Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, yaptığı açıklamada, “Merkez Bankamızın paylaştığı dezenflasyon hedefleri oldukça net ve güven verici. Yıl sonunda enflasyonun, yüzde 70 olasılıkla, yüzde 24 civarında bir orta nokta tahmininde ve geniş bir tahmin aralığında gerçekleşeceğine inanıyoruz.” dedi. Şimşek, Türkiye Bankalar Birliği’nin (TBB) 68. Genel Kurul Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, küresel ekonomi, Türkiye’nin ekonomik durumu ve Orta Vadeli Program (OVP) hakkında detaylı analizlerde bulundu.
Bankacılık sektörünün, programı güçlü bir şekilde desteklediğine dikkat çeken Şimşek, bu desteğin sektör adına büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Ayrıca, sektörün piyasa değeri, program öncesine kıyasla yaklaşık iki katına çıkmış durumda. Karlılık alanında henüz istenilen seviyede olmasa da, piyasanın sektöre olan güveninin oldukça olumlu olduğu ifade edildi. Şimşek, “Bugün bankacılık sektörünün piyasa değeri, defter değerine oranla 0,6 seviyesinden 1,1 seviyesine yükseldi. Bu da piyasanın, programın ve sektörün geleceğine dair oldukça yapıcı ve pozitif bir değerlendirmeye sahip olduğunu gösteriyor.” şeklinde konuştu.
Gelişmeler ve içeriği hakkında da bilgiler veren Şimşek, dezenflasyon programının sürdürülebilirliğine vurgu yaptı. Programın temel amacının fiyat istikrarını sağlamak olduğunu belirten Şimşek, “Sürdürülebilir yüksek büyüme, ancak fiyat istikrarıyla mümkündür ve bu bizim önceliğimizdir” dedi. Son dönemde piyasalarda yaşanan dalgalanmaların dezenflasyon sürecine etkileri hakkında ise şunları söyledi: “Beklentilerde sınırlı bir olumsuzluk yaşadık, TL’de çok cüzi bir değer kaybı oldu. Ancak, Merkez Bankası Başkanı’nın dün yaptığı açıklamalarda da vurgulandığı gibi, kur geçişkenliği zayıflatıldı. Aynı zamanda, küresel petrol fiyatlarının önemli ölçüde gerilemesi ve finansal koşulların daha sıkı hale gelmesi enflasyonu aşağı çekiyor. Bu faktörler, dezenflasyon programının planlandığı gibi devam ettiğine işaret ediyor.”
Şimşek, hizmet enflasyonunda ciddi bir gerileme yaşandığını ve temel mallarda ile mal enflasyonunun yüzde 20-30 aralığına kadar düştüğünü belirtti. “Bu aşağı yönlü trend güçlü bir şekilde devam edecek çünkü para politikası oldukça dezenflasyonist bir rotada ilerliyor. Maliye politikası ve gelirler politikası da destekleyici konumda” ifadelerini kullandı. Ayrıca, önümüzdeki dönemlerde arz yönlü politikaların da hız kazanacağını ifade eden Şimşek, özellikle konut arzının artması ve deprem bölgesinde önemli gelişmeler yaşanacağını, gıda ve yenilenebilir enerji alanlarında önceliklendirmeler yapıldığını sözlerine ekledi.
Şimşek, cari denge konusuna da dikkat çekerek, makrofinansal istikrar açısından bu göstergenin kritik önem taşıdığını vurguladı. Küresel büyümedeki yavaşlamanın Türkiye’nin ihracatını zorlasa da, ihracat performansının sürdürülebilir olduğunu belirtti. İç talepteki yavaşlamanın ithalatı da azalttığını ifade eden Şimşek, düşük petrol fiyatlarının ve yerli doğal gaz üretiminin önümüzdeki yıllarda ivme kazanacağını ve enerji ithalatını sınırlandıracağını söyledi. “Cari açıkta iyileşme devam ediyor ve sürdürülebilirlik açısından önemli bir aşamadayız. Ancak, Asya ticaret savaşları gibi riskler de göz önüne alınmalı” şeklinde uyardı.
Şimşek, bütçe harcamalarının öngörülen çerçevede sürdürüleceğine işaret ederek, “Bütçe giderleri, planlanan bütçe tahminleri doğrultusunda olacak. Kamu borç stokunun milli gelir oranı, yaklaşık yüzde 25 seviyesinde ve gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında oldukça düşük” dedi. Ayrıca, geçmiş yıllarda bütçe disiplinine dikkat çekerek, son 10 yılda yapılan tasarrufların milli gelire oranının yüzde 2,8 seviyesinde olduğunu belirtti ve “Bütçe disiplini ve tasarruf tedbirleri konusunda ciddi ve samimiyiz” ifadelerini kullandı.
Şimşek, sürdürülebilir yüksek büyüme hedefleri doğrultusunda sanayi yatırımlarına ve istihdam artışına önem verdiklerini belirtti. İmalat sanayisinin gelişimi için yeni kredi paketleri ve destek programları devreye alındığını ifade eden Şimşek, “İmalat sanayimizin yaklaşık yüzde 80’i büyümeye devam ediyor ve bu sektörümüz, ekonomimizin temel taşlarından biridir” dedi. Ayrıca, imalat sanayine yönelik çeşitli destekler ve teşviklerin sürdürüleceğine işaret etti.
Programların öngörülen çerçevede yürüdüğünü belirten Şimşek, “Enflasyonu düşürerek, finansmana erişimi kalıcı şekilde artırmak ve reel sektörümüzün büyümesine katkı sağlamak temel hedeflerimizdir” dedi. Ayrıca, bankacılık sektörüne finansmana erişimdeki sorunların aşılması konusunda çağrıda bulunarak, “Hangi alanlarda finansman sağlanabilir ve bu alanlar genişletilebilir? Bunları birlikte çözümleyeceğiz” şeklinde vurgu yaptı.
İhracat performansına da değinen Şimşek, “İhracatımız, küresel büyümenin yavaşlamasına rağmen yüzde 4,3 oranında artış gösterdi ve bu trend devam edecek. Desteklerimiz ve teşviklerimizle, ihracatın önünü açmayı sürdüreceğiz” dedi. Aynı zamanda, enerji ve emtia fiyatlarındaki gelişmelerin dış ticaret açığını olumlu etkilediğine de değindi.
Şimşek, nüfus yapısındaki değişiklikler ve doğurganlık oranındaki azalmaya dikkat çekerek, kadınların iş gücüne katılımını artırmaya yönelik reformların önemine vurgu yaptı. Ayrıca, yapay zeka ve teknolojik gelişmeler konusunda da Türkiye’nin hazırlık seviyesinin yüksek olduğunu belirtti. Dijital altyapıya yapılan yatırımlar ve fiber optik altyapısına odaklanmanın, 5G ve veri merkezleri gibi teknolojik alanlarda önemli gelişmelere kapı açtığını ifade etti.
Şimşek, savunma sanayinde devam eden 1100 projeden ve toplam değerin 100 milyar dolar civarında olduğunu belirterek, önümüzdeki yıllarda bu sektörün ihracatta ilk 10 ülke arasına girmeyi hedeflediğini söyledi. Ayrıca, son 20-25 yıl içerisinde Türkiye’nin savunma sanayinde büyük bir dönüşüm yaşadığını ve artık büyük ithalatçı konumundan ihracatçı konumuna geçiş yapıldığını vurguladı.
Şimşek, PKK terör örgütünün feshetme ve silah bırakma kararına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu gelişmeler, Türkiye ekonomisi ve bölgesel istikrar açısından çok büyük bir kazanım olacaktır. Son 2-3 yılda, terör nedeniyle Türkiye’nin toplam yaklaşık 2 trilyon dolar civarında fırsat kaybı yaşadığı tahmin ediliyor. Terörün sona ermesiyle, bölgeye ve ülkemize daha fazla yatırım ve kalkınma imkanı doğacak” dedi. Ayrıca, bölgesel entegrasyon ve sürdürülebilir kalkınma açısından önemli adımlar atılmaya devam edileceğini sözlerine ekledi.
Şimşek, Merkez Bankası’nın dezenflasyon başarısının, yüksek büyümeyi beraberinde getireceğini vurguladı. Bankaların finansman erişimi konusunda ise, “Kredi verme limitlerine ilişkin endişeler fazla değil. Hangi alanlarda ve hangi koşullarda finansman sağlanabilir? Bunları birlikte çözümleyeceğiz” dedi. Ayrıca, ihracat ve yatırım kredileri gibi çeşitli finansman destekleri ile sektörlerin ihtiyaçlarına yanıt verileceğini belirtti. Türkiye’nin, kısa vadeli ve orta vadeli büyüme hedeflerini sürdürülebilir kılmak adına, finans sektörüne ve reel ekonomiye büyük önem verdiklerini ifade etti.