Uluslararası enerji kuruluşlarının öngörüleri, LNG piyasasında 2026 yılına doğru yeni oyuncuların devreye girmesi ve mevcut tedarik zincirlerinin kapasiteyi artırmasıyla küresel arzda belirgin bir fazlalığın oluşabileceğini gösteriyor. Bu durum, gaz fiyatları üzerinde aşağı yönlü baskı yaratacak şekilde değerlendiriliyor. Yeni tesisler ve genişlemeler sayesinde küresel sıvılaştırma kapasitesi her yıl artarak, 2030 yılına kadar kademeli bir büyümeyi sürdürecek.
Avrupa’nın Rus gazına bağımlılığını azaltma çabaları, ABD LNG’sine yönelimi güçlendirdi ve bu yazıların ardından Çin’de Rus boru gazı ithalatında artış olsa da toplam LNG ithalatında bir miktar düşüş görüldü. Uzmanlar, artan arzın esnek sözleşme tercihlerine ve daha ucuz, yerleşik olmayan tedarik planlarına doğru yöneldiğini belirtiyorlar.
Küresel LNG arzının 2026’da keskin bir yükselişe geçmesi, yaklaşık 470 milyon ton seviyesine ulaşması bekleniyor. Bu artışın arkasında ABD’de Golden Pass, Corpus Christi Faz-3 ve Plaquemines gibi büyük kapasite projeleri ile Katar’ın North Field East genişlemesi, Kanada’daki LNG Canada ve Costa Azul LNG gibi projeler ile Afrika’daki yeni ihracatçılar yer alıyor. Bu projeler, son yılların en büyük yıllık arz artışlarından birini temsil edecek.
Fiyatlarda baskı olasılığı ise, bu mega proje takviminin tam olarak işletmeye alınmasına bağlı olacak. Eğer planlandığı gibi hayata geçerse, ek hacimler küresel piyasa dengelerini rahatlatarak arz tarafındaki baskıyı hafifletecek. Bu durum, Avrupa’daki TTF ve Asya’daki JKM gibi piyasalarda spot fiyatların düşüş yönünde hareket etmesini tetikleyebilir.
LNG arz fazlasının netleşmesi için beklenen belirsizlikler hâlâ sürüyor. ICIS uzmanlarına göre, birkaç yıl içinde devreye girecek kapasite artışları ile arz fazlası kaçınılmaz görünse de bunun 2026’da mı yoksa 2027’de mi netleşeceği henüz kesinleşmedi. Zira tesislerin açılışlarında gecikmeler sıkça karşılaşılıyor. Ancak tahminler, toplam arzın artış eğiliminde olduğunu gösteriyor.
Katar, 2030’a kadar üretimini iki katına çıkararak 142 milyon ton seviyesine ulaştırmayı hedefliyor. ABD de bu dönemde büyük genişleme sürecini sürdürürken, çok sayıda yeni tesis ve operatör ile milyonlarca ton ek kapasite sağlayacak. Bu dinamikler, arz fazlasını destekleyen temel etkenler olarak öne çıkıyor.
Asya’da talep profili ve sözleşme yapıları konusunda değişimler dikkat çekiyor. Çin, 2025’te ithalatını önemli ölçüde azaltırken, Japonya ve Güney Kore gibi olgunlaşmış piyasalarda talep durgun değil. Yeni ithalatçılar için enerji güvenliği ve esneklik ön planda olurken, uzun vadeli sözleşmelerin geçici olarak daha kısa vade tercihleriyle değiştirilmesi bekleniyor. Bu esneklik ihtiyacı, alıcıların mevcut arz fazlasından pozitif faydalanma arayışını güçlendiriyor.