Günlük alışkanlıklarımızda sıkça karşımıza çıkan makyaj ürünlerinin, duyarlı ve hassas bölgelerimize olan etkileri genelde fark edilmeyebilir. Özellikle ruj gibi dudakla doğrudan temas eden ürünler, bilinçli kullanımın ötesinde uzun vadede bazı sağlık riskleri yaratabilir. UC Berkeley araştırmacıları tarafından yürütülen bir çalışmanın bulguları, piyasada bulunan pek çok ruj ve parlatıcı için yüksek metal içeriğine işaret ediyor ve bu durumun günlük krom, kadmiyum, kurşun gibi elementlerle ilişkili olabileceğini gösteriyor.

Ağır metal birikimi ve toksisite çalışmalar, çeşitli rujlarda krom, kadmiyum, çrom (krom yazımı düzeltildi) ve alüminyum gibi metal ve alaşımları tespit etmiş durumda. Krom, mide tümörleriyle bağlantılı olabilen bir kanserojen olarak belirtiliyor ve yoğun ruj kullanımı halinde bu elementin günlük alımı güvenli sınırları aşabilir. Kadmiyum ise böbrek zararlarına yol açabilir ve uzun vadede kemik yoğunluğunu olumsuz etkileyebilir. Ayrıca Mangan merkezi sinir sistemi üzerinde toksik etkiler yaratabilir.
Hormonal bozuluklar rujların raf ömrünü uzatmak amacıyla kullanılan bazı parabenler ile koku verici ftalatlar, vücutta östrojen hormonunu taklit edebilir. Frontiers in Public Health (2024) verileri, bu kimyasalların hormonal dengeyi bozarak üreme sağlığı ve gelişim üzerinde potansiyel riskler taşıdığını ortaya koyuyor.

Kurşun ve nörolojik gelişim FDA’nin incelemelerinde, test edilen rujların çoğunda kurşun izi tespit edilmiştir. Kurşun için güvenli bir alt sınır olmaması nedeniyle, vücutta birikecek şekilde yüksek tansiyon, böbrek sorunları ve hamilelik sürecinde fetüsün beyin gelişimini etkileyebilecek sonuçlar doğurabilir.
Dudak bariyerinin bozulması klinik gözlemler, ruj kullanıcılarının yaklaşık %38’inde dudaklarda kuruluk, çatlama ve hiperpigmentasyon gibi reaksiyonların görüldüğünü gösteriyor. İçeriğindeki sentetik boyalar ile petrol türevli maddeler dudak mukozasının doğal nem dengesini bozarak kronik dudak iltihabına yol açabilir.

