Bankacılık sektörü, dijital kanalların rekabet gücünü daha da belirginleştirdiği 2025 yılında müşteri deneyimini hız, basitlik ve kesintisizlik etrafında şekillendirmeye devam ediyor. Yapay zeka ve yeni teknolojiler dijital dönüşümü hızlandırırken, bankacılık hizmetinin artık cepte olduğu yönündeki vizyon netleşiyor. Güven ve sağlam bilanço her ne kadar temel unsurlar olarak kalmaya devam etse de değer, müşterinin dijital temas noktalarında karşısına çıktığında tanımlanıyor.
2026’ya Yönelik Enflasyon ve Bütçe İçin Perspektifler ING Türkiye Genel Müdürü, 2025’i izleyen süreçte Merkez Bankası’nın faiz kararları ve enflasyonu düşürmeye dönük adımlarını yakından izlediklerini belirtiyor. İlk yarıdaki dalgalanmaları takiben hızlı ve kapsamlı adımların atıldığını, Türk lirası varlıkların istikrara kavuştuğunu ve yerleşik olmayanların portföylerinde güvenin yeniden güçlendiğini ifade ediyor. Rezervlerde mayıs ayından itibaren görülen artış trendinin, yabancı girişleri ve yerli yatırımcıların liraya olan ilgisini desteklediğini de vurguluyor.
Gelecek yıl için öngörüleri şöyle özetliyor: 2026 sonunda yıllık enflasyonun yaklaşık %22 seviyesinde olması ve Dolar/TL’nin yaklaşık 51 civarında dengelenmesi bekleniyor. Orta Vadeli Program’ın (OVP) kademeli mali disiplin ve daha ılımlı büyüme öngörüsü, dezenflasyonu destekleyen bir çerçeve sunarken, kamu ücret ve fiyatlarının hedeflerle uyumlu olması taahhüt ediliyor. Ayrıca GSYH büyümesindeki aşağı yönlü revizyonlar, fiyat istikrarını politika önceliği olarak teyit ediyor. Merkez Bankası’nın enflasyon görünümündeki bozulmaya karşı faiz indirimlerinin hızını azaltması beklenirken, 2026 sonunda politika faizinin yaklaşık %27 seviyesinde olması öngörülüyor. İndirimin büyüklüğünün ise enflasyon görünümü, dolarizasyon, rezerv yeterliliği, büyüme beklentileri ve işgücü piyasasına bağlı olarak şekilleneceği değerlendiriliyor.
Haberin bir parçası olarak belirtildiği üzere, mevduat ve kredi faizleri üzerinde yalnızca politika faizi değil, makro ihtiyati önlemlerin de etkili olduğu ifade ediliyor. Faizlerin düşmesiyle kredi ve mevduat faizlerinde gevşeme bekleniyor; bu sürecin hızı ise makro ihtiyati adımlar tarafından belirlenecek.
İyileşen Net Faiz Marjı ve Artan Komisyon Geliri 2025’in 9 aylık verileri, sektörde net karın 2024’e göre %45 büyüdüğünü gösteriyor. Faizlerin düşmesi net faiz marjını iyileştirirken, artan komisyon gelirlerinin karlılığa katkı sağladığı belirtiliyor. Kredi karşılık giderlerindeki artışa rağmen güçlü sermaye yapısı ve yüksek kredi karşılaması sayesinde karlılık üzerindeki etkilerin sınırlı kaldığı ifade ediliyor. 2026’da faizlerin düşmesiyle net faiz marjlarında daha belirgin bir iyileşme öngörülüyor ve bunun sektöre 2025’ten daha güçlü bir performans kazandırması bekleniyor.
*BU HABERDE YER ALAN İFADELER YATIRIM TAVSİYESİ DEĞİLİR.