Bu hafta yapılan açıklamalarda ABD Başkanı’nın İran’a karşı olası bir çatışmada “kolayca galip geleceğini” ileri sürmesiyle gündeme gelen tartışmalar, uydu görüntülerinin gösterdiği meşakkatli hazırlıklar karşısında zayıflıyor. İran’ın kritik tesisleri üzerinde yürütülen çalışmalar, savunma kapasitelerini güçlendirmek adına ardı ardına adımlar atıyor ve bu da Pentagon’un hedef aldığı alanların güvenliğini artırıyor.

İşte son uydu analizlerinden çıkan başlıklar: İranlı mühendislerin, B-2 hava saldırılarının hedeflediği bazı üsler ve nükleer tesisler çevresinde onarım ve güçlendirme çalışmaları sürdürdüğü görüldü. Hasara rağmen bazı yapılar tam anlamıyla ortadan kaldırılamamış durumda; İran, bu yapıları “bombalara karşı dayanıklı” hale getirmek için zamana karşı yarışıyor. Ayrıca ülke, Çin ve Rusya’dan yüzlerce hava savunma sistemi edinerek savunma kabiliyetini genişletiyor.
Görüntüler İran’ın nükleer programıyla ilgili kilit noktaları yeniden gündeme getiriyor: Isfahan’daki kompleksin yakınındaki tünellerin sığınak delici mühimmatlarla kapatıldığı ve burada saklanan zenginleştirilmiş uranyumun önemli bir bölümünü koruma amacı güdüldüğü iddia ediliyor. Uluslararası güvenlik örgütlerine göre, şu anda yaklaşık 440 kilogram uranyum bu amaçla değerlendiriliyor. Bu alandaki güvenlik önlemleri kapsamında, S-300 hava savunma sistemleri ve İran yapımı füze rampalarıyla çevresinin güçlendirildiği belirtiliyor.

Rusya’dan gelen savunma işbirliği ile birlikte, İran’ın hava savunma kapasitesinin artırıldığı ve bazı uçuşların erken tespit edilmesini sağlayacak radar sistemleri satın alındığı kaydediliyor. Özellikle Rus ve Çin teknolojilerine dayanarak geliştirilen savunma mekanizmaları, ABD’nin hayalet uçaklarına karşı İran’ın karşı koymasını kolaylaştırıyor.
ABD donanması için kritik tehdit olarak görülen uçak gemilerine karşı alınan önlemler kapsamında, Çin üretimi CM-302 füzelerinin kullanıma alınması planlanıyor. Bu füzeler, deniz hattına yakın bölgelerde yüksek hızlarda ilerleyerek hava savunma sistemlerini aşabilme potansiyeli taşıyor ve İran’ın askeri dokusunu güçlendirmek için stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor. Teslimat süreci 2025 yılında başlamış olan bu anlaşmanın, gemi filoları üzerinde yaratacağı baskı henüz netleşmedi.

İran’ın iç ve dış baskılar arasındaki denge sürüyor. Trump yönetiminin, İran’a karşı agresif bir politika izlemek konusunda ısrarcı davranması, ülkenin iç siyasi dengeleriyle birlikte kararlarını etkileyebiliyor. Yetkili kaynaklar, operasyon ihtimalinin güncel sınırlarını konuşurken, bir yanda ekonomik baskılar, diğer yanda dost olarak sunulan eski ittifaklar, Washington’un yaklaşımını yeniden şekillendirebiliyor. İsrail’in de bu süreçte ABD üzerinde baskısını sürdürdüğü ve olası bir operasyonun siyasi maliyetlerini hesaba kattığı belirtiliyor.
Görüşler ve belirsizlikler doğrultusunda, istihbarat ve savunma planlarının gerçek etkileri henüz netleşmedi. Analistler, İran’ın sahadaki savunma ve tespit mekanizmalarının, olası bir karşı saldırıyı engellemek için kendi başına yeterli olmadığını ancak operasyonel riskleri önemli ölçüde artırdığını ifade ediyor. Bu süreçte, ABD’nin askeri hazırlıklarını sürdürmesi ve İsrail’in baskılarını sürdürmesi, bölgesel dengeleri yine değiştirebilecek nitelikte görünüyor.






1
Avrupa Birliği’nin Hayvan Refahı ve Sahipsiz Hayvan Sorunu İle İlgili Çalışmaları
2
New Jersey’deki Gizemli Dronlar ve Radyoaktif Materyal Arayışı
3
2024 Yılı Ülkelerin Güvenlik Durumu: En Güvenli ve En Tehlikeli Ülkeler
4
Leicestershire’da Roma Dönemine Ait Tarihi Hazine Bulundu
5
Almanya’nın Şam Büyükelçiliği Yeniden Açıldı