Orta Doğu’daki gerilimler ve petrol fiyatlarındaki yükseliş, enflasyon risklerini tetikleyerek merkez bankalarının gelecek politikalarını etkileyecek bir döneme işaret ediyor. ABD-İsrail ile İran arasındaki çatışmalardan kaynaklanan belirsizlikler, Hürmüz Boğazı’nı İran’ın kapatma yönündeki açıklamalarıyla birleşince piyasalarda risk iştahını aşağı çekiyor. Bu durum enerji arzı üzerindeki endişeleri artırırken yatırımcılar, üretim kısıtlarının fiyatları daha da yükselteceğini değerlendiriyorlar. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) rezervlerini piyasaya sürmesi de petrol fiyatlarındaki yükselişi frenleyebilmiş görünmüyor.
Artan enerji maliyetleri enflasyon baskılarını güçlendiriyor ve merkez bankalarının politika duruşlarını daha temkinli hale getiriyor. Piyasalardaki beklentiler, Fed’in yılın ilerleyen dönemlerinde faiz indirime geçişini ertelerken yıl genelinde gevşeme adımlarının sayısının azalacağını gösteriyor. ECB için yasalarda ve faizdeki hareketlilik ihtimalleri artarken, BoE’nin faiz indirimi beklentileri ise sakinleşiyor. BoJ için ise yeni bir faiz artışı senaryosu giderek güç kazanıyor.
MERKEZ BANKALARINDAN SIKI PARA POLİTİKASI ADIMLARI Yatırım ve Strateji alanında çalışan Makbule Deniz, enerji fiyatlarındaki artışın beklentileri aşan bir etki yarattığını ve merkez bankalarının yeniden temkinli-ve sıkı bir politika eksenine girebileceğini belirtti. Küresel finansal piyasalarda 2026 yılına dair merkez bankaları arasındaki ayrışmanın enerji maliyetleriyle yönde değiştiğini söyleyen Deniz, bu durumun gezegene yayılan etkilerini şöyle özetledi: “BoE’nin temkinli duruşu, BoJ’un enflasyon baskılarıyla başa çıkma politikası, ECB’nin şahin açıklamaları ve Fed’in bekle-gör yaklaşımı, enerji dalgasının etkilerini silikleşmeden küresel likidite üzerinde belirleyici oluyor.”
Orta Doğu’daki gerilimler, Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin zayıflaması ve Katar’ın LNG üretimini kısması yönünde alınan kararların enerji piyasalarında arz şokunu tetiklediğini gösteriyor. Bu süreç, petrol ve doğal gaz maliyetlerini artırırken, gelişmiş ekonomilerde enflasyon beklentilerini yükseltiyor. Deniz, petrol ve gaz fiyatlarındaki artışın taşıdığı maliyet yükünün gerek tüketici gerekse sektörler üzerinde doğrudan etkileri olduğunu vurguluyor: “Her 10 dolarlık kalıcı fiyat artışı, taşıma ve sigorta giderleriyle birlikte ortalama enflasyonu yaklaşık 0,5–0,7 puan yukarı taşıyabilir.” ABD açısından ise pompa fiyatlarındaki yükselişin enflasyona doğrudan katkısı yaklaşık 0,2 puan olarak hesaplanıyor.
FED’İN FAİZ İNDİRİMİ BEKLENTİLERİ ERTELENDİ, AVRUPA’NIN FAİZ ARTIŞI BEKLENTİLERİ HIZLANDI Enerji fiyatlarındaki yükseliş küresel ölçekte yeni bir maliyet enflasyonu tehdidi doğuruyor. ABD için yükselen petrol fiyatları tüketiciyi olumsuz etkilerken, akaryakıt maliyetlerinin artması Fed’in temkinli duruşunu güçlendirecektir. Swap piyasalarında ise faiz indirimlerinin gecikmesi ihtimali belirginleşti. Avrupa’daki enerji şoku, Avrupa Merkez Bankası’nın (ECB) enflasyon ve büyüme görünümünü etkileyerek, mart kararlarında pas geçişin ötesinde temmuz için iki kez faiz artırımı senaryolarını sahneye taşıyor. Bu durum Avrupa devlet tahvillerinde getirilerin yükselmesine ve durgunluk riskinin artmasına yol açıyor.
İNGİLTERE MERKEZ BANKASI FAİZ İNDİRİMİNİ RAFA KALDIRDI BoE’nin Mart toplantısında indirime gitmesi beklenirken, yılın ilerleyen dönemlerinde 10 baz puanlık bir artış ihtimali konuşulmaya devam ediyor. BoJ ise önümüzdeki toplantıda faizleri sabit tutma yönünde beklentileri güçlendirirken, nisan ayında yeni bir artış olasılığı giderek artıyor. Zayıf yen ve yükselen enerji maliyetleri, BoJ’un daha sıkı para politikası izleyeceği yönündeki görüşleri destekliyor. Swap piyasalarının yansıttığı sonuçlar, BoJ’nun 25 baz puanlık bir artışı öngören olasılığın şu anda yaklaşık yüzde 62 civarında olduğunu gösteriyor.
Arz yönlü şoklarla mücadelede sadece para politikalarının yeterli olmayacağını belirten Deniz, eş güdümlü mali teşviklerin de destekleyici olması gerektiğini ifade ediyor. Bu çerçevede enerji maliyetlerindeki yükselişe karşı politika yapıcıların ortak adımlar atması, potansiyel büyümeyi korumak adına kritik hale geliyor.