Halkbank’a yöneltilen İran yaptırımlarını ihlal etmek ve bankacılık dolandırıcılığı iddiaları, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ABD Başkanı Trump arasındaki Beyaz Saray görüşmesinin en kritik konularından biri olarak öne çıktı. Ankara, bankanın ABD’de yargılanmaması gerektiğini savunsa da çeşitli mahkeme kararları bu dokunulmazlık iddiasını zayıflatıyor ve banka için ağır mali sonuçlar doğurabileceğini gösteriyor.

Yaptırımlar ve olası cezai yaptırımlar yalnızca Halkbank’ın bilançosunu etkilemekle kalmıyor; Türkiye’nin kredi notuna da zarar verebilecek potansiyele sahip. Enerji ve savunma alanında alınan bazı kararlar ve Boeing uçakları ile F-16/F-35 konularının da bu konuyu gündemde tuttuğu belirtiliyor. Erdoğan, Washington’a hareketinden önce Halkbank davasının Türkiye’nin egemenlik haklarına aykırı olduğuna vurgu yapmıştı. Bankanın çoğunluk hisselerinin Türkiye Varlık Fonu’na ait olması, yargılanamayacağı yönündeki görüşü savunmayı kolaylaştırıyor görünse de farklı mahkeme kararları bu tezi reddediyor.

Çözüm arayışı Erdoğan ile Trump arasındaki görüşmede, süreci mümkün olan en düşük cezai riskle sonlandırma amacı öne çıktı. Ancak federal düzeyde yargı bağımsızlığı olan ABD’de başkanın doğrudan müdahalesinin sınırlı olması, tek başına bir davayı düşürme ya da sonuçlandırma yetkisini sağlamıyor. Trump, görüşme öncesi yaptığı açıklamada Türkiye’nin önemli bir müttefik olduğunu belirterek dostane çözümler üretebileceklerini ifade etti; yine de yargılama sürecinin işleyişinin bağımsız olduğu vurgusunu yaptı.

İki ülkenin görüşmesi sırasında Reza Zarrab ve Halkbank’a ilişkin davalar köken olarak 2017’deki olaylara dayanıyor. Zarrab’ın itirafçı olarak iş birliği yapması ve Atilla’nın 2018’de aldığı ceza, İran yaptırımlarını delme operasyonunun kilit parçaları olarak görülüyor. 2019’dan beri devam eden süreçte, Halkbank’ın 20 milyar dolar değerinde para akladığı yönündeki iddialar gündemdedir. Dava süreci, yapılacak para cezaları ve yaptırımlar nedeniyle Türkiye’nin mali itibarını ve stratejik ortaklıklarını da etkileyebilecek önemli bir risk olarak duruyor.
Para cezaları ve sivil tazminat talepleri Halkbank ile ilgili dosya, ABD Yüksek Mahkemesi’nin kararına bağlı olarak sonuçlanacak. Dokunulmazlık iddiası reddedilirse, New York Güney Bölgesi’nde yargılama devam edecek ve banka için yüksek para cezaları ile diğer mali yaptırımlar gündeme gelebilir. Hughes davası gibi sivil tazminat davalarının etkisi de hâlâ sürüyor. Bu durum, iki ülkenin ilişkilerinde gerilim unsuru olarak kalmaya devam ediyor.
Davaya ilişkin temel dinamikler Trump ile Erdoğan’ın görüştüğü günlerde bakanlar da süreci yakından izliyor. Dava, iki ülkenin karşılıklı çıkarlarını ve güvenlik politikalarını yakından ilgilendirdiği için, taraflar arasında dengeli bir çözüm arayışı devam ediyor. Ancak nihai karar, bağımsız olan yargı kurumunun kararına bağlı olacak ve bu karar, Halkbank’ın yanı sıra Ankara-Washington hattındaki stratejik dengeleri de şekillendirecek.