Bugün dünya genelinde milyonlarca insanın yaşam kalitesini olumsuz etkileyen ve ölümlere neden olan hipertansiyon, özellikle kalp damar hastalıklarının en önemli risk faktörlerinden biri olmaya devam ediyor. Uzmanlar, hipertansiyonun fark edilmeden ilerleyebilen ve ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayan gizli bir hastalık olduğunu vurguluyor. Bu nedenle, toplumda farkındalığın artırılması ve düzenli kontrollerin sağlanması büyük önem taşıyor.

Prof. Dr. Ertuğrul Okuyan’ın yaptığı açıklamalara göre, erişkin nüfusta hipertansiyon oranı yaklaşık %20 civarındadır. Ancak, yaş ilerledikçe bu oran önemli ölçüde artmakta olup, 50 yaşını aşan her iki kişiden biri yüksek tansiyon riski taşımaktadır. 60 yaş ve üzerindeki bireylerde ise bu oran %60’a ulaşmakta ve bu yaş grubunun büyük kısmı hipertansiyon ile mücadele etmektedir. Bu veriler, yaşlılıkla birlikte hipertansiyonun daha da yaygınlaştığını gösteriyor.
Genç yaşlarda da hipertansiyonun görüldüğünü ve bunun fark edilmediğini kaydeden Prof. Dr. Okuyan, “Gençler genellikle ‘Bana bir şey olmaz’ düşüncesiyle sağlık kontrollerini erteleyebiliyor. Oysa hipertansiyon yavaş yavaş gelişerek, belirti vermeden ciddi damar ve kalp sorunlarına yol açabilir. Bu nedenle, gençlerin de düzenli kan basıncı ölçtürmeleri ve risk faktörleri konusunda bilinçli olması gerekiyor,” dedi.
Sağlıklı yaşam biçimi benimsemenin hipertansiyon riskini azaltmadaki etkisi büyüktür. Prof. Dr. Okuyan, özellikle tuz tüketimini sınırlamak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı kiloyu korumak ve sigaradan uzak durmak gibi temel alışkanlıkların önemine dikkat çekiyor. Ayrıca, stres yönetimi ve düzenli uyku da hipertansiyonun önlenmesinde rol oynayan faktörler arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Okuyan, ilaç tedavisinin yanı sıra, yaşam tarzında yapılan kalıcı değişikliklerin hipertansiyonun kontrol altına alınmasında büyük etkisi olduğunu belirtiyor. Tuzdan uzak durmak ve düzenli egzersiz yapmak, tansiyon değerlerini düşürerek, komplikasyonların önüne geçiyor. Bu iki yaklaşım, hastaların yaşam kalitesini artırırken, uzun vadeli sağlık giderlerini de azaltıyor.
Hipertansiyonun tedavisinde farkındalık seviyesinin artırılmasının kritik olduğunu ifade eden Prof. Dr. Okuyan, “Düzenli kan basıncı ölçümleri ve bilinçli yaşam alışkanlıkları sayesinde, kalp damar hastalıklarına bağlı ölümlerin önemli ölçüde azalması mümkün. Toplumda bu konuda bilinç oluşturmak ve genç yaşlardan itibaren sağlıklı alışkanlıklar kazandırmak, hastalığın ilerlemesini engelleyebilir,” şeklinde konuşuyor. Ayrıca, hipertansiyonun uzun dönemde kalp kası kalınlaşması, damar yapısında bozulma ve organ yetmezliği gibi ciddi komplikasyonlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.