Enerji kısıtlı bir bedende, üreme, DNA onarımı ve büyüme arasında paylaştırma yapılıyor. Evrimsel antropoloji literatüründe bu paylaşım, hayatta kalabilme gücünü doğrudan etkileyen önemli bir mekanizma olarak öne çıkıyor. Bilim insanları, üremenin getirdiği bedelleri minimize eden yaklaşımların yaşam süresini uzatabildiğini belirtiyorlar.
Birçok bulgu, cinsel farklılıklara ve müdahale tipine bağlı olarak değişkenlik gösteriyor. Hormonal doğum kontrolü uygulanan dişi babunlarda, kontrol grubuna göre belirgin bir süre daha uzun yaşam saptandı; bu durum, bedenin enerji dengesinin üremeden boşalan kısmını kendine yönlendirebilmesiyle açıklanıyor. Aynı türde kısırlaştırılmış erkeklerin yaşam süresindeki artış da benzer bir mantığa dayanıyor.
Erkeklerde, özellikle ergenlikten önce yapılan cerrahi müdahalelerin yaşam süresi üzerinde en güçlü etkiyi gösterdiği kaydediliyor; bu durum, testosteronun yaşlanma süreçlerindeki rolünün kısmen ortadan kalkmasından kaynaklanıyor. Hayvanat bahçesi örneklerinde ise vasektomiye kıyasla cerrahi kısırlaştırmanın hayatta kalmayı artırdığı gözlemleniyor; bu, androjen seviyelerinin düşmesinin davranışsal riskleri azaltma yoluyla yaşamı uzatabileceğini düşündürüyor.
Dişilerdeki değişkenlik ise bu konuda daha net değil. Kısırlaştırmanın yaşa bağlı etkisi erkekler kadar belirgin bulunmuyor; ancak hamilelik ve emzirmenin maliyetlerinden kurtulmanın bağışıklık savunmasını güçlendirdiği belirtiliyor. Bu durum, bazı türlerde menopozun evrimsel faydalarını destekler nitelikte. Örneğin, üreme yatırımını yaşamın sonlarına doğru azaltan türler, şaşırtıcı biçimde uzun ömürler gösterebiliyor. Ancak uzun yaşam her durumda daha sağlıklı yıllar anlamına gelmiyor: bazı dişi türlerinde daha uzun yaşam sürerken zamanla sağlık açısından daha kırılgan olabildiği ifade ediliyor.
İnsanlar için perspektif ise daha karmaşık bir tablo sunuyor. Tarihsel kayıtlarda erkeklerde uzun ömür artışı görülse de modern veriler, kadınlar için farklı bir eğilim gösteriyor. Rahim veya yumurtalıkların alınması gibi durumlar, hayatta kalmayı çok küçük farklarla değiştirebilse de, üremenin maliyetinin insanlarda sağlık ve sosyal desteklerle dengelenebildiğini gösteriyor. Bu nedenle, biyolojik maliyetlerin bireysel sağlık üzerinden nasıl yansıyacağına dair net çıkarımlar yapmak zor olsa da genel eğilimler, üremenin enerji maliyetinin yaşam süresini etkileyebileceğini işaret ediyor.