Bir anne adayı, gebelik sürecinde ikili ve üçlü tarama testlerini üç kez reddetmiş olsa da, doğum sonrası yaşanan süreçte hakkındaki iddialar tazminat davasını gündeme getirdi. Doktorun, reddedilen test kararını epikriz raporuna ayrıntılı biçimde kaydettiği ve bu bilgilerin dijital ile yazılı kayıtlar aracılığıyla sistemli biçimde belgelendiği belirtildi. Reddedilen testler, anne adayı 14. ve 17. haftalarda da tekrarlanmış olsa da kayıtlar değişmedi.

DOĞUM SONRASI DAVA AÇILDI Doğumun ardından bebeğe Down sendromu teşhisi konulunca, anne gerekli tarama işlemlerinin yapılmadığı gerekçesiyle yargıya başvurdu. Sağlık Bakanlığı ve hastane kayıtlarındaki reddin net belgelenmiş olmasıyla birlikte mahkeme, hekime 77 milyon TL tazminat ödenmesi yönünde karar verdi. Bilirkişi raporuna göre hekimin kusuru bulunmuyor olmasına rağmen bu karar, sağlık hukukunda yeni bir tartışmayı tetikledi.
“SAVUNMACI TIBBİN KAPISI AÇILDI” HEKİMSEN, kararın sadece ilgili hekime değil tüm sağlık sistemi ve hasta-hekim ilişkisine zarar verebileceğini vurguladı. Sendika, benzer kararların artması halinde hekimlerin savunmacı tıbba yönelmesiyle sağlık sisteminin zarar göreceğini ifade etti. “Gereksiz tetkik artışı ve hekimlerin aşırı temkinli davranması kaçınılmaz olur” değerlendirmesi paylaşıldı.
“HASTA İRADESİ KAYIT ALTINDA, HEKİM SUÇLANAMAZ” Açıklamada, hekimin hastanın özgür iradesine saygı gösterdiği ve bunu eksiksiz şekilde yazılı ve dijital kayıtlarla belgelendiği vurgulandı. Sendika, “Bu iradeyi belgelendiren sağlık çalışanları suçlu değildir; sistemin güvencesidir” ifadesiyle karara karşı hukuki ve etik itirazını kamuoyuna duyurdu.
“İTİBAR HAKKI İADE EDİLMELİ” HEKİMSEN, dosyanın üst mahkemeler tarafından yeniden ele alınması gerektiğini belirtti. Hekimin tıbbi sorumluluklarını yerine getirdiği halde bu kadar ağır bir cezaya çarptırılmasının hukuka ve adalete zarar verdiğini savundular. Ayrıca şu ifadeler paylaşıldı: “Bu karar, hekimlerin kafasında ‘test reddedilse bile cezalandırılabilirim’ düşüncesi oluşturur; hasta güvenini ve hekim kararlarını zedeler. Yanlış karardan dönülmesi, sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından hayati önemde olabilir.”