Fransa’da mali politikaların sıkılaşmasına karşı yükselen tepkiler, kemer sıkma önlemlerine karşı organize edilen geniş çaplı eylemlere dönüştü. Ülkenin önde gelen işçi sendikalarının çağrısıyla eğitim, sağlık ve toplu taşıma başta olmak üzere birçok sektör etkilendi; Paris ve çevresinde toplu taşıma grevleri günlük yaşamı etkileyen aksamalara yol açtı.
Hükümetin düşmesi üzerine gelen eylemlerin 10 Eylül’de artan hareketliliği, sendikalar ile muhalefetin bugün itibarıyla yeni bir eylem dalgası başlatma kararı almasını beraberinde getirdi. Fransa’nın kamu borcu ve bütçe açığı konularında kamuoyunda büyüyen kaygılar, mali göstergelerin zorlu görünümünü sürdürüyor.
Fransa’nın kamu borcu, Gayri Safi Yurt içi Hasıla (GSYH) açısından yaklaşık %113,9’a denk geliyor ve Uluslararası Para Fonu (IMF) 2030 yılına kadar bu oranı %128’in üzerine çıkarmasını öngörüyor. Bütçe açığı ise 2024 yılında Avrupa Birliği tarafından belirlenen sınırın yaklaşık iki katına ulaşmış durumda. Ülkede 2029’a kadar AB kurallarına uyum hedeflense de uzmanlar, bu hedefin kesintiler yapılmadan elde edilmesinin pek mümkün olmadığını belirtiyor. Borç seviyesinin 3 trilyon 345 milyar euronun üzerinde olduğu ise dikkat çekiyor. Fitch gibi kredi derecelendirme kuruluşlarının bu ay borç notunu düşürmesi ise borçlanma maliyetlerini artırarak hükümetin bütçe hazırlıklarını daha da zorlaştırıyor.
Fransa’daki siyasi iktidarsızlık ise bütçe politikalarının uygulanmasında baskı oluşturuyor. Parlamento üç ana siyasi blok arasında sıkışmış durumda; hiçbir parti mevcut çoğunluğu elde edememekte ve aşırı sağ ile aşırı sol arasındaki bölünme, sosyal yardım politikalarının geleceğini belirsiz kılıyor. Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un vergi indirimlerini sürdürme kararları da borcun sürdürülebilirliği konusundaki tartışmaları körüklüyor. Bununla birlikte sosyal harcamalar, Fransa’da toplam harcamaların GSYH’ye oranını yüzde 57,3 ile kayda değer bir seviyede tutuyor ki bu oran 1980’lerdeki yüzde 40’ın üzerinde.
Fransa’da işsizler için sağlanan destekler de temel bir unsur olarak öne çıkıyor: İşsizlik sigortası, 18 ay ile 57 yaş arasındaki çalışanlar için 27 aya kadar teminat sunuyor. Ancak ekonomik büyümeye paralel olarak borç artış hızı da hız kesmiyor; bunu, COVID-19 salgını ve Ukrayna-Rusya çatışmasının etkileriyle açıklayan analizler bulunuyor.