Türk Dil Kurumu’nun tanımıyla aksan, herhangi bir bölgeye veya yabancılara özgü ses perdesi değişiklikleri ve vurgularla ifade edilir. Aksan, dilin konuşulduğu bölgeden insanların hissettiği bir melodi olarak da nitelendirilebilir. Peki, bu melodi nesilden nesile mi aktarılır yoksa bebekler dil öğrenme sürecinde nasıl etkilenirler?
Bebekler Melodiyi Taklit Ediyor
Bebeklerin dil öğrenme süreciyle ilgili yapılan araştırmalar, bebeklerin çevrelerindeki konuşma tarzını özümsediklerini gösteriyor. Dil ve konuşma uzmanlarına göre, bebekler etraflarındaki insanların konuştukları dilin melodi ve ses tonunu taklit edebilirler. Bu durum, anne-bebek sohbetlerini inceleyen uzmanlar tarafından da doğrulanmıştır.
Anne Karnında Başlar

Profesör Caroline Floccia’ya göre, bebekler dil öğrenmeye rahimde başlarlar. Bu süreç, doğumdan önceki son üç aylık dönemde bile etkili olabilir. Araştırmalar, bebeklerin farklı dillerde bile ağladığını ve çevrelerindeki dilin melodisini öğrendiklerini göstermektedir. Bebekler, ebeveynlerinin konuştukları dilin ses yapısını ve melodisini doğmadan önce algılayabilirler.
Profesör Floccia’ya göre, bebeklerin dil öğrenme sürecinde çevrenin önemli bir rolü bulunmaktadır. Bebekler, çevrelerindeki aksanları ve dilleri taklit ederek konuşma becerilerini geliştirebilirler. Bu nedenle, bebeklerin farklı dillere maruz kalması dil becerilerini zenginleştirebilir.
Derin Öğrenme Rahimde Başlıyor

Uzmanlara göre, bebekler genellikle iki yaşına geldiklerinde ilk kelimelerini söylemeye başlarlar. Bebeklik döneminde, bebekler etraflarındaki insanların konuşma tarzına karşı oldukça hassas ve algılayıcıdırlar. İşitme duyusu üçüncü trimesterde gelişmeye başlar ve bebekler annelerinin anadillerinin kalıplarını bu dönemde öğrenmeye başlarlar.
Doğum öncesinden üç yaşına kadar olan dönem, insan gelişimi açısından son derece kritiktir. Bebeklerin dil öğrenme süreci, rahimde başlayan derin öğrenmeyle şekillenir ve çevrenin etkisiyle gelişir.