeleri de önemli ölçüde farklılık göstermektedir.

Eurostat’a göre, olağan işe gidip gelme süresi, aşırı koşullar veya olağandışı trafik durumu hariç, normal hava koşullarında en sık kullanılan ulaşım şekli olarak tanımlanıyor. Eğer iki ulaşım türü eşit olarak kullanılıyorsa (örneğin yarısı araba, diğer yarısı otobüs), katılımcılar ortalama işe gidip gelme süresini tahmin ediyor.

1
Avrupa Birliği’nin Hayvan Refahı ve Sahipsiz Hayvan Sorunu İle İlgili Çalışmaları
2
New Jersey’deki Gizemli Dronlar ve Radyoaktif Materyal Arayışı
3
2024 Yılı Ülkelerin Güvenlik Durumu: En Güvenli ve En Tehlikeli Ülkeler
4
Leicestershire’da Roma Dönemine Ait Tarihi Hazine Bulundu
5
Kritik Altyapıların Kesintiye Uğrayabileceği Günlerde Evde Nakit Bulundurmanın Önemi