Aort, kalbin sol karıncığından çıkan ve vücuttaki en büyük arter olan ana damardır. Bu damar, oksijen bakımından zengin kana, baş, boyun, kollar, göğüs, karın ve bacaklar gibi tüm organlara ve dokulara taşır. Aort, üç ana tabakadan oluşur: iç tabaka (intima), orta tabaka (media) ve dış tabaka (adventisya). Sağlıklı bir aort, elastikiyetini ve dayanıklılığını koruyarak her kalp atışında genişler ve daralır. Ancak yüksek tansiyon ve damar hastalıkları bu yapıların zayıflamasına neden olabilir. Normalde sorun yaratmayan yüksek tansiyon, aortun genişlemesine ve iç tabakasında yırtık oluşmasına zemin hazırlar. Bu durumda damar duvarı yırtılır ve kan damarların iç katmanları arasında sızar, böylece kan yanlış bir yola yönelir. Bu yanlış yol, damar duvarını zorlar ve damarın tüm katmanlarının ayrılmasına yol açabilir. Bu ciddi bir durumdur ve ani ölüme neden olabilir.

Aort anevrizması, genellikle sessiz seyreden ve klinik belirti vermeyen kronik bir hastalıktır. Rutin kontroller sırasında yapılan ultrason, tomografi veya diğer görüntüleme yöntemleriyle tespit edilebilir. Bu sessiz ilerleyen hastalık, yavaşça damar genişlemesine neden olur. Ancak aort diseksiyonu, ani ve çok şiddetli ağrılarla kendini gösterir. Bu ağrılar genellikle “bıçak saplanır gibi” veya “koparır gibi” tarif edilir ve göğüs, sırt, boyun veya bacaklara yayılabilir. Ayrıca, ani bilinç kaybı, nefes darlığı, kolda veya bacakta nabzın alınamaması, tansiyon değişiklikleri, felç belirtileri, soğuk terleme ve ölüm korkusu gibi acil durumlar ortaya çıkabilir. Her dakika gecikme, hayatı tehdit eden sonuçlara yol açabilir.

Hastaların yaklaşık %30’u ilk müdahaledeki gecikmelerde kaybedilir. Ani ölümlerin büyük bir bölümü aort yırtılmasına bağlıdır. Tedavi edilmediğinde, ilk 48 saat içinde ölüm riski oldukça yüksektir. Ayrıca, felç, böbrek yetmezliği, bağırsaklara zarar verme gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir. Bu nedenle, erken tanı ve uygun tedavi hayati öneme sahiptir.

Aort yırtılması şüphesi olan hastalarda, tanı klinik öykü ve fizik muayene ile başlar. Ayrıca, ekg, ultrason, bilgisayarlı tomografi (BT) ve manyetik rezonans görüntüleme (MR) gibi görüntüleme teknikleri kullanılır. Aort çapı 4 santimetreyi aşarsa, hastanın durumu yakından izlenmeli ve tansiyon kontrolü sağlanmalıdır. Çap 4,5 santimetreyi geçtikçe, yılda bir veya altı ayda bir düzenli görüntüleme yapılmalı. Çap 5 santimetreye ulaşınca, uygun koşullarda cerrahi müdahale planlanabilir. Acil durumlarda ise, hastanın klinik durumu ve tanı, hızlıca değerlendirilerek uygun tedavi başlatılır. Ülkemizde, özellikle aort cerrahisi konusunda uzmanlaşmış, başarılı merkezler mevcuttur.
Aort yırtılması, nadir görülmesine rağmen oldukça ciddi ve hayatı tehdit eden bir hastalıktır. Ağrının ani başlaması, yayılması ve beraberindeki belirtiler, acil müdahale gerektirir. Bu durumu önlemek veya erken tanımını sağlamak için şu önlemler alınabilir:
Aort yırtılmasının en önemli nedeni, kontrolsüz yüksek tansiyondur. Uzun süre devam eden hipertansiyon, damar duvarlarının incelmesine ve zayıflamasına neden olur. Ayrıca, Marfan sendromu, Ehlers-Danlos sendromu gibi genetik bağ dokusu hastalıkları, damar iltihapları (vaskülitler), travmalar (özellikle göğüs bölgesine alınan sert darbeler), uyuşturucu madde kullanımı (özellikle kokain), ve sigara kullanımı da damarların zayıflamasına yol açar. 60 yaş üstü erkeklerde, kadınlara göre 2-3 kat daha fazla görülür. Ailede aort hastalığı öyküsü bulunanlar da risk altındadır. Bu nedenle, risk gruplarına yönelik düzenli kontroller ve yaşam tarzı değişiklikleri büyük önem taşır.