Brexit sonrası vergi avantajı, İngilizlerin lüks tüketim alışkanlıklarını kökten değiştirdi. Euronews’e göre Londra’nın gösterişli vitrinleri yerine Paris ve Milano’yu tercih eden İngilizler, KDV iadesi sayesinde yaptıkları “daha ucuz” alışverişlerle Avrupa ekonomisine milyarlarca avro katkı sağlıyor. Bu durum, uluslararası turistlere vergisiz alışveriş sunmayan tek büyük ülke konumuna düşen Birleşik Krallık’ın rekabet gücünü zayıflatırken, İngiliz lüks markalarını da zor durumda bıraktı.
Ocak 2021’de İngiltere’nin AB’den ayrılmasıyla birlikte, vatandaşlar AB ülkelerinde “üçüncü ülke gezgini” statüsünü kazanarak KDV iadeli alışveriş yapma hakkı elde etti. Uluslararası Perakendeciler Birliği’nin (AIR) raporuna göre bu durum şaşırtıcı bir tüketim patlamasına yol açtı: 2021’de AB’de 169 milyon avro harcayan İngilizler, 2024 sonu itibarıyla bu rakamı beş kat artırarak 854 milyon avroya (730 milyon sterlin) çıkarmayı öngörüyor. Bu büyüme sadece bir alışveriş artışı değil; otel, seyahat ve restoran harcamalarını kapsayan yepyeni bir “alışveriş turizmi” pazarını da tetikler nitelikte.
Örneğin, Paris’ten yaklaşık 4.200 avroluk bir lüks çanta satın alan bir İngiliz, ortalama yaklaşık 840 avro KDV iadesi alabiliyor. Böyle bir indirim, kıta Avrupası’na yapılacak kısa bir hafta sonu kaçamağını son derece cazip kılıyor. Ancak ironik olan, Birleşik Krallık hükümetinin uluslararası ziyaretçiler için KDV iade programını “maliyet ve karmaşıklık” gerekçeleriyle kaldırması oldu. Bu adım, Birleşik Krallık’ı uluslararası turistlere vergisiz alışveriş sunmayan tek büyük küresel merkez haline getirirken, havalimanlarındaki gümrüksüz mağazalardan alınan elektronik eşyaların bile KDV’den muaf olmadığını gösterdi ve ülkenin turistik çekiciliğine ciddi darbe vurdu.
Bu durumdan en çok etkilenenler, İngiliz lüks markalarını temsil eden güçlü lobinin seslendirdiği endüstri oldu. Walpole adlı lüks savunucusu çatı örgüt, Brexit’in sektöre etkilerini ortaya koyan bir rapor yayımladı: Moda ve aksesuar sektöründeki kayıplar yüzde 64’e kadar ulaştı. AB’ye yapılan lüks mal ihracatının Brexit olmasaydı yüzde 43 daha düşük olacağı öngörülüyor. Walpole CEO’su Helen Brocklebank, “Lüks küresel bir olgudur; ama evi İngiltere ve Avrupa’dır” diyerek tabloyu özetledi. Brocklebank, 2028’e kadar İngiliz lüks sektörünün 125 milyar sterlinlik bir potansiyele sahip olacağını, fakat bu hedefe “bir elleri arkada bağlı şekilde” ulaşamayacaklarını vurguladı.
Markalar, gümrük gecikmeleri, beklenmedik kuryenin ücretleri ve sınır kontrollerindeki tutarsızlık nedeniyle Avrupalı müşterilerini rakip markalara kaptırdıklarını bildiriyor. YouGov anketlerinin de gösterdiği gibi, İngilizlerin lüks ürünlere olan talebi sürüyor; ancak mevcut politikalar nedeniyle bu harcamalar Manş Tüneli’nin karşı tarafına kayıyor. Westminster hükümeti vergisiz alışverişi yeniden gündemine almadıkça, Paris veya Milano’da bir İngiliz kartının her kullanımı Londra’da kaybedilmiş bir satış anlamına gelmeye devam edecek.

1
Avrupa Birliği’nin Hayvan Refahı ve Sahipsiz Hayvan Sorunu İle İlgili Çalışmaları
2
New Jersey’deki Gizemli Dronlar ve Radyoaktif Materyal Arayışı
3
2024 Yılı Ülkelerin Güvenlik Durumu: En Güvenli ve En Tehlikeli Ülkeler
4
Leicestershire’da Roma Dönemine Ait Tarihi Hazine Bulundu
5
Kritik Altyapıların Kesintiye Uğrayabileceği Günlerde Evde Nakit Bulundurmanın Önemi