Ülkemizde devam eden ekonomik kriz, yükselen enflasyon ve hayat pahalılığı, toplumun büyük bir kesimini oluşturan çalışanlar ve emekliler için ciddi sorunlar yaratmaktadır. Bu durum, en temel ihtiyaçların bile karşılanamaz hale gelmesine neden olmaktadır. Nalbantoğlu, enflasyondaki artışa rağmen maaşlara aynı oranda zam yapılmamasının, emeklilerin büyük bir kısmının açlık sınırının altında bir yaşam sürmesine yol açtığını ifade etmiştir.
Emeklilere yönelik bayram ikramiyelerinin, artan hayat pahalılığı karşısında adeta birer komik rakamlara dönüşmesi, bu sorunun bir başka boyutunu ortaya koymaktadır. Nalbantoğlu, TBMM Başkanlığına sunduğu kanun teklifinin gerekçesinde şu ifadelere yer vermiştir:
“Anayasamızda yer alan sosyal hukuk devletinin öncelikli görevi, emekli ve yaşlıları korumak ve insan onuruna uygun bir yaşam standardı sağlayacak bir gelir temin etmektir. Ancak DİSK – AR’ın yaptığı çalışma, ülkemizde ortalama emekli aylığının merkez Avrupa ülkelerinin altıda biri kadar olduğunu göstermektedir. Yine aynı araştırmaya göre:
“BU YIL EN AZ 20 BİN LİRA OLARAK ÖDENMESİ İHTİYAÇ HALİNE GELMİŞTİR”
Öte yandan, TÜRK – İŞ’in açlık ve yoksulluk sınırı araştırmasına göre, Ocak 2025 itibarıyla 4 kişilik bir ailenin aylık gıda harcaması (açlık sınırı) 22 bin 131 liraya, gıda harcaması ile giyim, konut kira, elektrik, su, yakıt, ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri zorunlu ihtiyaçlar için yapılan aylık harcamalarının toplamı ise (yoksulluk sınırı) 72 bin 88 liraya yükselmiştir. İzlenilen politikalara bağlı olarak alım gücünün sürekli düşmesi ve 2025 yılı için yapılan maaş artışları göz önüne alındığında, emeklilerin büyük çoğunluğunun açlık sınırının altında yaşamaya mahkum edildiği net bir şekilde görülmektedir.
Bu çerçevede, yukarıda belirtilen kayıpların bir nebze de olsa telafisi için, 2018 yılından itibaren ödenmeye başlanan bayram ikramiyelerinin öncelikle ekonomik koşullara ve günün şartlarına göre güncellenmesi, bu yıl en az 20 bin lira olarak ödenmesi, gelecek yıldan itibaren ise ödenecek tutarların her yıl bir düzenleme yapmaya gerek kalmadan yeniden değerleme oranında artırılarak belirlenmesi gerektiği, böylelikle ikramiyenin takdire bağlı olmaktan çıkarılmasının bir ihtiyaç haline geldiği vurgulanmıştır.”