Pakistan ordusunun resmi sözcüsü, Hindistan’ın ülke genelinde en az üç noktaya ve Pakistan’ın kontrolü altındaki Keşmir bölgesine yönelik kapsamlı bir füze saldırısı düzenlediğini açıkladı. Pakistan Dışişleri Bakanı Muhammad Ishaq Dar ise saldırılarda toplamda 8 sivilin yaşamını yitirdiğini ve 35 kişinin çeşitli yaralanmalarla hastanelere kaldırıldığını bildirdi. Buna karşılık, Hindistan Ordusu Sözcüsü, Keşmir bölgesinde 3 sivilin hayatını kaybettiğini ve bölgedeki gerginliğin sürdüğünü duyurdu. Hindistan hükûmeti, saldırılara misilleme olarak Pakistan ve bölgedeki kontrol noktalarına toplamda dokuz hedefe hava operasyonları düzenlediğini açıkladı.

Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, yaptığı açıklamada, “Hiçbir provokasyon olmadan gerçekleştirilen bu korkakça saldırıya kararlılıkla karşılık vereceğiz” diyerek duruma sert tepki gösterdi. Ayrıca, ülkenin Ulusal Güvenlik Komitesi’nin Çarşamba sabahı olağanüstü bir toplantı yaptığı bilgisi paylaşıldı. Her iki taraf da sivil yerleşimleri hedef aldıklarını iddia ederken, Pakistan ordusu, saldırıların ardından üç yerleşim bölgesinde çok sayıda yapıya, hatta bir camiye de hasar verildiğini ve en az iki Hint savaş uçağı ile bir insansız hava aracının düşürüldüğünü öne sürdü. Hindistan ise operasyonlarını “terörist altyapıya” karşı yürüttüklerini belirtti.
Gerginlik, 22 Nisan’da gerçekleşen ve 26 turistin hayatını kaybettiği Keşmir saldırısından sonra daha da tırmandı. Bu olay, bölgedeki iki ülke arasındaki kriz dinamiklerini yeniden gündeme getirdi. Her iki taraf da karşılıklı olarak sivil yerleşimlerin hedef alındığını iddia ederken, uluslararası toplum da endişe ile bu gelişmeleri takip ediyor. Birçok ülke ve uluslararası kuruluş, çatışmaların daha fazla büyümesini önlemek amacıyla diplomatik çağrılar yaptı.
BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, taraflara askeri gerilimi azaltma yönünde çağrıda bulunurken, Çin Dışişleri Bakanlığı da “üzüntü ve esefle” karşılandığını belirtti. ABD’den ise krizin hızlıca sona erdirilmesi yönünde umutlar dile getirildi. Ayrıca, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, bölgedeki gelişmeleri yakından takip ederek diplomatik temaslarda bulunmak üzere bölgeye hareket etti.

Hindistan ve Pakistan arasındaki en uzun süredir devam eden ve karmaşık bir ihtilaf olan Keşmir sorunu, 1947 yılında İngiltere’den bağımsızlıklarını kazandıktan hemen sonra ortaya çıktı. Bu dağlık ve stratejik bölge, hem nüfus yapısı hem de jeopolitik konumu itibariyle bölge ülkeleri için büyük önem taşıyor. Müslüman çoğunluğa sahip olan Keşmir Prensliği’nin, bağımsızlık sonrası Hindistan’a katılma kararı alması, bölgedeki Müslüman halkta ciddi tepkilere neden oldu.
1947 sonbaharında başlayan çatışmalar, Birleşmiş Milletler’in devreye girmesiyle 1949 yılında durduruldu; ancak bölgedeki gerilimin tamamen sona erdiği söylenemez. Hindistan, bölgedeki kontrolünü fiilen güçlendirmek amacıyla Cammu ve Keşmir adıyla toprakları resmen ilhak etti. Takip eden yıllarda 1965, 1971 ve 1999 yıllarında yaşanan savaşlar, bölgenin çatışma ortamını körükledi. 1972’de imzalanan Şimla Antlaşması ile iki ülke arasında silahlı sınır çizgisi (LoC) oluşturuldu ve fiili bölünme kabul edildi; ancak, gerilimler devam etti.
1980’lerin sonunda başlayan ve günümüzde de devam eden ayaklanmalar, bölgedeki güvenlik güçleriyle sivil halk arasında şiddetli çatışmalara sebep oldu. 2019 yılında Hindistan’ın anayasanın 370. maddesini kaldırarak bölgenin özel statüsünü iptal etmesi, bölgedeki siyasi krizi yeni bir seviyeye taşıdı. Bu karar, bölgeyi merkezî yönetimin kontrolüne alırken, aynı zamanda bölge halkında büyük protestolara neden oldu. Bu adımın ardından, Cammu Keşmir ve Ladakh bölgeleri, merkezi hükümetin doğrudan kontrolüne geçti ve bölgedeki istikrar uzun süreli belirsizliklere yol açtı.
Son yıllarda gerçekleştirilen parlamento seçimleri ve yeni anayasal düzenlemeler, Keşmir’in geleceğine ilişkin yeni umutlar doğurdu. Eylül-Ekim 2024’teki üç aşamalı oylamada, bölgenin geleceği hakkında söz sahibi olacak sandıklar kuruldu ve ittifaklar, bölgedeki özel statüyü yeniden kazandırma vaadiyle oy topladı. Ancak, Hindistan merkezi yönetimi bu vaatleri yerine getirmeyi reddediyor ve bölgedeki politik istikrarsızlık sürüyor.
Her yıl 5 Şubat’ta “Keşmir Dayanışma Günü” kutlamalarıyla uluslararası dikkatleri bölgeye çekmeye devam eden Pakistan, çözüm için barışçıl yolları tercih ediyor. Hindistan ise, bölgenin güvenliği ve bütünlüğü üzerine odaklanmış durumda. Bu uzun süreli ve karmaşık ihtilaf, bölgesel istikrarı tehdit etmeye devam ederken, iki nükleer gücün ilişkilerini de gölgelemektedir.
1
Avrupa Birliği’nin Hayvan Refahı ve Sahipsiz Hayvan Sorunu İle İlgili Çalışmaları
2
New Jersey’deki Gizemli Dronlar ve Radyoaktif Materyal Arayışı
3
2024 Yılı Ülkelerin Güvenlik Durumu: En Güvenli ve En Tehlikeli Ülkeler
4
Kritik Altyapıların Kesintiye Uğrayabileceği Günlerde Evde Nakit Bulundurmanın Önemi
5
Leicestershire’da Roma Dönemine Ait Tarihi Hazine Bulundu