Yaş 50’nin üzerinde olan bireyler için sindirim sistemi ve genel sağlık üzerinde etkili olabilecek bazı içecekler dikkatle izlenmelidir. Özellikle bedenin toksinleri atma ve kan şekeri dengesini koruma kapasitesi azaldıkça, yanlış sıvı tercihleri kronik sorunları tetikleyebilir. Bu nedenle bazı içecekler tamamen ya da ciddi oranda kısıtlanmalıdır.
Mide zarını uyarıcı etkisi olan alkol, yaş ilerledikçe güvenli olarak görülmez. En düşük tüketimde bile mide iç yüzeyini tahriş ederek zarar verebilir ve uzun vadede sindirim sistemi kanserleri riskini artırabilir. Ayrıca karaciğerin alkol işleme kapasitesi düşer ve vücutta iltihaplanma süreci tetiklenebilir.
Pankreası zorlayan meyve suyu tüketimi modern yaşamda sık tercih edilen taze sıkılmış meyve suları, liften yoksun kalınca kan şekerini hızla yükseltebilir. Bu durum pankreas üzerinde ek yük oluşturarak dengesizliğe yol açabilir. Uzmanlar, meyvenin kendisini tüketmenin, suyu çıkarıp içecek olarak tüketmekten daha güvenli olduğunu vurgularlar.
Yüksek tansiyona dikkat kahve gibi kafeinli içecekler, sabah rutininin değişmez parçaları olsa da 50 yaşın üzerindeki kişilerde tansiyonu ani şekilde yükseltebilir. Yüksek kafein uyku bozukluklarına ve kalp çarpıntısına yol açabileceği için bu yaş grubunda dikkatli kullanılması önerilir.
İltihap ve kilo yönetimini zorlayan içecekler şekerli ve gazlı içecekler, yalnızca kilo kontrolünü zorlamakla kalmaz; vücuttaki inflamasyonu tetikleyerek eklem ağrılarını ve kardiyovasküler problemleri tetikleyebilir. Yaş ilerledikçe insülin direnci artabileceği için bu tür içecekler “şeker bombası” etkisi yapabilir.
Yeşil çayın potansiyel yan etkileri çoğunlukla sağlıklı olarak görülse de yüksek kafein içeriği ileri yaşlarda merkezi sinir sistemi üzerinde uyarıcı etki yapabilir. Bunun yerine kafeinsiz ve sakinleştirici çaylar, bağışıklık destekleyen bitki çayları ile tercih edilebilir. Özellikle papatya veya kuşburnu gibi seçenekler önerilmektedir.