
Yapılan kapsamlı bir araştırma, İngiltere’de yaklaşık yarım milyon bireyi hedef alarak sağlık üzerindeki genetik ve çevresel etmenlerin etkisini incelemektedir. Bilim insanları, katılımcıların 22 farklı hastalığa karşı genetik risklerini belirlemenin yanı sıra, obezite ve yüksek tansiyon gibi yaygın sağlık sorunlarını da takip etmiş, yaşlanma hızlarını ölçmek için kan örneklerini analiz etmiştir.
Elde edilen sonuçlar, yaş, cinsiyet ve çevresel faktörlerin bir arada değerlendirildiğinde ölüm risklerinin yaklaşık %66’sının bu değişkenlerle bağlantılı olduğunu ortaya koymuştur. Araştırmanın baş yazarı ve Harvard Üniversitesi’nden araştırmacı Austin Argentieri, bu bulguların beklenmedik olduğunu vurgulayarak, “Çevresel faktörlerin genetik etmenlerden ne kadar daha önemli olduğunu görmek bizi son derece şaşırttı” ifadesini kullanmıştır.
Başlangıçta 164 farklı çevresel faktör incelenmiş, yapılan analizler sonucunda bu sayının 25 temel ölçüme indirildiği belirtilmiştir. Bu temel faktörler arasında aşağıdakiler yer almaktadır:
Araştırmacılar, bu faktörlerin her birinin erken ölüm riskine küçük katkılar sunduğunu, ancak birleşimlerinin riskin ciddi şekilde artmasına yol açtığını vurgulamaktadır. Ayrıca, araştırma, genetik ve çevresel faktörlerin sağlık üzerindeki etkilerinin hastalığa göre değişiklik gösterdiğini de ortaya koymuştur. Örneğin, demans, meme kanseri, prostat kanseri ve kolorektal kanserler durumunda genetik risk daha baskın bir etken olarak öne çıkarken, akciğer, kalp ve karaciğer hastalıkları çevresel faktörlerle daha güçlü bir ilişki sergilemektedir.
Araştırmaya dahil edilmeyen bazı faktörlerin de sağlık üzerinde etkili olabileceği belirtilmekte ve farklı ülkelerde benzer çalışmaların yapılması gerektiği vurgulanmaktadır. Argentieri, “Neyin nerede önemli olduğunu anlamak için dünyanın farklı bölgelerinde daha fazla araştırmaya ihtiyaç var” sözleriyle bu durumu ifade etmiştir. Cambridge Üniversitesi’nden biyoistatistikçi Dr. Stephen Burgess ise araştırmaya katılmamış olmasına rağmen, elde edilen sonuçların genlerin hayatımızı belirleyici bir şekilde etkilemediğini gösterdiğini belirtmiştir. Burgess, “Genetik zar atabilir ama elimizi nasıl oynayacağımız bize bağlıdır” diyerek çevresel faktörlerin değiştirilebilir olduğuna dikkat çekmiştir.