Vitaminler, bedenimizin düzgün çalışması ve sağlığının korunması için vazgeçilmezdir. Bu vitaminler arasında özellikle D vitamini, hem hormon hem de vitamin özelliği taşımasıyla öne çıkar. Kas-iskelet sağlığını desteklemek, bağışıklık sistemini güçlendirmek ve sinir fonksiyonlarını düzenlemek gibi birçok kritik görevi üstlenir. Günümüzde, ülkemizde D vitamini eksikliği yaygın bir sağlık sorunu haline gelmiştir. Bu nedenle, vücuttaki D vitamini seviyesinin dengede tutulması, sağlıklı yaşamın temel taşlarından biridir.

Obezite, D vitamini eksikliğinin sık görülen nedenlerinden biridir çünkü fazla yağ dokusu, D vitaminin vücut tarafından kullanılmasını engeller. Ayrıca, yaşlı bireylerde ciltte D vitamini sentezinin azalması, bu eksikliğin başlıca sebeplerindendir. Özellikle güneş ışığına maruz kalma oranı az olan kişiler, koyu ten rengine sahip olanlar, emilim bozuklukları yaşayanlar ve kronik hastalıkları bulunanlar risk altındadır.
D vitamininin kandaki düzeyleri, 25 (OH) D vitamini seviyesinin ölçülmesiyle kolayca tespit edilebilir. Özellikle kış aylarında, düşük güneş ışığı nedeniyle, bu testi yaptırmak ve gerekiyorsa takviye almak oldukça önemlidir. Günlük D vitamini ihtiyacı yaşa ve bireysel duruma göre değişmekle birlikte, genellikle 1000-2000 IU arasında önerilir. Fazla alım ise toksik etkilere yol açabileceğinden, mutlaka doktor kontrolünde alınmalıdır.
D vitamini, sadece bir vitamin değil, aynı zamanda vücutta hormon benzeri etkiler gösteren bir maddedir. Hücrelerin hemen her noktasında önemli etkileri bulunur. Eksikliği, kas güçsüzlüğü, kemik yumuşaması (osteomalazi), kemik erimesi (osteoporoz) ve kırılgan kemiklere yol açabilir. Ayrıca, yeterli D vitamini alımı, bazı kanser türleri (göğüs, kolon, prostat) riskini azaltır. Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, obezite, Parkinson ve Multiple Skleroz gibi kronik hastalıkların gelişimini de engelleyebilir.
D vitamini eksikliği, solunum yolu enfeksiyonlarının, özellikle kış aylarında zatürre ve grip gibi hastalıkların artışına neden olabilir. Aynı zamanda, kronik yorgunluk ve depresyon belirtilerinin şiddetlenmesine katkıda bulunabilir. Yapılan bilimsel araştırmalar, depresyon sorunu yaşayanların %70’inde D vitamini seviyelerinin düşük olduğunu göstermektedir. Düşük D vitamini, cilt solgunluğu, saç dökülmesi, baş ağrısı, el ve ayaklarda soğuma, sık hastalanma ve uyku düzeninde bozukluk gibi sorunlara da yol açabilir.
Sağlıklı bir yaşam için yalnızca besinlere güvenmek yeterli değildir çünkü D vitamini, doğada sınırlı sayıdaki gıdada bulunur ve alınan miktar oldukça düşüktür. Ortalama bir birey, toplam ihtiyacının sadece %20’sini besinler aracılığıyla karşılar. D vitamini açısından zengin gıdalar arasında; balık yağı, somon, uskumru, ringa balığı, ton balığı, karides, süt ürünleri, yumurta sarısı, mantar, yulaf, kakao, maydanoz ve ısırgan otu yer alır. Ayrıca, birçok ülkede süt, ekmek ve tahıllar D vitamini ile güçlendirilir.
Güneş, en doğal ve güçlü D vitamini kaynağıdır. Yaz aylarında ve güneşin dik açıyla geldiği saatlerde, güneş kremi kullanmadan, özellikle avuç içlerini güneşe tutarak 15-20 dakika boyunca güneşlenmek yeterlidir. Bu süre, D vitamini sentezi için genellikle yeterlidir. Yaz aylarında, güneş kremi kullanımı, D vitamini üretimini engelleyebilir; bu nedenle, güneşlenme saatleri ve süreleri iyi ayarlanmalıdır. Kış aylarında ise, sabah 10:00 ile 17:00 saatleri arasında güneş ışınlarına maruz kalmak, D vitamini seviyelerini artırır. Gerekirse, doktor kontrolünde D vitamini takviyesi alınabilir, böylece yıl boyunca sağlıklı seviyeleri korumak mümkün olur.