DOLAR 43,4850 0.12%
EURO 51,9082 -0.46%
ALTIN 7.457,32-0,95
BITCOIN 3567191-7,15%
İstanbul

HAFİF YAĞMUR

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Covid sadece fragmandı! Cambridge’li uzmandan yeni uyarı: 400 medeniyeti yok eden felaket şimdi kapımızda
  • Gazete Köşesi
  • Teknoloji
  • Covid sadece fragmandı! Cambridge’li uzmandan yeni uyarı: 400 medeniyeti yok eden felaket şimdi kapımızda

Covid sadece fragmandı! Cambridge’li uzmandan yeni uyarı: 400 medeniyeti yok eden felaket şimdi kapımızda

ABONE OL
4 Ağustos 2025 09:48
Covid sadece fragmandı! Cambridge’li uzmandan yeni uyarı: 400 medeniyeti yok eden felaket şimdi kapımızda
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Cambridge Üniversitesi’nden Dr. Luke Kemp, 5.000 yıl süren medeniyetlerin verilerine dayanarak, giderek artan eşitsizliğin ve bu eşitsizliğin yarattığı yapısal kırılganlıkların modern dünyayı bir “Goliath” gibi devasa ve yıkıcı bir güç haline getirdiğini öne sürüyor. Bu perspektiften bakıldığında, insanlığın karşılaştığı iki temel seçenek belirginleşiyor: ya kendini yok edecek ya da köklü ve radikal bir dönüşüm gerçekleştirecek. Kemp’in bu iddialarını içeren, yedi yıl boyunca derinlemesine araştırmalarla hazırladığı “Goliath’ın Laneti” (The Curse of Goliath) adlı kitabı, bilim ve toplum alanında önemli yankılar uyandırdı.

Cambridge Üniversitesi’nin Varoluşsal Riskler Çalışmaları Merkezi’nde görev yapan Dr. Kemp, tarih boyunca 400’den fazla medeniyeti inceleyerek, özellikle gelir ve güçteki eşitsizliğin, çöküşlerin temel itici gücü olduğunu ortaya koyuyor. Kemp, geleneksel “medeniyet” kavramını yeniden tanımlayarak, egemenliğe dayalı büyük yapıları “Goliath” olarak adlandırıyor ve Roma İmparatorluğu gibi büyük medeniyetleri bu çerçevede ele alıyor. Günümüz dünyasını ise, birbirine bağlı ve tek bir küresel “Goliath” olarak tanımlıyor. The Guardian’a yaptığı açıklamada, “Artık bölgesel imparatorluklar değil, küresel ölçekte ticaret, finans ve teknolojiyle iç içe geçmiş tek bir dev var. Tüm toplumlarımız, kapitalizm adını verdiğimiz küresel ekonomik sistemin içinde faaliyet gösteriyor” diyor.

Bu devasa yapının, oldukça güçlü olmasına rağmen, aynı zamanda kırılganlıklar barındırdığını vurgulayan Kemp, özellikle COVID-19 pandemisinin bu kırılganlıkları açıkça ortaya koyduğunu belirtiyor. Eşitsizliğin, tarih boyunca tüm büyük çöküşlerin temel tetikleyicisi olduğunu savunan yazar, bu durumu şöyle açıklıyor: “Seçkinler, halktan ve topraklardan giderek daha fazla servet biriktirdikçe, toplumlar içten içe zayıflar. Bir toplumun içi boşalınca, sonunda hastalık, savaş veya iklim değişikliği gibi büyük şoklar ile çatlar.”

Karanlık Üçlü ve Çöküş Tehdidi

Kemp, liderlerin sahip olduğu “karanlık üçlü” kişilik özellikleri olan narsisizm, psikopati ve Makyavelizm’in, bu büyük yapıya yönelik tehditleri körüklediğine dikkat çekiyor. Bu özelliklere sahip liderlerin, iktidarlarını koruma ve güçlerini artırma çabasıyla, toplumların kırılganlıklarını daha da derinleştirdiğini düşünüyor. Ancak Kemp, paradoksal bir şekilde, tarihsel örneklerde, büyük çöküşlerin ardından yaşamın bazı yönlerden daha sağlıklı ve sürdürülebilir hale geldiğine vurgu yapıyor. Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasından sonra nüfusun ve toplumların daha iyi bir dengeye kavuştuğunu hatırlatıyor. Ancak günümüzdeki tehditlerin, geçmiştekilerden çok daha büyük ve karmaşık olduğunu belirtiyor. Yapay zekâ, nükleer silahlar ve iklim krizleri gibi varoluşsal riskler, insanlık için çok daha yıkıcı sonuçlar doğurabilir.

Bu karamsar tablo içerisinde, Kemp’e göre, insanlık için iki ana yol bulunuyor: ya kendini yok edecek ya da köklü ve sürdürülebilir bir dönüşüm gerçekleştirecek. “Gelecek hakkında karamsarım ama insanlar konusunda iyimserim,” diyerek, çözümün insan iradesine ve kolektif çabalara bağlı olduğunu vurguluyor. Ona göre, bu dönüşüm, “gerçek doğrudan demokrasi” ve vatandaşların aktif katılımıyla mümkün olacak. Dijital araçlar ve kolektif eylem biçimleriyle, toplumların bu büyük yapıyı dönüştürmesi mümkün olabilir. Ayrıca, en zenginlerin servet sınırlandırılması gibi önerilerle, ekonomik adaletsizliklerin azaltılabileceğine inanıyor. Kemp, bu tür politikaların sol görüşle ilişkilendirilmesine karşı çıkarak, “Yolsuzlukla mücadele, hükümetlerin hesap verebilirliği ve şirketlerin topluma ve çevreye karşı sorumlulukları, yalnızca solun değil, tüm toplumların ortak hedefleri olmalıdır” diyor.

En az 10 karakter gerekli