Enflasyonla mücadele eden hükümetin uyguladığı ekonomik tedbirler, vatandaşların borç yükünü ve geçim sıkıntısını artırmakta. Bu durum, toplumda işsizlik ve enflasyon sorunlarının derinleşeceği yönünde büyük bir endişe yaratıyor. Yapılan araştırmalara göre, dünya genelinde en büyük kaygı kaynağı %31 oranıyla suç iken, Türkiye’de bu oran %52 ile enflasyon olarak ön plana çıkıyor. Toplumun %82’si ekonomiyi en büyük problem olarak görürken, ikinci sırada ise göçmen sorunu %5 ile yer alıyor. Halkın %72’si Türkiye’nin genel durumundan, %75’i ise ekonominin mevcut durumundan memnun olmadıklarını ifade ediyor. Türkiye’nin genel durumundan memnun olanların oranı yalnızca %4, ekonomide ise bu oran %3 seviyesinde kalıyor.
Araştırma şirketi Ipsos tarafından gerçekleştirilen bir çalışmanın eylül ayı sonuçları, vatandaşların ekonomiye dair değerlendirmelerini ve özellikle işsizlik sorununu ortaya koyuyor. Tüm tedbirlere ve güven açıklamalarına rağmen, toplumun ekonomik beklentilerinde belirgin bir değişim gözlemlenmedi. Araştırmaya katılanların %55’i ekonomik gidişatın daha kötüleşeceğini düşünürken, her 10 kişiden 3’ü mevcut durumun devam edeceğini ifade ediyor. Daha iyiye gideceğini düşünenlerin oranı ise Nisan 2024’ten bu yana düşerek, eylül ayında %5 olarak kaydedildi. Ayrıca, toplumun %66’sı döviz kurunun artacağını düşünürken, düşüş bekleyenlerin oranı yalnızca %14 seviyesinde. İşsizlikte ise %71 oranıyla daha büyük bir artış bekleyenlerin sayısı, Ocak 2023’ten bu yana en yüksek seviye olarak kayıtlara geçti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), enflasyonun hızında her ay bir yavaşlama olduğunu bildiriyor ancak toplumun hissettiği enflasyon ve kaygılar, resmi rakamların çok üzerinde. TÜİK, eylül ayında resmi enflasyonu %49.38 olarak açıklarken, halkın yaklaşık %70’i enflasyonu %52’den yüksek hissediyor. Enflasyonun %52’den düşük olduğunu düşünenlerin oranı ise yalnızca %5 olarak kaydedildi. Eylül ayında toplumun %72’si enflasyonun daha da artacağını belirtirken, %11’lik bir kesim enflasyonda düşüş bekliyor, %17’si ise enflasyonun aynı seviyede kalacağını öngörüyor.
Ekonomik krizin derin izlerini taşıyan vatandaş, sürekli artan fiyatlar karşısında alım gücünün zayıfladığını hissediyor. Toplumun %66’sı alım gücünde azalma yaşadığını açıkça ifade ederken, artış hissedenlerin oranı sadece %4 seviyesinde kalıyor. Ayrıca, toplumun %47’si gelirlerinde bir azalma yaşadığını belirtirken, hane gelirini artıranların oranı %9 ile son 14 ayın en düşük seviyesine düştü. Bu durum, halkın ekonomik kaygılarının ne denli derinleştiğini gözler önüne seriyor.