DOLAR 46,3243 0.06%
EURO 53,9013 0.2%
ALTIN 6.448,190,02
BITCOIN 3001247-2,55%
İstanbul
25°

PARÇALI BULUTLU

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Dünyanın dört bir yanından akın akın geliyorlar… Saç ekimi out, Türkiye acı dolu estetik operasyonunun yeni merkezi oldu
  • Gazete Köşesi
  • Dünya
  • Dünyanın dört bir yanından akın akın geliyorlar… Saç ekimi out, Türkiye acı dolu estetik operasyonunun yeni merkezi oldu

Dünyanın dört bir yanından akın akın geliyorlar… Saç ekimi out, Türkiye acı dolu estetik operasyonunun yeni merkezi oldu

ABONE OL
21 Ağustos 2025 11:00
Dünyanın dört bir yanından akın akın geliyorlar… Saç ekimi out, Türkiye acı dolu estetik operasyonunun yeni merkezi oldu
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye, saç ekimi turizmindeki ününe eski bir halka ekliyor: estetik amaçlı bacak uzatma ameliyatı. Başlangıçta tıbbi bir zorunluluk olarak başlayan bu süreç, şimdi “kısa boylu olmanın” yarattığı toplumsal baskıdan kaçmak isteyen hastalar için bir umut kapısı haline geldi. Uygulama, dünyanın dört bir yanından gelen kişiler için düşük maliyetli bir cazibe merkezi oluşturuyor; birkaç santimetre için on binlerce dolarlık yatırımı göze alma ve aylar sürecek acıyı tolera etme, bu pazarın yeni normalini oluşturuyor. Son kabul edilebilir önyargı: Kısa boylu olmak

Peki neden insanlar böyle zorlu bir süreci göze alır? Derlenen tanıklıklar, modern toplumda boyun halen damgalanabilir bir görüngü olduğuna işaret ediyor. The Guardian’a konuşan bir hasta, durumu “Kısa boylu olmak, toplumdaki son kabul edilebilir önyargıdır” diye özetliyor. Araştırmalar da bu fikri destekliyor: Avustralya’daki bir çalışma kısa boylu erkeklerin daha az kazandığını gösterirken Hollanda’daki bir araştırma, çiftlerin sadece %7,5’inde kadının erkekten uzun olduğunu buldu. Psikiyatristler ise bu takıntının “beden dismorfisi” adı verilen, kişinin görünümündeki hayali kusurlara saplantısı haline gelebileceğini ifade ediyor.

Acı dolu bir süreç Kozmetik olarak pazarlanmasına rağmen bacak uzatma tekniğinin kökenleri 1950’ler Sovyetler Birliği’ne, savaş yaralarını onarma çalışmalarına dayanır. Distraksiyon osteogenezisi adı verilen yöntemde femur veya tibia kemiği cerrahi olarak kesilir; ardından her gün yaklaşık bir milimetre uzatma yapan harici veya dahili bir metal cihaz yerleştirilir. Vücut, bu açılan alanı yeni kemik dokusuyla doldurur. Uzama evresi 2-3 ay sürerken, yeni kemiğin sertleşmesi birkaç ay daha alabilir. Hastalar, tam iyileşmenin bir yılı bulabildiği süreçte koltuk değneği veya tekerlekli sandalye kullanmak, yoğun fizik tedavi görmek ve sürekli ağrıya katlanmak zorunda kalır.

Etik ve sağlık riskleri Ameliyatlar her zaman istenen sonuçla bitmeyebilir. Ameliyat sonrası kan pıhtılaşması nedeniyle akciğer embolisi gibi ölüm riskleri bulunmaktadır. The Guardian, bu nedeniyle hayatını kaybeden Suudi bir hastanın durumunu aktarırken, BBC ise Elaine Foo’nun zorlu hikayesini paylaştı: 50.000 Sterlin ödenen ameliyat sonrası metal çivisinin kemiği delmesi, iyileşmeyen kemikler ve sekiz yıl süren sekiz farklı ameliyat. Foo bugün hareket kısıtlılığı ve travma sonrası stres bozukluğu ile mücadele ediyor. Cleveland Clinic’e göre riskler arasında sinir hasarı, eklem sertliği ve kronik ağrı da yer alıyor.

Milyarlarca dolarlık pazar ve Türkiye’nin rekabet avantajı Küresel pazar durmadan büyüyor ve beş yıl içinde yaklaşık 8,6 milyar dolara ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye’nin bu pazarda öne çıkmasının en belirgin nedeni maliyet. ABD veya İngiltere’de 150.000 dolar seviyesine varan ameliyatlar Türkiye’de hastane ve fizyoterapi dahil yaklaşık 32.000 dolara mal oluyor. Bu fark, Çin gibi ülkelerde yasaklanan veya yalnızca tıbbi zorunluluk halinde karşılanan operasyonlar için Türkiye’yi ve ABD’yi özel sektörün cazibe merkezi haline getiriyor. Uygulamayı geçirenlerin %90’ı bunu sır gibi saklasa da bazıları için bu bir statü göstergesi hâline geliyor. Peki birkaç santimin bedeli nedir? Sekiz yıl boyunca acı çeken Elaine, BBC’ye “Bugün biri bana tekrar yapar mısın diye sorsa, kesinlikle hayır derdim” diyor.

Sonuç olarak, belki de asıl sorunun kendisi: kemiklere saplanan metal çubuklar mı daha çok acı veriyor, yoksa toplumsal baskı mı insanları asla yeterince “uzun” hissettirmeden arkadan takip ediyor?

En az 10 karakter gerekli