DOLAR 44,1955 -0.07%
EURO 50,6105 0.08%
ALTIN 7.117,40-0,24
BITCOIN 32635403,40%
İstanbul

KAPALI

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Dünya Sağlık Örgütü’nden M Çiçeği Salgını Alarmı

Dünya Sağlık Örgütü’nden M Çiçeği Salgını Alarmı

ABONE OL
17 Ağustos 2024 19:12
Dünya Sağlık Örgütü’nden M Çiçeği Salgını Alarmı
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Dünya Sağlık Örgütü’nden Yeni M Çiçeği Salgını Alarmı

Dünya Sağlık Örgütü'nden Yeni M Çiçeği Salgını Alarmı

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Afrika’daki birçok ülkede ortaya çıkan yeni M çiçeği (mpox) salgını sebebiyle, 2022 yılından sonra ikinci kez küresel halk sağlığı acil durumu ilan etti. Önceki gün ise, M çiçeği virüsünün 2024 dalgasının ilk vakası, Afrika dışındaki bir ülkede, İsveç’te kaydedildi. Vaka sayısının 17 bine ulaşması ve 500’den fazla ölümün gerçekleşmesi, dünya genelinde yeniden salgın alarmı verilmesine neden oldu.

Londra’da yaşayan 36 yaşındaki Türk aktivist Harun Tulunay, 2022’de, Avrupa’da yaklaşık 27 bini bulmak üzere toplamda 90 binden fazla vakaya ulaşan salgın sırasında, halk arasında “maymun çiçeği” olarak bilinen M çiçeği virüsüyle enfekte oldu. Bu süreçte yaşadıklarını sosyal medya üzerinden paylaşarak uluslararası alanda dikkat çekmeyi başardı. Tulunay, Avrupa’daki ilk hastalardan biri olarak DSÖ’nün M çiçeği bilinçlendirme yüzü haline geldi ve birçok bilinçlendirme çalışmasında yer aldı.

“Hayatının 40 Günü Kabusa Dönüştü”

“Hayatının 40 Günü Kabusa Dönüştü”

Yaklaşık 10 yıl önce İngiltere’ye yerleşen Tulunay, 2016 yılında HIV teşhisi aldı ve bu hastalıkla mücadele etmeye başladı. Hızla başlayan HIV tedavisi sayesinde virüs yükü sıfırlandı. Londra’da yaşamaya devam eden Tulunay, pandeminin ilk dalgasında Covid-19’u da geçirdi. 2022 Haziran ayında M çiçeği teşhisi ile hastaneye yatırılan Tulunay, 11 gün hastanede kalarak, toplamda hayatının yaklaşık 40 gününü kabusa dönüştüren bu süreçte yaşadıklarını şöyle ifade etti: “Halen DSÖ’de mpox’ın da içinde bulunduğu enfeksiyon hastalıkları komitesinde hasta temsilcisi olarak yer alıyorum. 2022 yılından bu yana, yani benim mpox hasta yüzü seçildiğimden beri pek çok şey değişti. Birçok bilimsel çalışma yapıldı. Özellikle hastalığın bulaşma yöntemleri, aşı ve tedavi konularında önemli adımlar atıldı. Daha önce hayvanlar üzerinde virüse karşı etkinliği kanıtlanmış, insanlarda ise yan etki profili belirlenmiş bir tedavi (tecovirimat) bana da verilmişti. Bu, hap şeklinde bir ilaç tedavisiydi. İlacı almaya başladıktan 5-6 gün sonra gözlerimi açabildim ve ağrılarım azalmaya başladı.”

“Aşı, Yüzde 95’e Varan Koruma Sağlıyor”

“Aşı, Yüzde 95'e Varan Koruma Sağlıyor”

Oxford Üniversitesi’nin öncülüğünde, ilacın insanlarda virüse etkinliğinin kanıtlanması amacıyla büyük bir bilimsel çalışma başlatıldığını ve bu çalışmaya dahil edildiğini belirten Tulunay, “Platinum Trial” adlı bu araştırmanın, İngiltere, ABD ve diğer ülkeleri de kapsayan uluslararası bir çalışma haline geldiğini ifade etti. “Hastanede yatarken uygulanan tedavimle ilgili verilerim de bu araştırmaya dahil edildi. Ancak benim dışımda, daha çok ayakta geçiren hastalara da bu ilaç tedavisi uygulandı ve etkinliği kanıtlandı. Ayrıca, geçmişte kullanılan çiçek aşısının mpox’a etkili olduğu biliniyor. Bu aşı, uzun süredir önleyici tedavi olarak kullanılıyor ve risk grubundaki hastalara pek çok ülkede dağıtılıyor. İki doz alındıktan sonra yüzde 95’e varan koruma sağlıyor,” diye ekledi.

“COVID, HIV’den Daha Tehlikeli”

Tulunay, hem mpox hem de HIV konusunda toplumda, özellikle Türkiye’de hâlâ önyargıların hakim olduğunu vurguladı. “Örneğin, kontrol altında tutulan HIV, artık risk yaratan bir hastalık değil. Emin olun, şu an Covid-19, HIV’den daha riskli. Mpox da benzer şekilde. 40 günlük bir süreç geçirdim; bunun 11 günü hastanede, 2 haftası evde, 2 hafta sonra tekrar evde kendimi izole ettim. Bu süreçte ağrı içinde kıvrandığım dönemler oldu. HIV ile yaşayan biri olarak, HIV ile ilgili hiçbir zaman sağlık problemi yaşamadım. Ancak mpox’dan çok acı çektim ve bu acıların kimse tarafından yaşanmasını istemem. Hastalığı geçiren biri olarak, aşı yaptırmak zorunda olmadığını söyleyebilirim; hafif atlatma ihtimali oldukça yüksek. Ama bir şey olmasa bile, haftalarca kendini kapatmak zorunda kalıyorsun. Ayrıca, çocuklar, diğer insanlar ve hayvanlar mpox’dan çok ağır etkilenebilirler. Bir kişi bile sağlıklı değilse, bu durum tüm insanları etkileyebilir,” dedi.

“Virüsler Yaş, Cinsiyet ya da Sosyal Statü Tanımaz”

Tulunay, virüslerin cinsiyet, yaş veya sosyal statü gözetmediğini belirterek şunları söyledi: “Pek çok kadın ve çocuk da bu hastalığa yakalandı. 1960-70’li yıllardan beri bu hastalık görülüyor. Herkes ama herkes bu virüslerle karşılaşabilir. Hastaları bir ‘birey’ olarak, insan olarak algılamak gerekiyor. Eski bir virüs olan mpox, genellikle Afrika’da görülüyordu. Ancak ulaşım faktörlerinin değişmesi ve seyahatlerin artmasıyla bu virüsün günün birinde bizi de bulabileceği gerçeğini unutmamalıyız.”

“O Günlere Geri Döneceğimizi Sanmıyorum”

Tulunay, 1960-70’li yıllarda görülen mpox virüsü ile 2022’de salgın yapan virüsün birbirinden farklı olduğunu ve aynı virüsün kendisini adapte etmiş hali olduğunu söyleyerek, panik yaratacak bir süreç olmadığını da vurguladı. “DSÖ, panik olalım diye değil, önlem amacıyla bunu açıkladı. 2022 yılında İngiltere’de çok hızlı yayıldı ve pek çok Avrupa ülkesinde. Hangi ülkede kapanma ya da herhangi bir karantina önlemi alındı? Çünkü sonuçta aşısıyla bunun önüne geçildi ve İngiltere’de vakalar 6 ay içinde sıfırlandı. Alınabilecek önlemler ve tedavisi varken, Covid-19 günlerine geri döneceğimizi düşünmüyorum. Sonuçta, korunmak, tedavi etmekten her zaman daha ucuz ve daha kolaydır,” dedi.

“Birinci Basamak ve Acillerde Farkındalık Artırılmalı”

“Birinci Basamak ve Acillerde Farkındalık Artırılmalı”

Tulunay, sadece seyahatle ilgili kontrollerin yeterli olmadığını, birinci basamak ve acil sağlık hizmetlerinde mpox ile ilgili bilinçlendirme çalışmalarının yapılması gerektiğini belirtti. “Hastalar genellikle yüksek ateşle geldiklerinde grip ya da Covid-19 ile karıştırılabiliyor. Doktorlar, bu riski göz önünde bulundurarak, risk altında olabilecek gruptaki hastaların seyahat geçmişlerini sorgulayıp, mpox testi yaparak önlem alabilirler. Ancak, birinci basamak sağlık hizmetleri ve acil servislerde bu durum bilinmiyorsa ve akıllarına gelmiyorsa, bazı şeyleri kaçırabiliriz. Test imkânlarının artırılması ve gümrük ile seyahat kontrollerinin sıkı tutulması gerekiyor. Bence insanlar komplo teorilerini bir kenara bırakıp, eğer bir aşı varsa ve bu işe yarıyorsa, neden kendi ülkelerinde bu aşının bulunmadığını sorgulamalıdır,” diyerek sözlerini sonlandırdı.

En az 10 karakter gerekli