DOLAR 43,4990 0.19%
EURO 51,6240 -0.9%
ALTIN 6.786,60-9,85
BITCOIN 36570780,22%
İstanbul

KAPALI

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Tarım ve Gıda Dış Tiyatrosunda Dengesizlik: İhracat-İthalat arasındaki kırılganlık ve Türkiye’nin stratejisi
  • Gazete Köşesi
  • Ekonomi
  • Tarım ve Gıda Dış Tiyatrosunda Dengesizlik: İhracat-İthalat arasındaki kırılganlık ve Türkiye’nin stratejisi

Tarım ve Gıda Dış Tiyatrosunda Dengesizlik: İhracat-İthalat arasındaki kırılganlık ve Türkiye’nin stratejisi

ABONE OL
22 Aralık 2025 01:00
Tarım ve Gıda Dış Tiyatrosunda Dengesizlik: İhracat-İthalat arasındaki kırılganlık ve Türkiye’nin stratejisi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, tarım, gıda ve içecek sektörüne yönelik açıklanan dış ticaret verilerinin, tarımsal üretim ile ithalat arasındaki dengenin giderek ithalata dönük bir eğilime ittiğini belirtti. Bu durumun yerli üretici üzerinde olumsuz sonuçlar doğurabileceğini vurguladı. Gürer’in ifadesine göre, 2025 verileri incelendiğinde ihracatın düşmesi, ithalatın ise artması dikkat çekiyor. Raflarda en çok etkilenen ise ithal ürünlerin piyasa dengesi olmadan piyasaya sürülmesi oluyor; raftaki fiyatlar değişmiyor, aracılar kazanç sağlıyor ve vatandaşlar yerli ürün yerine ithal ürünü tercih etmek zorunda kalıyor.

Gürer, mevcut politika yaklaşımının üretimi desteklemek yerine ithalatı teşvik eden yönlere kaydığını işaret ederek, 2024 yılında tarım, gıda ve içecek sektörünün dış ticaret verilerini paylaşırken şu noktaları öne sürüyor: 27 milyar 69 milyon dolarlık ihracat ve 18 milyar 24 milyon dolarlık ithalat gerçekleşmişti; bu, yıl genelinde dış ticaret fazlasını gösteriyordu. Ancak 2025’in ilk 10 ayında ihracat 22 milyar 200 milyon dolar seviyesinde iken ithalat 18 milyar 48 milyon dolara yükseldi. 2024’ün ilk 10 ayına kıyasla ithalat yüzde 21 oranında arttı ve dış ticaret fazlası 3 milyar 72 milyon dolara geriledi; bu da ihracat-ithalat dengesinin −48,6 yüzdesel bozulmasına işaret ediyor.

İlgili sektörel analizlerde, 2025’in ilk 10 ayında tarım ürünlerinin ihracatında belirgin kayıplar kaydedildi. Bakliyatta yaklaşık 150 milyon dolarlık, meyve suyunda 106 milyon dolarlık, yaş sebze ve meyvede 105 milyon dolarlık düşüşler görüldü. Yumurta, kuru meyve ve sebze, şeker ve tatlandırıcı, salça ve konserve ile nişasta gibi kategorilerde de ihracat gelirlerinde kayıplar mevcut. Şekerli mamüller sektörü 2 milyar 927 milyon dolar ile ilk sırayı alırken, yaş sebze ve meyve 2 milyar 689 milyon dolar, sert kabuklu meyveler 1 milyar 859 milyon dolar gibi değerlerle takip ediyor. Bitkisel yağlar ve balıkçılık-su ürünleri de önemli düşüşler gösteriyor.

Sadece ihracat değil, ithalatta da tablo ağırlaşıyor: Şekerli mamüllerde 905 milyon dolar artış, bitkisel yağlarda 737 milyon dolar artış gibi kaygı verici yükselişler dikkat çekiyor. Yaş meyve-sebze ve sert kabuklu meyve sektörü de ithalatta önemli artışlar yaşıyor. Hayvan yemi ithalatı ise sektörde öne çıkan bir açık olarak görüldü.

“KENDİMİZE YETERLİ BİR ÜLKE OLSA DÖVİZİ YURT DIŞINA GÖNDERMEYECEĞİZ” ifadeleriyle Gürer, hayvancılık ve bitkisel üretimde dışa bağımlılığın azaltılması gerekliliğine dikkat çekti. Irak, Almanya, ABD, Rusya ve İtalya gibi ülkeler ihracatta önde gelen partnerler olarak öne çıkarken; ithalatta Rusya, Brezilya, Ukrayna gibi ülkeler önde geliyor. Türkiye’nin aleyhine işleyen tarım politikalarının, 2025 yılında küresel iklim değişiklikleriyle birlikte üretimde düşüşe yol açtığına işaret eden Gürer, su politikalarını da yeniden ele almanın zorunlu olduğunu kaydetti.

“SÜRECİN İYİ YÖNETİLMEMESİ GIDA ARZINDA PROBLEMLERE NEDEN OLABİLİR” ifadesiyle sürecin arz-talep dengesi açısından doğru yönetilmesinin önemini vurgulayan Gürer, kamucu, planlı ve çiftçiyi destekleyen politikaların öncelikli olarak uygulanması gerektiğini belirtti. Tarım Kanunu kapsamında 2026 için öngörülen 722 milyar TL’lik çiftçi desteğinin 768 milyar TL olarak planlandığını, Bakanlık bütçesinin ise bu desteği karşılayacak düzeyde olmadığını ifade etti. Bu dezavantajlı tabloyun, gelecekte gıda arzında ciddi sorunlar doğurabileceğini söyleyen Gürer, politika yapıcıları hedef göstermek yerine çözüm odaklı uygulamaların hayata geçirilmeyi ikinci plana bırakılmaması gerektiğini dile getirdi. Sonuç olarak ithalat-ithalat dengesinin mevcut konumu, ülkenin kendi kendine yeten bir tarım politikasıyla yeniden yapılandırılmasının gerekliliğini işaret ediyor.

En az 10 karakter gerekli