Statinler, karaciğerde kolesterol sentezinde kritik rol oynayan HMG-CoA redüktaz enzimini inhibe ederek, kan dolaşımındaki düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) seviyelerini etkili biçimde düşürür. Uzun vadeli klinik çalışmalarla etkinliği kanıtlanmış olsa da, her bireyde aynı derecede fayda sağlamayabilir. Bu nedenle, kişisel risk faktörlerine göre değerlendirme önemlidir. (Kaynak: Circulation Research, 2018; Mayo Clinic, 2022)
İkincil korunma kapsamında, yani daha önce kalp krizi veya damar tıkanıklığı yaşamış kişilerde statinlerin kullanımı oldukça güçlü bir şekilde desteklenmektedir. Ancak, birincil korunma amacıyla, henüz ciddi bir damar hastalığı olmayan bireylerde statinlerin fayda oranı değişkenlik gösterebilir. Bu durumda, mutlak risk azalması düşük olabilmekte ve karar verirken dikkatli olunmalıdır. (Kaynak: American College of Cardiology, 2019; NICE Guidelines, 2021)
(Kaynak: Cleveland Clinic Heart Risk Calculator, 2022)
Yalnızca LDL seviyesine bakmak yeterli değildir. Risiko analizi için trigliserid, HDL, insülin direnci göstergeleri, yüksek hassasiyetli CRP, karaciğer fonksiyon testleri ve gerekirse kalsiyum skorunun da değerlendirilmesi gerekir. Bu, tedavi kararını daha sağlıklı kılacaktır. (Kaynak: American Journal of Cardiology, 2020; ESC Guidelines, 2021)
(Kaynaklar: ESC 2021 Guidelines; AHA Cholesterol Guidelines 2019; NICE Lipid Modification 2021)
Uzun süreli ve kapsamlı çalışmalar, LDL kolesterol seviyesinin düşürülmesinin her zaman kalp krizi riskini anlamlı biçimde azaltmadığını ortaya koymaktadır. Özellikle düşük risk grubundaki bireylerde, LDL seviyesini düşürmenin mutlak risk azalması oldukça sınırlıdır. Örneğin, LDL 160 mg/dL olan ve başka risk faktörü bulunmayan bir kişinin 10 yıllık kalp krizi riski %2 iken, statin kullanımıyla bu risk %1,6’ya inebilir. Ancak, bu %20’lik göreceli azalma, mutlak anlamda sadece 0,4 puanlık bir azalmayı temsil eder. Yani, 1000 kişiye statin verildiğinde yalnızca 4 kişinin kalp krizi önlenmiş olur ve 996’sı gereksiz ilaç kullanımıyla karşı karşıya kalabilir. Bu nedenle, sadece LDL seviyesine odaklanmak, özellikle düşük riskli bireylerde aşırı tedaviye neden olabilir. Amerikan Hastalık Önleme Görev Gücü (USPSTF) ve İngiltere’nin NICE kılavuzları, karar vermeden önce toplam kalp krizi riskinin hesaplanmasını önerir. Ayrıca, LDL seviyesi ilaçla düşse bile, sigara içmeye devam edenler, insülin direnci olanlar veya bel çevresi geniş olanların riskleri yüksek kalabilir. Bu nedenle, LDL düşürmek tek başına yeterli değildir; genel metabolik sağlık ve yaşam tarzı faktörlerinin de iyileştirilmesi gerekir. (Kaynak: The BMJ, 2016; Cochrane Database of Systematic Reviews, 2022; NICE Lipid Guidance, 2021; European Heart Journal, 2020; JAMA Cardiology, 2021)