James Webb Uzay Teleskobu (JWST), derin uzayı incelemeye başladığından bu yana astronomide bazı görüntülerin sanki Photoshop ile değiştirilmiş gibi görünen parlak noktalar belirdiğini gösterdi. Bu fark, özellikle küçük ve parlak kırmızı noktalar olarak adlandırılan LRD’ler için geçerliydi. Princeton Üniversitesi’nden Profesör Jenny Greene, bu nesnelerle ilgili şaşkınlığını şu sözlerle ifade ediyor: Kariyerimde ilk kez, bu kadar net neden olduklarını bilmediğimiz bir şeye çalışıyorum. Onlara gizem demek bile bu noktada adil gelebiliyor.

NE OLDUĞUNU HENÜZ BİLMİYORUZ Bu terim, 2024 yılında Avusturya Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden Jorryt Matthee tarafından “Küçük Kırmızı Noktalar” olarak benimsendi. Bilimsel adı olan giriş hatlı H-alfa yayıcılar yerine bu sade adın seçilmesi, isminin akılda kalıcılığını artırmayı amaçladı. Peki neden kırmızı görünümlü bu noktalar? Başlarda evrenin genişlemesiyle ışığın kırmızıya kırılması ve çevrelerindeki toz bulutları bu etkiye yol açtığı düşünülüyordu. Ancak Matthee’ye göre, asıl yaklaşım değişti: artık bunların büyüyen kara delikler nedeniyle kırmızı göründüğüne inanılıyor, toz yüzünden değil. Bu nedenle yoğun hidrojen gazı da etkili bir renk vermekte.
Fotoğraf:NASA/ESA/CSA/STScI/Dale Kocevski/Colby College
KARA DELİK YILDIZLARI Harvard-Smithsonian Astrofizik Merkezi’nin RUBIES programı, JWST’nin 60 saatini bu kırmızı nesneleri incelemeye adadı ve The Cliff adı verilen bir spektral özelliği kaydetti. Işığın ultraviyoleden kırmızıya hızlıca geçiş yapması, de Graaff için daha önce gözlemlenmemiş bir durum. Bu nesneleri bazılarına göre gerçek anlamda “kara delik yıldızları” olarak adlandırmak mümkün. Bu kavram, nükleer füzyonla değil, merkezlerindeki kara deliklere düşen maddeyle ışık saçan bir yapıyı işaret ediyor. KAYIP HALKALIK TEORİSİ LRD’ler galaksilerin merkezi süper kütleli kara deliklerinin oluşum süreçlerine dair “kayıp halka”lar olarak da görülebilir: Samanyolu gibi uzak galaksilerde bu kara deliklerin nasıl oluştuğu sorusu halen çözülmüş değil. LRD’ler, bu doğum sürecinin erken evrelerini veya bebeklik aşamasını temsil ediyor olabilir. Colorado Boulder Üniversitesi’nden Mitch Begelman’ın 2006’da öne sürdüğü Quasi-Star kuramı, devasa bir ön yıldızın çökmesiyle oluşan kara deliğin etrafındaki gazı bir yıldız gibi parlatması fikrini içerir. Bu model, LRD’ler için hâlâ “kesin kanıt” olmadan da açıklayıcı bir çerçeve sunar.
MPIA/HdA/T. Müller/A. de Graaff

JAMES WEBB’İN BAŞARISI LRD’ler çoğunlukla evrenin ilk milyar yılına, yani çok uzaklara dair. Yakınımızda bulunan birkaç örnek ise bu gizemi çözmek adına önemli bir fırsat sunuyor. Bilim insanları bu konuda ikiye bölünmüş durumda: bazıları LRD’lerin quasi-star olması ihtimaline vurgu yaparken, diğerleri hâlâ alternatif açıklamalara odaklanıyor. Matthee, bu konudaki temkinli tutumunu sürdürüyor: “Quasi-star olasılığı harika olurdu, ancak diğer senaryoları henüz kesin olarak elemediğimiz için net bir yargıya varmıyoruz.” Anna de Graaff ise JWST’nin başarısını şu sözlerle özetliyor: “Bize bilinmeyenleri gösteren bir görev olarak bu proje, galaksiye, kara deliğe ve yıldıza benzer yeni bir bulmaca verdi.” Görülen o ki, bu küçük kırmızı noktalar ya mevcut teorileri pekiştirecek ya da evren anlayışımızı kökten değiştirecek yeni bir gök cismi türünün kapısını aralıyor.
1
Elon Musk ve Anonymous Arasındaki Dijital Çatışma
2
“Old Smokers” Adı Verilen Yeni Bir Yıldız Türü Keşfedildi
3
Google 2024 Çevre Raporu: Yapay Zeka ve Veri Merkezlerinin Enerji Tüketimi
4
Yağmur Olasılığı: Anlamı, Hesaplanması ve Yanlış Anlamalar
5
Deniz Buzlarının Azalması ve İklim Değişikliği Üzerindeki Etkileri