COVID-19 sonrası toparlanmanın darkafası birçok ekonomide dengesiz ilerledi. ABD’de YÜKSEK GELİR GRUBUNUN tüketimden aldığı pay artarken, alt gelirli kesimin harcamaları enflasyon ve istihdamdaki zorluklar nedeniyle daralmaya yöneldi. Bu durum, toplumsal gelir dağılımında belirginleşen uçurumu yeniden gündeme getiriyor.
EN ZENGİN YÜZDE 10 HANEHALKININ SERVETİ %67’YE ULAŞMAKTA ve alt %90’lık kesim ise toplam servetin küçük bir kısmını elinde tutuyor. Bu veriler Fed’in beyanlarına dayanıyor ve gelir dağılımındaki yoğunlaşmanın 1981’den bu yana daha netleştiğini gösteriyor. Ayrıca tüketici harcamalarının büyük bölümünün üst gelir grubunda yoğunlaştığına dair işaretler, ekonomik aktivitenin üçte ikisinin tüketiciden geldiğini gösteren bir tabloya işaret ediyor.
Bej Kitap raporu da bu ayrışmayı doğrular nitelikte; genel olarak harcamalar düşerken, üst kesiminki belirli bir direnç gösteriyor. Ekonomistler, bu durumun finansal istikrar ve görünüm açısından riskler içerdiğine dikkat çekiyor. Üst gelir gruplarının harcamaya devam ettiği sürece resesyon ihtimalinin düşük kalabileceğini, ancak bu grubun temkinli davranması halinde ekonominin karşı karşıya kalacağı sorunlar olduğunu belirtiyorlar.
“K ŞEKİLLİ EKONOMİ” TERİMİ UYLAMALI: UÇURUM KAPSAMININ GENİŞLEME AÇILARI William & Mary Üniversitesi’nden Peter W. Atwater’ın değerlendirmeleri, K şekilli ekonominin beyaz yakalılar ile mavi yakalılar arasındaki farkların belirginleştiği bir tabloyu betimliyor. Atwater, bu kavramı şu şekilde özetliyor: üst kısım hızla yükselirken alt kısım giderek geride kalıyor. Ekonominin bu yönü, yatırım servetinin en üstte yoğunlaşması, tüketim harcamalarında üst kesimin payının artması ve güven yoğunluğunun sadece üst kesimde kalmasıyla belirginleşmektedir.
ÜST KESİMİN GÜVENİNİN finansal kazançlara bağımlı olduğu düşüncesiyle, damlama etkisinin (trickle-down) beklentileriyle birleşen bir tablo oluşuyor. Atwater, yüksek gelir grubunun refahı için yaratılan faydaların alt kesimlere yansımadığını ve bunun temel ihtiyaçlarda maliyetli enflasyon etkileriyle birleştiğini ifade ediyor. Üst kısım için yapay zekâ ve teknoloji odaklı büyüme ise, şu anda ekonominin bu katmanının yükünü daha da artırıyor.
KREDİ SORUNLARI GELİR DAĞILIMININ ALT KESİMLERİNDE CİDDİ BİR DEVAM EDİYOR şeklinde konuşan Moody’s Analytics’e göre, alt kesimde krediyle ilgili sorunlar ciddi ölçekte ortaya çıkıyor. Buna karşılık orta gelirli grubun konut fiyatlarındaki hafifleşen baskı ile dengeleniyor görünüm sergilediği düşünülüyor. Uzun vadede yüksek gelirli tüketicilerin harcamalarındaki artışın payı yükselirken, geçerli para politikalarının bu ayrışmayı ne derece dengede tutacağı kilit rol oynayacak.
K ŞEKİLLİ EKONOMİ’nin POTANSİYEL RİSKLERİ arasında, ekonomik performansın yüksek gelirli hanelerin servetine bağlı olması, borsanın dalgalanması ve alt gelir gruplarında kredi sorunlarının daha da derinleşmesi yer alıyor. Ayrıca bu tablo, toplumsal huzursuzluk ve siyasi kutuplaşmayı da tetikleyici unsurlar barındırıyor. Finans sektörü genel olarak sağlam görünse de bazı yüksek riskli kredilerde görüntülenen sorunlar, beklenmedik bir sistemi vurabilir durumda.