Çalışanlar, enflasyonla birlikte artan maliyetler karşısında zorlanırken aynı zamanda yüksek vergi yüküyle karşı karşıya kalıyorlar. Brüt maaşı 35 bin TL olan ve net maaşı 27 bin 724 TL olan bir çalışan, yıllık olarak 39 bin 484 TL gelir vergisi ödemek durumunda bulunuyor. Bu durum, çalışanların gelirlerinin önemli bir kısmının vergi olarak devlete aktarılmasına sebep oluyor.
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR) tarafından yapılan bir rapora göre, sadece enflasyonun değil, aynı zamanda vergi ve kesintilerin de çalışanların alım gücünü olumsuz etkilediği belirtiliyor. Örneğin, 35 bin TL brüt maaş alan bir işçinin yıllık gelir vergisi kesintisi 39 bin 484 TL’ye ulaşıyor. Bu durum, çalışanların eline geçen net maaşın azalmasına ve geçim sıkıntısı çekmelerine neden oluyor.
Ücretli kesimin vergi yükünün giderek artması, Türkiye’deki vergi yapısının adaletsiz olduğunu gösteriyor. Özellikle varlıklı kesimin daha az vergi ödemesi ve ücretlilerin daha fazla vergi yüklenmesi, sosyal adalet açısından sorgulanabilir bir durum oluşturuyor. Çalışanların, şirketlere göre daha fazla vergi ödemesi de bu adaletsizliğin bir göstergesi olarak karşımıza çıkıyor.