DOLAR 45,1911 0.16%
EURO 52,9702 0.23%
ALTIN 6.734,032,18
BITCOIN 3437155-1,76%
İstanbul
15°

PARÇALI BULUTLU

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Doğal Afetlerin Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri

Doğal Afetlerin Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri

ABONE OL
25 Ocak 2025 12:00
Doğal Afetlerin Ruh Sağlığı Üzerindeki Etkileri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Doğal Afetlerin İnsan Ruh Sağlığı Üzerindeki Olumsuz Etkileri

Türkiye son yıllarda deprem, sel, yangın gibi doğal afetlerle karşı karşıya kalıyor. Bu tür felaketler, yalnızca fiziksel hasarlara değil, aynı zamanda insanların ruh sağlığı üzerinde de derin etkiler bırakıyor. Depremler ve yangınlar gibi büyük felaketlerin yarattığı belirsizlik ve kayıplar, toplumdaki kaygı düzeyini önemli ölçüde artırıyor. Türk Psikolojik Danışma ve Rehberlik Derneği İzmir Şube Başkanı Doç. Dr. Yağmur Soylu, bu tür olayların toplumda derin bir şok, kayıp hissi ve travma yarattığını ifade ediyor. “Geçtiğimiz günlerde yaşanan Bolu’daki otel yangını da toplumda derin bir korku ve kaygı yarattı,” diyen Soylu, bu tür felaketlerin büyüklüğünün insanların günlük yaşamlarını etkileyen kaygı bozukluklarına yol açabileceğini belirtiyor.

‘FARKINDALIK VE DESTEK ÖNEMLİ’

Doç. Dr. Soylu, “İçinde bulunduğumuz günlerde kendini gösteren ‘Acaba yaşanacak bir başka felakette hangimiz zarar göreceğiz? Hatta belki talihsizce ölüp, gideceğiz’ düşünceleri, insanların zihinlerinde yer alarak psikolojik ve fizyolojik açıdan ciddi bir baskı oluşturuyor. Bu durum, bireyleri her an tetikte olma haline sürükleyebilir,” diye ekliyor. Bu yoğun kaygı, bireylerin kaygı düzeylerinin artmasına neden olabiliyor. “Bireyler, bu süreçte bazen paranoya ya da aşırı tedbirli bir yaşam tarzı benimsemeye, güvenlik endişesi nedeniyle dış dünyadan kendilerini soyutlama noktasına kadar gidebilirler,” diyor. Son yıllarda yaşanan büyük felaketler, ölüm korkusu ve felakette zarar görme kaygısını daha belirgin hale getirmiştir. Bu dönemde, bireylerin bu korkularla başa çıkabilmesi için psikolojik destek ve toplumsal farkındalık çok daha önemli bir hale gelmiştir.

‘TOPLUMDA GÜVEN DUYGUSU İNŞA EDİLMELİ’

Toplum sağlığını korumanın büyük afetlerin yaşandığı dönemlerde daha da önemli hale geldiğini vurgulayan Doç. Dr. Soylu, “Toplum sağlığının korunmasına yönelik hem afet öncesi hem de sonrasında geçerli olabilecek bazı öneriler şunlardır:

  • Psikolojik destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması,
  • Afet bilinçliliği ve eğitimlerin verilmesi,
  • Sosyal dayanışma ağlarının kurulması,
  • Kriz yönetiminde uzmanların yer alması,
  • Beden ve ruh sağlığı ihtiyaçlarına kapsayıcı yaklaşımlar,
  • Afet sonrası toplumsal psikolojik ilk yardım hizmetlerinin sunulması.

Afetlerden sonra topluma yönelik psikolojik ilk yardım hizmetlerinin yaygınlaştırılması, toplumsal travmanın etkilerini azaltabilir. Psikolojik ilk yardım, insanların duygusal şok ve travmalarla başa çıkabilmesi için erken müdahale sağlar ve toplumsal iyileşmeyi hızlandırır. Tüm bunlarla birlikte, toplumun genel sağlığını iyileştirmek için devletin, sivil toplum kuruluşlarının ve bireylerin birlikte çalışması büyük önem taşır. Toplumdaki bireylerle birlikte çalışmanın mümkün olabilmesi için de toplumda güven duygusunun inşa edilmesi gereklidir,” şeklinde açıklamalarını sürdürüyor.

‘YANGIN, GÜVENSİZLİK VE ÇARESİZLİK DUYGULARINI TETİKLEDİ’

Türk Psikologlar Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Klinik Psikolog Ekin Çakır, doğal felaketlerin diğer sorunlarla birleştiğinde psikolojik sağlığı ciddi şekilde sarstığını belirtiyor. “Bir yandan daha uzak geleceğe ilişkin yoğun bir kaygı yaşarken, diğer yandan her gün içinde yaşadığımız evimizin, iş yerimizin ve kullandığımız yolların güvenliğine ilişkin kaygılar taşımaya başlıyoruz,” diyor. Bolu yangını sonrasında güvensizlik, çaresizlik ve umutsuzluk gibi duyguların belirgin şekilde tetiklendiğini dile getiren Çakır, “Önlenebilir her faciada, öfke yine en sık rastladığımız duygulardan biri haline geliyor. Ciddi kayıplar verdiğimiz için toplumun önemli bir kısmında yasa bağlı üzüntü ve keder de sıklıkla yaşanıyor,” ifadelerini kullanıyor.

‘GÜVENSİZLİK HİSSİ GÜNLÜK HAYATI KUŞATABİLİYOR’

Felaketlerin ‘önlenebilir’ ya da ‘gerekli önlemler alındığında kayıpların daha az olması’ düşüncesi, toplumdaki güvensizlik hissini besliyor. Çakır, “Bu güvensizlik hissi giderek günlük hayatı kuşatan bir noktaya gelebiliyor. İnsanlar, kendi kontrol alanlarında olmayan şeyleri kontrol etmek için çabalarken, kontrol edemedikleri noktalarda yoğun bir çaresizlik hissiyle baş başa kalıyorlar. Tüm bunlar bir araya geldiğinde, ‘felaketlerde zarar görebilirim’ algısı güçleniyor. Olayın üzerinden belirli bir süre geçtikten sonra etkisi azalabiliyor, ancak genel tabloya baktığımızda giderek biriken bir etki söz konusudur,” diye sözlerine son veriyor.

En az 10 karakter gerekli