
Çin Bilimler Akademisi’nden (CAS) coğrafyacı Yibo Zhang ve ekibi, 15 bin 535 gölün uydu görüntülerini, iklim ve coğrafi verilerle bir araya getirerek bu ekosistemlerdeki oksijen kaybının sebeplerini detaylı bir şekilde inceledi. Araştırmalar, göllerin yüzde 80’inden fazlasında oksijen seviyelerinin ciddi şekilde azaldığını göstermektedir.
2003 ile 2023 yılları arasında, göllerin %85’i, yılda daha fazla sıcak hava dalgası gününü deneyimlemeye başladı. Artan sıcaklık, suyun oksijen tutma kapasitesini azaltmakta ve bu durum, göllerdeki canlı yaşamını tehdit etmektedir. Sıcak hava dalgalarının, suyun oksijen çözünürlüğündeki ani dalgalanmalarla oksijen kaybının %7.7’sine sebep olduğu tahmin edilmektedir.
Bir diğer önemli etken ise alg patlamalarıdır. Giderek daha sık ve şiddetli hale gelen bu olaylar, ısınan hava koşullarıyla birlikte artan tarımsal gübre ve hayvansal atıkların su yollarına karışmasıyla tetiklenmektedir. Araştırmaya göre bu durum, göllerdeki oksijen kaybının %10’unu oluşturmaktadır. Ancak, en büyük payın uzun vadeli sıcaklık artışlarına ait olduğu ortaya konmuştur. Mevcut iklim ısınması, göllerdeki oksijen kaybının %55’ine kadar olan kısmını açıklamaktadır.
Bilim insanları, en kötü iklim senaryosunda yüzyıl sonuna kadar göllerdeki oksijen seviyelerinin %9 daha düşebileceği uyarısında bulunmaktadır. Doğal ve yapay göller, Dünya’nın kara yüzeyinin yaklaşık 5 milyon kilometrekarelik kısmını kaplar ve bu alanlar, sadece bu ortama özgü canlılara ev sahipliği yapmaktadır. Ancak oksijen seviyelerindeki düşüş, bu ekosistemleri ciddi şekilde tehdit etmekte ve “ölü bölgeler” olarak adlandırılan, canlı yaşamının sürdürülemediği alanların oluşmasına neden olmaktadır.
Örneğin, Yeni Zelanda’da yılan balıkları, Avustralya’da Murray morinası, Polonya ve Almanya’da ise birçok balık ve midye türü, bu ani oksijen düşüşlerinden etkilenerek toplu ölümlere yol açan olayların örneklerini teşkil etmektedir. Daha sıcak atmosfer nedeniyle artan buharlaşma da gölleri etkilemekte ve bu durum, Dünya’nın su döngüsünü hızlandırarak kurak ve sel dönemleri arasında sert geçişlere yol açmaktadır.
CAS ekoloğu Shi Kun, bu durumu düzeltmek için yalnızca küresel ısınmayı yavaşlatmanın yeterli olmadığını, aynı zamanda tarımsal atıkların su yollarına karışmasını da azaltmanın gerektiğini vurgulamaktadır. Kun, “Su altı bitkileri dikmek ve sulak alanlar inşa etmek, göl ekosistemlerini yeniden canlandırmaya yardımcı olabilir” şeklinde açıklamalarda bulunmaktadır.
1
Elon Musk ve Anonymous Arasındaki Dijital Çatışma
2
“Old Smokers” Adı Verilen Yeni Bir Yıldız Türü Keşfedildi
3
Google 2024 Çevre Raporu: Yapay Zeka ve Veri Merkezlerinin Enerji Tüketimi
4
Yağmur Olasılığı: Anlamı, Hesaplanması ve Yanlış Anlamalar
5
Deniz Buzlarının Azalması ve İklim Değişikliği Üzerindeki Etkileri