Uluslararası Solunum Dernekleri Forumu’na göre, dünya genelinde her yıl yaklaşık 652 milyon kişi, çeşitli kronik solunum yolu hastalıklarıyla mücadele ediyor. Bu ciddi sağlık sorunu, küresel sağlık politikalarında ve medyada yeterince ön plana çıkmıyor. Ancak Mexico City’de DSÖ ve Pace Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen kapsamlı bir çalıştayda, bu sessizliğin nedenleri detaylı şekilde masaya yatırıldı. Sağlık iletişimi uzmanları, medyanın kronik solunum hastalıklarına yeterince ilgi göstermemesinin altında yatan iki temel nedenin, sansasyon arayışına dayanan habercilik anlayışı ve siyasi ilgisizlik olduğunu belirtti. Bu hastalıkların ilerleyici ve yavaş seyretmesi, medyada ilgi çekici bulunmamasına yol açıyor ve bu da farkındalık seviyesini olumsuz etkiliyor.
Haberde, Mexico City’nin yüksek rakımı ve çevresini saran dağların, şehirdeki kirli havanın hapsolmasına neden olduğu ve bunun da KOAH ile astım gibi hastalıkların kötüleşmesine yol açtığı vurgulandı. Dünya Sağlık Örgütü’ne göre, hava kirliliği, dünya genelinde KOAH kaynaklı ölümlerin %25’ine ve akciğer kanseri ölümlerinin %16’sına neden oluyor. Bu veriler, hava kalitesinin iyileştirilmesinin, solunum hastalıklarının önlenmesi ve kontrolü için kritik öneme sahip olduğunu gösteriyor.
Yüksek gelirli ülkelerde, özellikle sigara kullanımının yoğun olduğu bölgelerde, KOAH vakalarının büyük bir çoğunluğu sigara kullanımına bağlanıyor. Bu durum, hastaların toplum tarafından damgalanmasına ve hastalıklarının gizlenmesine neden oluyor. Sigara içen bireylerin, hastalığın “hak ettiği” bir sonuç olduğu düşüncesi, KOAH’ın medya ve kamuoyundaki görünürlüğünü azaltıyor. Ancak, küresel sigara kullanımı genel anlamda azalma eğiliminde; Türkiye’de bu oran %30,7 iken Meksika’da %15,6 seviyesinde seyrediyor. Bu düşüş, hastalık algısını ve önleyici politikaları olumlu yönde etkiliyor.
Çalıştayda elektronik sigaraların masum gösterilmesine karşı endişeler dile getirildi. E-sigara kullanıcılarının, geleneksel sigaraya kıyasla %53 daha yüksek oranda KOAH’a yakalanma riski taşıdığı belirtildi. Ayrıca, “EVALI” adı verilen ve ciddi akciğer hasarlarına yol açan vakaların, özellikle e-sigara kullanımına bağlandığı vurgulandı. Bu durum, elektronik sigaraların sağlık açısından taşıdığı risklerin daha iyi anlaşılmasını ve önlenmesini gerektiriyor.
Dünyada yaklaşık 3 milyar insan, halen odun, kömür ve gübre gibi biyokütle yakıtlarıyla yemek pişiriyor ve ısıtma yapıyor. Bu uygulama özellikle kadınlar üzerinde ciddi sağlık riskleri oluşturuyor. Meksika gibi ülkelerde, kadınlar halen odun ateşiyle yemek pişirmeye devam ediyor ve bu durum, özellikle çocuklar ve yaşlılar üzerinde solunum yolu hastalıklarının artmasına neden oluyor. Bu geleneksel kullanım, hem hava kalitesini olumsuz etkiliyor hem de kadınların ve çocukların maruziyetini artırarak KOAH ve diğer solunum hastalıklarının riskini yükseltiyor.
FIRS’ın yayımladığı rapora göre, astım ve KOAH hastalarının kullandığı inhaler ilaçlara erişim dünya genelinde ciddi oranda kısıtlı durumda. Eczanelerin yalnızca %30’unda, hastanelerin ise %36’sında bu hayati ilaçlara ulaşmak mümkün. Dünya Sağlık Örgütü’nün belirlediği hedef, bu oranın en az %80’e çıkarılması iken, mevcut durum bu hedefin oldukça gerisinde kalıyor. Bu durum, hastalıkların etkin yönetimini engelliyor ve ölümlerin önlenmesinde önemli bir engel oluşturuyor.
DSÖ temsilcisi José Luis Castro, özellikle inhaler erişimini artırmanın öncelikli olduğunu vurguladı. Ancak, sadece ilaç temini değil, aynı zamanda birincil sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerektiğine işaret etti. Doğru teşhis ve etkili tedavi imkanlarının sağlanabilmesi için sağlık altyapısına yapılan yatırımların artırılması şart. Bu sayede, kronik solunum hastalıklarının erken tanısı ve yönetimi mümkün olacak ve hastaların yaşam kalitesi iyileşecek.