Hepimiz takvim yaşımızı biliriz; ancak bilim insanları, asıl önemli olanın hücrelerimiz ve organlarımızın gerçek yaşını gösteren biyolojik yaş olduğuna dikkat çekiyorlar. Kötü beslenme, hareketsizlik ve uykusuzluk gibi faktörler biyolojik yaşı hızlandırırken, sağlıklı bir yaşam tarzı bu hızını kırabilir ve kronolojik yaşımız artsa bile bizi genç tutabilir.
Stanford Üniversitesi araştırmacıları, biyolojik yaşı ölçen yeni bir kan testi geliştirdi. Bu yöntem, plazma proteomik adı verilen bir teknikle kandaki binlerce proteini analiz ediyor. Hangi proteinlerin hangi organa özgü olduğunu tespit ederek beyin, kalp, böbrek ve akciğerler gibi 11 hayati organın biyolojik yaşını ayrı ayrı hesaplayan bir model kurdular. Yaklaşık 45.000 kişide yapılan çalışma, bazı bireylerde organların kronolojik yaşlarına göre çok daha hızlı yaşlandığını ortaya koydu.
Bulguların anlamı ise önleyici tıpta devrim niteliğinde olabilir: Ölüm riski tahmini için büyük etkisi değerlendirilen sonuçlar, belirli organların hızlandırılmış yaşlanmasının ölüm riskini önemli ölçüde artırabileceğini gösterdi. Örneğin, biyolojik olarak “yaşlı” bir kalbe sahip olmak kalp yetmezliği riskini, “yaşlı” bir beyne sahip olmak ise Alzheimer riskini artırabiliyor.
Uzun yaşamın ipuçları ise, biyolojik olarak genç bir beyne ve bağışıklık sistemine sahip olmanın, uzun bir yaşam süresi için kilit faktörler olduğunu gösteriyor. Erken teşhis açısından, hangi organların daha hızlı yaşlandığını bilmek, o organla ilişkili hastalıklara karşı önceden tedbir almayı ve kişiye özel tedavi stratejileri geliştirmeyi mümkün kılıyor.
Biyolojik saatinizi nasıl yavaşlatabilirsiniz? Peki biyolojik yaşımız kronolojik yaşımıza nazaran neden ve nasıl ilerliyor bir yandan da bu ilerlemeyi yavaşlatmak mümkün mü? Uzmanlar bu sorunun cevabını evet olarak veriyor ve anahtarın yaşam tarzında olduğunun altını çiziyorlar.
Çeşitli ve dengeli bir diyet benimseyin:Vitamin, lif, antioksidan ve omega-3 bakımından zengin besinler, günlük ihtiyaçları karşılamalıdır. Doymuş yağlardan, rafine şekerlerden ve işlenmiş gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak faydalıdır.
Yaşamın her döneminde düzenli hareket etmek, kasları, eklemleri ve beyin sağlığını korumak açısından kritik öneme sahiptir. Maraton koşmak yerine tempolu yürüyüş veya bahçe işlerini içeren hafif-orta şiddette egzersizler de oldukça etkilidir.
Kaliteli uyku, yalnızca beynin dinlenmesi için değil, tüm organların düzgün çalışması için de vazgeçilmezdir.