280 milyon dolarlık 7. nesil Çağrı Bey sondaj gemisi ve 180 kişilik bir mürettebat Doğu Akdeniz’e doğru yol alırken, Somali açıklarında petrol ve doğalgaz arama operasyonlarına katılıyor. Bu görevde, Deniz Kuvvetleri’ne ait TCG Sancaktar, Gökova ve Bafra fırkateynleri ile üç destek gemisi eşlik ediyor; toplamda yedi gemilik kuvvetli bir ekip, bölgede petrol ve doğalgaz arayışını sürdürecek.

Libya, Somali ve diğer ülkelerle birlikte enerji arayışında çeşitli anlaşmalar yürütülüyor. Azerbaycan’da Şafak-Asiman sahasına ortaklık kurulurken, Pakistan ve Kazakistan’da yeni ruhsatlar alındı. Repsol, Chevron, Exxon Mobil ve ESSO Exploration gibi küresel oyuncular Karadeniz ve Akdeniz’deki alanlar için anlaşmalarını güçlendiriyor.

Doğu Akdeniz’e dönülmesi için planlar hâlâ rezerve edilmiş durumda; ancak 2020 yılından itibaren elde edilen haklar ve faaliyetler konusunda kırılgan bir denge sürüyor. Sondaj gemileri ve destek gemilerinin varlığına rağmen, KKTC’nin münhasır ekonomik bölgesinde ruhsatlı parsellerde sondaj ve sismik çalışmalar askıya alınmış görünüyor. Güney Kıbrıs ise bölgedeki gaz keşifleriyle sürdürülen çalışmalarını Norveç, Katar ve ABD’li firmalarla yürütüyor.

Deniz açığında hidrokarbon yataklarının ABD kontrolüne geçmesi iddiası çeşitli siyasi figürlerce tartışılıyor. CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, Chevron anlaşmasıyla Doğu Akdeniz’deki yatakların ABD’nin eline geçtiğini savunuyor ve Türkiye’nin bölgeye sismik ve keşif gemileriyle müdahale etmesi gerektiğini belirtiyor. Aynı partiden Murat Emir ise bölgedeki haklarımızı uzun yıllardır kaybettiğimizi vurguluyor.
Mavi Vatan ve bölgesel haklar ile ilgili konuşmalar ise farklı yönlerden sürüyor. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez, Mavi Vatan konusunun gündemden düşmediğini, Doğu Akdeniz’e çıkmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Eski Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ise sismik çalışmalar ve enerji aramalarının hangi sınırlar içinde yapılacağını ayrıntılı olarak değerlendirmek gerektiğini söylüyor; haklarımızı çiğnetmediğimizi belirtiyor.
Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz ise SÖZCÜ’ne yaptığı açıklamada, bölgenin doğru dengelenmesi için her şartta Mavi Vatana sahip çıkılması gerektiğini, Somali ve Libya’da aktif bulunmanın da stratejik bir karar olduğunu vurguluyor ve 17 Kasım 2020’den bu yana Doğu Akdeniz’de ekonomik varlığımızı sürdüremediğimizi belirtiyor. Gürdeniz, Güney Kıbrıs’ın insiyatifine bırakılmaması gerektiğini ve bölgenin tüm taraflar için adil bir çerçevede yönetilmesi gerektiğini sözlerine ekliyor.
1
Avrupa Birliği’nin Hayvan Refahı ve Sahipsiz Hayvan Sorunu İle İlgili Çalışmaları
2
New Jersey’deki Gizemli Dronlar ve Radyoaktif Materyal Arayışı
3
2024 Yılı Ülkelerin Güvenlik Durumu: En Güvenli ve En Tehlikeli Ülkeler
4
Leicestershire’da Roma Dönemine Ait Tarihi Hazine Bulundu
5
Almanya’nın Şam Büyükelçiliği Yeniden Açıldı