Türkiye Radyo Televizyon Kurumu (TRT), devlet bütçesinden aldığı fonlar ve vatandaşlardan toplanan vergilerle faaliyetlerini sürdüren önemli bir kamu kuruluşudur. Ancak, son dönemde özellikle harcamaları ve yönetimsel yapısı nedeniyle yoğun eleştirilere maruz kalmaktadır. Vatandaşın cebinden çıkan vergilerin büyük bölümünü oluşturan TRT paylarına yönelik tepkiler artarken, bu payların iktidara yakın bazı isimlere ek gelir ve huzur hakkı olarak ödenmesi tartışma yaratmaktadır.
Elektronik cihazlardan alınan TRT paylarının yanı sıra, iktidara yakın kişilere maaşlarının yanı sıra “huzur hakkı” adı altında ek ödemeler yapılması, toplumda büyük bir rahatsızlık uyandırmaktadır. Ayrıca, iktidar tarafından işçilere, emeklilere ve memurlara yüzde 30 oranında gerçekleştirilen zamlar sonrası, TRT yönetimi huzur hakkını %70 oranında artırarak yine aynı kişilere ek kazanç sağlamaktadır.
Son dört yılda TRT yönetim kurulu üyelerinin huzur hakkı ücretleri önemli ölçüde artış göstermiştir. 2020 yılında aylık 7.259 TL olan huzur hakkı, 2021’de 8.934 TL’ye, 2022’de 13.909 TL’ye, 2023’te 23.487 TL’ye ve 2024’te ise 41.000 TL’ye yükselmiştir. Bu artışlar toplamda yaklaşık %464 oranında bir büyümeyi ifade etmektedir. 2023 yılında, TRT yönetim kurulu üyeleri aylık 23.478 TL huzur hakkı almaktaydı. Bu tutar 2024’te yüzde 75 oranında zamlanarak aylık 41.000 TL’ye ulaşmıştır.
Yıl bazında karşılaştırıldığında, bu ücret artışları dikkat çekicidir:
TRT’nin yönetim kurulundaki isimler, kamuoyunun yakından tanıdığı ve iktidara yakınlığıyla bilinen figürlerden oluşmaktadır. Bu isimler arasında, gazetecilik ve medya alanında tanınan isimler ile politika ve akademi dünyasından çeşitli temsilciler bulunmaktadır. Kurulda yer alan bazı önemli üyeler şunlardır:
İsimler ve görevleriyle, TRT’nin yönetim yapısında iktidara yakın ve medya alanında etkin isimlerin temsil edildiği görülmektedir. Bu durum, kurumun bağımsızlık ve şeffaflık ilkeleriyle ilgili tartışmaları da beraberinde getirmektedir.