
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, doğurganlık hızındaki düşüşün devam ettiğini ve Türkiye nüfusunun giderek yaşlandığını ortaya koyuyor. Bu çalışma, 2100 yılına kadar Türkiye nüfusunun 77 milyonun altına düşebileceğini ve 2075 yılında her üç kişiden birinin yaşlı olacağına dair çarpıcı tahminler sunuyor.
Çalışma çağındaki nüfus oranının ise 2100 yılında yüzde 55’e gerilemesi bekleniyor. Bu demografik değişiklikler, Türkiye’nin gelecekteki toplumsal yapısını ve ekonomik dinamiklerini önemli ölçüde etkileme potansiyeline sahip.
3 FARKLI SENARYO
TÜİK, doğum, ölüm ve göç oranlarındaki mevcut durumu göz önünde bulundurarak farklı eğilimlerin gözlemlenebileceği üç ana senaryo geliştirmiştir: ana, düşük ve yüksek senaryo. Türkiye’de toplam doğurganlık hızı, 2001 yılında 2,38 iken, 2003 ve 2014 yılları arasında yenilenme seviyesini temsil eden 2,10 seviyelerinde sabit kalmıştır. Ancak, bu durum 2014 yılından sonra belirgin bir düşüş göstermiş ve 2023 yılında bu oran 1,51’e kadar gerilemiştir.
Doğurganlık hızındaki bu azalma, gelecekteki politikaların olası etkileri ile birlikte nüfus projeksiyonlarında dikkate alınmıştır. Bir nüfusun sürdürülebilirliği için, her bireyin kendi yerini alacak bir nesil bırakması gerekmektedir. Türkiye’de nüfusun artmaya devam edebilmesi için kadın başına düşen çocuk sayısının en az 2,10 seviyesinde olması şarttır. Ancak mevcut eğilimler göz önüne alındığında, Türkiye nüfusunun 2050’li yılların ortalarına kadar artış göstermesi ve sonrasında ise azalmaya geçmesi öngörülmektedir.
2100 YILI İÇİN NÜFUS TAHMİNLERİ
Ana senaryoya göre, 2023 yılında 85 milyon 372 bin 377 kişi olan Türkiye nüfusunun, 2030 yılında 88 milyon 188 bin 221 kişiye, 2050 yılında ise 93 milyon 774 bin 618 kişiye ulaşması beklenmektedir. Ancak, 2100 yılında Türkiye nüfusunun 77 milyonun altına düşmesi muhtemeldir.
KÖTÜ SENARYODA NÜFUS DÜŞÜYOR
Doğurganlık göstergelerindeki hızlı düşüşün devam edeceği varsayılan düşük senaryoya göre, Türkiye nüfusunun 2044 yılında 89 milyon 959 bin 486 kişiyle en yüksek seviyeye ulaşacağı tahmin edilmektedir. Bu senaryoda, nüfusun 2100 yılında 55 milyonun altına düşmesi bekleniyor. Öte yandan, doğurganlığı artırıcı tedbirlerin etkili olacağı varsayılan yüksek senaryo ise Türkiye nüfusunun 2056 yılında 100 milyonun üzerine çıkabileceğini öngörüyor.
Nüfus piramitleri 2023 ve 2075 yılları için incelendiğinde, doğurganlıktaki değişim, yaşlı nüfustaki artış ve genç ile çalışma çağı nüfusundaki azalma, tüm senaryolar için belirgin bir şekilde görülmektedir.
2075’TE YAŞLI NÜFUS ORANI
Türkiye’de doğuşta beklenen yaşam süresinin artması ve nüfusun yaşlanma sürecinin devam etmesi, yaş yapısının önemli bir göstergesi olan ortanca yaş ile 65 yaş ve üzeri yaşlı nüfus oranının tüm senaryolar doğrultusunda artmasına neden olacaktır. 2023 yılı itibarıyla ortanca yaş 34 iken, ana senaryoya göre 2050 yılında 44,8, 2075 yılında 51,5 ve 2100 yılında 52,2 seviyesine ulaşması beklenmektedir. 2023 yılında yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ilk kez yüzde 10’un üzerine çıkmıştır. Ana senaryoya göre, yaşlı nüfus oranının 2050 yılında yüzde 23,1, 2075 yılında yüzde 31,7 ve 2100 yılında ise yüzde 33,6 seviyesine ulaşması öngörülmektedir.
ÇALIŞMA ÇAĞINDAN NÜFUS ORANI
Şu anda 15-64 yaş grubundaki çalışma çağındaki nüfus oranı yüzde 68,3 seviyesindedir. Ana senaryoya göre, bu oran 2050’de yüzde 61,9, 2075’te yüzde 55,9 ve 2100’de yüzde 54,6 olarak beklenmektedir. Çocuk nüfus olarak tanımlanan 0-14 yaş grubundaki nüfus oranı ise yüzde 21,4 düzeyindedir. Ana senaryoya göre, çocuk nüfus oranının 2050’de yüzde 15,1, 2075’te yüzde 12,4 ve 2100’de yüzde 11,8 olması öngörülmektedir.
DEMOGRAFİK FIRSAT PENCERESİ KAPANIYOR
Projeksiyon sonuçları, 2030’un ilk yarısında yaşlı nüfus oranının yüzde 15’i aşacağına ve dolayısıyla demografik fırsat penceresinin kapanacağına işaret etmektedir. “Demografik fırsat penceresi”, bağımlı nüfus toplamının, çalışma çağındaki nüfusun yarısından az olduğu dönemleri tanımlamakta kullanılmaktadır. Çocuk nüfusunun toplam nüfusun yüzde 30’undan az, yaşlı nüfusun ise toplam nüfusun yüzde 15’inden az olduğu dönemler, demografik fırsat penceresinin açık olduğu değerlendirilir.