Hükümetler arası kurumlar ile tarım otoritesi tarafından yayımlanan yeni Beslenme Rehberi, mevcut kronik hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde beslenmenin merkezi rolünü vurguluyor. Bu çerçevede, beslenmenin eski modellerden farklı olarak bireylerin yaşam kalitesini doğrudan etkileyen bir unsur olarak ele alınması öne çıkıyor.

Türkiye’de obezite prevalansının yüksekliğine dikkat çekilerek halk sağlığı boyutunun artık bireysel tercihlerden bağımsız bir sorun olduğu aktarılıyor. Veriler, yetişkin nüfusun yarısından fazlasında diyabet veya prediyabet işaretleri olduğunu gösteriyor ve bu durum, beslenme politikalarının köklü bir değişimi gerektirdiğini işaret ediyor.
Yağ yaklaşımlarında da köklü dönüşüm yaşanıyor. Toplam yağ miktarından çok, yağın kaynağı ve işlem görmüşlük düzeyi belirleyici hale geliyor. Sağlıklı yağ kaynakları ile işlenmiş yağlar arasındaki fark belirginleşirken, yağ tüketiminde seçici ve kaliteli tercihler ön planda.
Makro besinler konusunda yeni rehber, uzun yıllar süregelen düşük yağlı ve yüksek karbonhidratlı modeller yerine, bireylerin yaş, fizyolojik durum ve sağlık hedeflerine göre dengeli protein alımını güvence altına almayı öneriyor. Yeterli protein temel bir ilke olarak kabul ediliyor ve özellikle çocuklar için büyüme ile bilişsel gelişim üzerinde olumlu etkiler bekleniyor.

ABD’de enerji tüketiminin önemli bir kısmını oluşturan aşırı işlenmiş gıdalar, obezite, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarla güçlü bir ilişki sergiliyor. Bu nedenle federal düzeyde bu tür gıdaların sınırlandırılması yönünde net bir uyarı yer alıyor ve hedef, tüketimi gerçek gıdaya yönlendirmek olarak belirleniyor.
Çocuk sağlığına özel vurgu yapan rehber; şekerli içecekler ve yapay tatlandırıcılar ile yoğun katkı maddelerinin bağırsak sağlığı ve metabolik dengenin bozulmasına yaratabileceği riskleri ortaya koyuyor. Okul yemekleri ve çocuk beslenme programları bu bağlamda stratejik öneme sahip olarak değerlendiriliyor.
Sağlıklı beslenme için temel mesajlar – Gerçek gıdayı esas alın, aşırı işlenmiş ürünlerden uzak durun, mevsiminde ve yerel olanları tercih edin. Tahılları tam olarak tüketin ve beyazlatılmış olanları sınırlayın. Özellikle süt ürünlerinde işlemsiz çiğ ürünlerden kaçınmak, pastörizasyonla mikropları yok etmek açısından önemlidir. Ayrıca yeterli protein alımını hedefleyerek yağın niteliğine odaklanın. Bu yaklaşım, yalnızca kilo yönetimini değil, uzun vadeli sağlığı güvence altına alır.
Geleneksel, az işlenmiş besinler yeniden değer kazanıyor. Bağırsak mikrobiyomunun bağışıklık sistemi, metabolik sağlık ve beyin fonksiyonlarıyla etkileşimini içeren bu yaklaşım, gıdaların doğal ve minimum işlem görmüş formları üzerinden beslenmeyi öne çıkarıyor. Lif açısından zengin sebzeler, yoğurt ve kefir gibi fermente gıdalar ile geleneksel gıdaların temel konumunu koruduğu bir beslenme modeli öneriliyor.