Fransa’da siyasi istikrarsızlık, yatırımcı güvenini zayıflatıyor ve ülkenin borç sorununu piyasalarda yeniden fiyatlandırıyor. Hükümetteki belirsizlikler, özellikle bankacılık sektörü üzerinde baskıyı artırırken, BNP Paribas, Societe Generale ve Credit Agricole gibi önde gelen bankaların hisse senetleri son haftalarda değer kaybetti. Bu durum, piyasa değerinde yaklaşık 15 milyar euro’luk kayıp olarak dikkat çekiyor ve CAC 40 endeksinin düşüşüne önemli bir katkı sağlıyor.
Geçen yılki erken seçim kararına paralel şekilde yeniden yapılanmanın gölgesinde kalan Fransız bankacılık sistemi, bu yıl da siyasi gelişmelerden etkilendi. 12 aylık dönemde Fransa Devlet tahvillerinde Almanya’ya karşı risk primi (spread) 40 baz puandan 80 baz puanın üzerine çıktı; bu seviye, 2012 borç krizinden bu yana görülen en yüksek rakamlardan biri olarak not ediliyor.
Ekonomik görünüm açısından 2025 ikinci çeyrekte Fransa’nın büyümesinin sadece 0,1% civarında olması ve durgunluk sınırında seyretmesi, yüksek borç yükünün ekonomiyi daha da kırılgan hale getirdiğini gösteriyor. Fransa’nın kamu maliyesi üzerinde hâlâ büyük baskı bulunuyor ve 2026’da yalnızca borç faizlerine ödenmesi beklenen miktar ~120 milyar euro, ülkenin vergi gelirlerinin yaklaşık %15’ine yaklaşacak bir yük anlamına geliyor.
Uzmanlar, siyasi belirsizliğin kredi talebini azaltabileceğini ve temerrüt riskini artırabileceğini belirtiyor. Carrefour CEO’su Alexandre Bompard da bu belirsizliğin ekonomik büyümeye olumsuz etkisini vurguluyor. Fransa’daki kamu borcu, 3,2 trilyon euro seviyesinde olup euro bölgesinin toplam borcunun yaklaşık %20’sine denk geliyor.
İstikrarsızlık zemininde mali disiplinin uygulanabilirliği konusunda da endişeler sürüyor. Sağ partilerin Brüksel’in kemer sıkma politikalarına karşı çıkması, borç krizini çözmek için gerekli mali disiplinin siyasi zeminde uygulanabilirliğini zorlaştırıyor. Yüzde 7,4 seviyesinde olan işsizlik ve stagflasyon benzeri bir tablo, bütçe açığının genişlemesini tetikleyebilir; Fransa’nın bütçe açığı şu anda %5,5 civarında bulunuyor ve AB kuralları bu açığın en fazla %3 olmasını öngörüyor.
Faiz ödemelerinin yüksekliği ve yatırımlara yönelik finansman ihtiyacı, ekonomiyi baskı altında tutuyor. Sadece bu yılın ilk yarısında Fransa’nın faiz ödemeleri 52 milyar euroya ulaşırken, bu miktar eğitim bütçesinin neredeyse yarısına denk geliyor.