DOLAR 43,4309 0.01%
EURO 52,0450 0.23%
ALTIN 7.535,530,44
BITCOIN 38762130,33%
İstanbul
13°

KAPALI

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
AB’nin Savunma Fonu ve Türkiye’nin İkilemi

AB’nin Savunma Fonu ve Türkiye’nin İkilemi

ABONE OL
30 Mayıs 2025 06:12
AB’nin Savunma Fonu ve Türkiye’nin İkilemi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Avrupa Birliği’nin Yeni Savunma Mali Kaynağı ve Türkiye’nin Pozisyonu

AB, yakın zamanda devreye aldığı 150 milyar Euro tutarındaki SAFE savunma fonu ile savunma alanında yeni bir dönemi başlatıyor. Bu büyük finansal kaynak, üye ülkelerin ortak güvenlik ve savunma projelerine katkı sağlaması amacıyla tasarlandı. Türkiye ise bu finansal pastadan pay almak istiyor; ancak, bu süreçte karşılaşacağı bazı ön koşullar ve siyasi engellerle yüz yüze geliyor. AB’ye aday ülkelerin bu fondan faydalanabilmesi için, güvenlik anlaşması şartını yerine getirmeleri ve tüm üye ülkelerin onayını almaları gerekiyor. Bu noktada Yunanistan devreye girerek, Ankara’dan Ege’deki “casus belli” kararını geri çekmesini talep ediyor.

Avrupa Birliği'nin Yeni Savunma Mali Kaynağı ve Türkiye'nin Pozisyonu

Yunanistan ve Miçotakis’in Güvenlik Uyarısı

Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, yaptığı açıklamada, “Türkiye AB’nin savunma fonlarından yararlanmak istiyorsa, 30 yıldır devam eden savaş tehdidini ve gerilimi azaltmalı” ifadelerini kullandı. Bu tehdit, esasen Türkiye’nin 1995’te aldığı ve Yunanistan’ın karasularını 6 milden 12 mile çıkarması halinde savaş ilan edilebileceğini belirten kararıyla bağlantılı. AB’nin yeni savunma fonuna katılmak için, üye ülkeler arasında ikili güvenlik anlaşması ve karşılıklı taahhütler şart koşuluyor; bu da tüm üyelerin onayını gerektiriyor. Yunanistan ise, bu süreçte Türkiye’ye veto hakkını kullanma tehdidini sürdürüyor. AB’nin tüzüğünün 16’ncı maddesi, “güvenlik çıkarlarını tehdit eden ülkelerin” dışlanmasına imkan tanıyor ve bu, Türkiye’nin katılımını zorlaştıran önemli bir engel olarak görülüyor.

AB’nin Türkiye’ye İhtiyacı ve Güçlü Savunma Sanayi

Türkiye’nin savunma sanayi alanındaki gelişmiş üretim kapasitesi, AB’nin ihtiyaç duyduğu güç ve teknolojiyi karşılamada önemli bir avantaj sağlıyor. Özellikle Bayraktar TB2 gibi sistemler, NATO standartlarında geliştirilerek pek çok Avrupa ülkesince de kullanılmaya başladı. Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkeler, Türkiye’nin SAFE fonuna katkısına sıcak bakıyor ve bu konuda olumlu görüşler dile getiriyorlar. Ancak, Yunanistan’ın itirazları ve bölgesel politikalar, sürecin ilerlemesini zorlaştırabilir. Bu durumda, AB’nin güçlenmek ve kendi güvenlik kapasitesini artırmak isteyen Türkiye’nin, kendi savunma sanayisini daha da geliştirmesi ve uluslararası işbirliklerini güçlendirmesi kritik hale geliyor.

Türkiye’nin Ege’deki Kırmızı Çizgileri ve Geleceği

Türkiye, uzun süredir Ege’deki kırmızı çizgilerini net bir şekilde belirtiyor. Özellikle, karasuları ve adaların silahsızlandırılması konusunda geri adım atmama kararlılığı sürüyor. Eğer Türkiye, SAFE’ye katılma şartıyla birlikte, Ege’deki bu hassas konulardan vazgeçerse, bölgedeki güç dengeleri köklü bir şekilde değişebilir ve yaklaşık yüzde 70’lik alan Yunanistan’ın kontrolüne geçebilir. Bu durumda, Türk gemileri Çanakkale Boğazı’ndan çıktıktan sonra Atina’dan izin almak zorunda kalacak ve bölge fiilen Yunan gölüne dönüşecek.

Türkiye’nin Dış Politikadaki Esneklik ve U dönüşleri

Son yıllarda Türkiye, dış politikada ilkesel duruşlarını ekonomik çıkarlar doğrultusunda zaman zaman esnetti. İşte bazı örnekler:

  • Darbeci Sisi ve Mısır: 2013’te Mısır’daki askeri darbe sonrası sert tutumlar sergilenirken, son dönemde Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Mısır Devlet Başkanı Sisi arasında samimi ilişkiler ve karşılıklı ziyaretler gerçekleşti.
  • BAE’yle İlişkiler: 15 Temmuz darbe girişiminin ardından, Suudi Arabistan ve BAE gibi ülkelerle ilişkiler ciddi anlamda gelişti. BAE’nin, FETÖ’nün darbe girişimine finansal destek verdiği iddialarına rağmen, yeni dönemde ekonomik ve stratejik ortaklıklar ön plana çıktı.
  • Cemal Kaşıkçı Vakası: Suudi Arabistan’da İstanbul’daki konsoloslukta vahşice öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı olayı, başlangıçta Türkiye’nin ciddi bir diplomatik savaş yürütmesine neden olmuştu. Ancak zamanla, Suudi Arabistan ile ilişkiler yeniden normalleşti ve Prens Selman, Ankara’ya kırmızı halı ile karşılandı.
  • Mülteci Anlaşmaları: Geri Kabul Anlaşması kapsamında, mültecilerin Türkiye’de tutulması karşılığında AB’den alınan 6 milyar Euro’luk fon, vize serbestisinin gerçekleşmemesiyle sonuçsuz kaldı.
  • Doğu Akdeniz ve Mavi Vatan: Türkiye’nin bölgedeki sert söylemleri ve sismik araştırmalar, AB ile yeniden ticari müzakereler başlatmak için yumuşatıldı; bölgedeki tansiyon düşürüldü ve doygunluk sağlandı.

En az 10 karakter gerekli