Günümüzde sağlık odaklı beslenme akımları hızla evrilirken, doğadan gelen tam tahılların önemi giderek daha çok öne çıkıyor. Kötü karbonhidrat kalıplarını kıran disiplinli açıklamalarla birlikte, lif ve mineral deposu olan tam tahıllar sofraların baş tacı oluyor. Bunlar arasında ise amarant, hem besin değeriyle hem de köklü geçmişiyle dikkat çekiyor.
Aztekler ve İnka uygarlıklarının “güç veren” bitkisi olarak anılan amarant, teknik olarak bir tohum olsa da yalancı tahıl sınıfında değerlendirilir. Glutensiz yapısı ve yüksek protein içeriğiyle pirinç ve mısır gibi rakiplerini geride bırakır. Bu yüzden bazı diyet programlarında “iyi karbonhidrat” olarak öne çıkar.
Tam tahıl olarak nitelendirilmesi için kepek, ruşeym ve endosperm bölümlerini koruması gerekir. İngiliz Diyetetik Derneği bu tanımı vurgular; rafine edilmiş beyaz un ve şekerli atıştırmalıkların aksine, tam tahıllar B vitaminleri, demir, çinko ve magnezyum gibi mineralleri bünyesinde barındırır. Diyetisyen Ashli Greenwald, bu gıdaların sadece doyurucu olmadığını, içlerindeki fitobesinlerle iltihabı azaltarak kalp hastalıkları, diyabet ve kansere karşı koruma sağladığını belirtir.
Bilimsel olarak daha sağlıklı olarak görülen amarant, beslenme uzmanı Kerry Torrens’e göre yulaf, kahverengi pirinç ve kinoayı geride bırakarak “en sağlıklı tahıl” unvanını hak eder. 2020 çalışmalarının desteklediği bu görüş şu avantajları içerir:
Mutfağınızda amarantı şöyle kullanabilirsiniz: Hafif fındıksı tadı hem tatlılarda hem de tuzlularda iyi uyum sağlar. Aşağıdaki pratik uygulamalarla günlük menünüze kolayca ekleyebilirsiniz: