1950’li ve 1960’lı yıllarda Papua Yeni Gine’nin iç kesimlerinde yaşayan Fore halkı arasında ortaya çıkan ve büyük bir korku dalgası yaratan gizemli hastalık, bilim insanlarının dikkatini çekmişti. O dönemde yapılan araştırmalarda, yaklaşık 11.000 kişilik Fore topluluğuyla temas kuruldu ve her yıl yüzlerce kişinin hayatını kaybettiği fark edildi. Başlangıçta hastalığın çevresel faktörler veya genetik nedenlerle ortaya çıktığı düşünülse de, ilerleyen zamanlarda bu hastalığın gerçek nedeni çok daha karmaşık ve korkutucu bir hale geldi.
Tehlikenin kaynağı, Fore halkının geleneksel defin ritüellerinde gizliydi. Bu topluluk, yakınlarını kaybettikten sonra onların beyinlerini tüketen bir gelenek sürdürüyor ve böylece hastalığın yayılmasını sağlıyordu. Bu uygulama, başlangıçta sadece kültürel bir gelenek olarak görülse de, zamanla hastalığın bulaşma şekli ve nedenleri ortaya çıktı. Birçok bilim insanı, hastalığın temelinde “prion” adı verilen enfeksiyöz proteinlerin bulunduğunu keşfetti ve bu proteinlerin özellikle beyin dokusunda yoğunlaştığını belirtti. Bu nedenle, Fore halkında görülen hastalık, bilim dünyasında “kuru” veya “Gülen hastalık” olarak anılmaya başladı.
Hastalığın en korkutucu yönü, bulaşma şeklinin geleneksel ve oldukça özgün olmasıydı. Fore halkı, yakınlarını kaybettikten sonra onların beyinlerini yiyerek hastalığı yeni nesillere aktarırken, hastalığın kuluçka süresi oldukça uzundu. Kuluçka süresi, genellikle 10-13 yıl arasında değişse de, bazı vakalarda bu süre 50 yıla kadar uzayabiliyordu. Bu uzun kuluçka dönemi, hastalığın fark edilmesini ve önlenmesini oldukça zorlaştırıyordu. En önemli bulaşma riski ise, enfekte olmuş prionların beyinde yoğunlaşmasıyla ortaya çıkıyordu. Bu proteinler, beyin dokusuna temas eden kişilerde hastalığın hızlıca yayılmasına neden oluyordu.
“Kuru” kelimesi, Fore dilinde “kuria” veya “guria” kelimelerinden türemiş olup, “titreme” anlamına gelir. Bu semptom, hastalığın en belirgin ve ilk görülen işareti olmuştur. HeathLine’a göre, kuru hastalığın belirtileri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
Bu semptomlar, hastalığın ilerlemesiyle birlikte kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürür ve sonunda ölümle sonuçlanır. Özellikle “gülen hastalık” olarak anılmasının sebebi, hastalığın en belirgin ve korkutucu belirtisi olan kontrolsüz kahkaha nöbetleridir. Bu durum, hastanın iradesi dışında ortaya çıkan ve psikolojik açıdan oldukça zorlayıcı olan bir belirtidir.
Maalesef, kuru hastalığının bilinen herhangi bir tedavi yöntemi bulunmamaktadır. Semptomlar başladıktan sonra hastalar genellikle yaklaşık bir yıl içinde hayatını kaybetmektedir. University College London (UCL) tarafından yapılan araştırmalara göre, hastalığın son vakaları 2003, 2005 ve 2009 yıllarında kayıtlara geçmiştir. Bu vakalarda, hastalığın kuluçka süresinin 50 yılı aştığı ve hastalığın tamamen ortadan kaldırılamadığı ortaya konmuştur. Kısacası, kuru hastalığı, tıbbi anlamda kontrol altına alınamayan ve tamamen yok edilmesi imkansız bir hastalık olarak kabul edilir.