Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, enflasyonun son 10 aydır istikrarlı bir şekilde azaldığını ve bu eğilimin devam edeceğine olan inancını dile getirdi. Şimşek, yaptığı açıklamada, “Enflasyonun düşüş trendini sürdürülebilir kılmak ve kalıcı hale getirmek adına çok güçlü bir siyasi irade ve kapsamlı bir makroekonomik programımız var” ifadelerini kullandı. Ayrıca, bu süreçte ortaya koyulan kararlılığın ve disiplinin, ekonominin temel dinamiklerini güçlendirdiğine vurgu yaptı.
Şimşek, son dönemde küresel çapta artan korumacılık eğilimlerine dikkat çekerek, “Ticaret savaşları, küresel ekonomi politikalarındaki belirsizliği artırmakta ve bu durum, ekonomik büyümeyi olumsuz yönde etkilemektedir” dedi. Son 15 yılda ticarette alınan koruyucu önlemlerin sayısında belirgin bir artış gözlemlendiğini vurgulayan Şimşek, özellikle geçen yıl küresel ticaret kısıtlamalarının, finansal kriz öncesine kıyasla 11 kat yükseldiğini belirtti. Bu gelişmelerin, küresel büyümenin yüzde 3 seviyesinin altına inme olasılığını güçlendirdiğini ifade etti.
Gelişmiş ülkelerin imalat sanayisindeki paylarını Çin’e kaptırdığını anlatan Şimşek, “Türkiye, bu ortamda diğer ülkelere kıyasla daha dirençli konumda bulunuyor” diyerek, iki temel neden sıraladı:
Şimşek, Çin’in yüksek tarifelere karşı gösterdiği yanıtların ve arz fazlasının düşük fiyatlarla yeni pazarlara yönlendirilmesinin, Türkiye’nin ekonomi dinamiklerini etkileyebileceğine işaret etti. Ayrıca, yatırımcıların risk iştahındaki azalma ve küresel değer zincirlerinin olumsuz etkilenme ihtimali gibi dolaylı riskleri de göz önünde bulundurduğunu belirtti.
Şimşek, küresel ekonomiyi tehdit eden önemli risklerden biri olan artan borçluluğa dikkat çekti. Son 25 yılda küresel borcun milli gelire oranının 100 puandan fazla artarak %328 seviyesine ulaştığını belirtti. Bu borç seviyesinin, düşük faiz ortamında yönetilebilir olduğunu ancak, küresel faiz oranlarının yükselişi durumunda pek çok ülkenin zor günler yaşayabileceğine işaret etti.
Türkiye’nin bu açıdan avantajlı olduğunu vurgulayan Şimşek, toplam borcunun milli gelire oranının %93 seviyesinde olduğunu ve bunun, gelişmekte olan ülkeler ortalaması olan %245’in oldukça altında kaldığını belirtti. Dünya genelinde yaşlanan nüfus ve demografik dönüşümün, ekonomik göstergeleri ve beklentileri şekillendirmeye devam ettiğine dikkat çekti.
Şimşek, jeopolitik gerginliklerin ve çatışmaların giderek arttığını, bunun da küresel savunma harcamalarını yükselttiğini ifade etti. Bu durumu, küresel ekonomik istikrar açısından önemli bir risk olarak tanımladı.
Şimşek, Türkiye’nin yapısal sorunlara rağmen, bu zorlukları aşma konusunda avantajlı konumda olduğunu belirtti. Haziran 2023’ten bu yana uygulanan makroekonomik istikrar ve reform programının temel hedefleri arasında enflasyonun tek haneli seviyelere indirilmesi, mali disiplinin güçlendirilmesi ve cari açığın azaltılması bulunmaktadır.
Şimşek, “Enflasyon 10 aydır düşüş eğiliminde ve bu devam edecek. Dezenflasyon programını kararlılıkla sürdürüyoruz” dedi ve ekledi: “Güçlü siyasi irade ve kapsamlı politikalarımız sayesinde hedeflerimize ulaşmayı amaçlıyoruz”.
Şimşek, piyasalardaki dalgalanmaların kısa vadeli beklentileri etkilediğini, ancak hedef aralığında kalmayı sürdüreceklerine inandığını ifade etti. Liranın sınırlı değer kaybı yaşadığını ve iç talebin zayıf olması nedeniyle kur geçişgenliğinin düşük olmasını beklediklerini belirtti. Ayrıca, petrol fiyatlarındaki ciddi düşüşün, kur etkilerini dengeleyebileceğine değindi. “Finansal koşullardaki sıkılaşma, aslında dezenflasyonist bir etkidir” şeklinde görüşlerini paylaştı.
Şimşek, Kahramanmaraş merkezli depremler sebebiyle bütçe açığının son iki yılda yaklaşık %5 seviyesine yükseldiğine dikkat çekti. Bu yıl için daha düşük bütçe açığı hedeflediklerini ve harcamalarda disiplinli davranacaklarını ifade etti. “Mali disiplin, dezenflasyonun temel taşıdır” diyerek, piyasalardaki gelişmelerin, Orta Vadeli Program’a göre daha zayıf bir bütçe dengesine sebep olabileceğini belirtti.
Programda cari açığın azaltılması ve uzun vadede sürdürülebilir bir ekonomi yapısına ulaşılması hedefleniyor. Geçen yıl, altın ithalatı hariç olmak üzere, cari fazla verildiğine vurgu yaptı. Şimşek, “İlave adımlar atarak yeşil ve dijital dönüşüm ile sanayide verimlilik ve teknolojiyi artırmayı sürdüreceğiz” diyerek, ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğine işaret etti.
Şimşek, ekonomide dengelenmenin sağlandığını ve istihdamın güçlü seyrettiğini belirtti. “Programımız sayesinde, dış kırılganlıklarımız azaldı ve ülkemizin şoklara karşı dayanıklılığı artırıldı”. Ayrıca, yüksek büyüme ve kalıcı refah seviyeleri için sağlam temel ve yapısal reformlara devam edilmekte olduğunu vurguladı.
Uluslararası Ekonomi Zirvesi’nde, Rönesans Holding Onursal Başkanı Erman Ilıcak, RePie Yatırım Holding Yönetim Kurulu Başkanı Emre Çamlıbel ve Capital&Ekonomist Dergileri Yayın Direktörü Sedef Seçkin Büyük gibi önde gelen isimler de görüşlerini paylaştılar.