İsrail askerlerinin Gazze Şeridi’nin güneyindeki Han Yunus’ta alıkoyduğu Sufyan Ebu Salah, “İsrail’in Guantanamosu” olarak adlandırılan Negev Çölü’ndeki Sde Teiman gözaltı merkezinden sağlıklı bir şekilde girebildiği ama korkunç bir şekilde çıkmayı başardı. 42 yaşındaki Ebu Salah, dört çocuk babasıdır ve saldırılardan önce taksi şoförlüğü yapmaktaydı. İsrailli insan hakları kuruluşu B’Tselem’in “Cehenneme hoş geldiniz” adlı raporunda, alıkonulma sürecinde yaşadığı trajediyi ayrıntılı bir şekilde paylaştı.
Rapora göre, 7 Ekim’de İsrail’in Gazze Şeridi’ne başlattığı saldırılardan sonra Ebu Salah ve ailesi zorunlu göç etmek durumunda kaldı. En son Han Yunus kentinin batısındaki Emel Mahallesi’nde yer alan Harun Reşid Okulu’na sığındılar. 14 Şubat’ta, Ebu Salah ve ailesi, İsrail askerleri tarafından okuldan alıkonuldu. Bu olay, Ebu Salah’ın hayatında yeni ve korkunç bir dönemin başlangıcını simgeliyordu.
Ebu Salah, askerler tarafından bir kamyona bindirilip ellerinin arkadan bağlandığını ve İsrail’deki bir sorgu merkezine götürüldüğünü anlattı. Kendini bitkin ve çaresiz hissederken, yaşadığı korku nedeniyle hareket etmedi. Daha sonra başka bir yere götürüldü ve burada kıyafetleri çıkarılarak mahkum forması giydirildi.
“ASKERLER BİZİMLE ALAY EDİYORDU”
Alıkonuldukları ilk gün, çakıl taşları üzerinde elleri ve ayakları bağlı bir şekilde bekletildiklerini belirten Ebu Salah, “Gece sadece 2 saat gözümü kapayabildim. Askerler kişisel bilgilerimizi alıp göz taramasından geçirdi, sonra bana bir numara verdiler ve testler için doktora götürdüler. Askerler bizimle alay ediyor, gülüyorlardı. Doktor bana herhangi bir hastalığım olup olmadığını sordu, ben de olmadığını söyledim. Ancak iki gün sonra durumum değişti. Bacağımda ağrı hissetmeye başladım ve hafif şişlik fark ettim.” dedi.
“YARALI BACAĞIMA VURDULAR”
Bacağındaki sorunla ilgili gardiyandan yardım istediğini belirten Ebu Salah, “Bir kadın asker geldi, doktora göstermek için iki kere bacağımın fotoğrafını çekti fakat herhangi bir yanıt gelmedi. Bir hafta boyunca ağrılarım şiddetlendi ve ateşim yükseldi. Askerler beni minibüsle sorgu merkezi içindeki bir hastaneye götürdü. Yolda, yaralı bacağıma cop ve silahla vurdular; acıdan bağırıyordum. Asker hangi bacağımın yaralı olduğunu sordu, sonra da o ayağıma sert bir şekilde vurdu.” diye konuştu.
Hastaneye vardıklarında, bir uzman doktorun kendisine “ayağının kesilmesi ve bir ortopedi doktoruna başvurulması gerektiğini” söylediğini aktaran Ebu Salah, “Askerler benimle alay ediyordu; doktora ‘bacağını kesmesini’ söylediler.” ifadesini kullandı. Ameliyat öncesi, “Ya bacağını ya da hayatını seçeceksin” dediğini belirten Ebu Salah, bacağının kesilmesini kabul etti ve bu kararın hayatında verdiği en zor karar olduğunu vurguladı.
Ameliyat süreci oldukça zorlu geçti. Ebu Salah, “Beni ellerim ve gözlerim bağlı bir şekilde ameliyathaneye getirdiler. 19 ya da 20 Mart’tı. Sonrasında, uyanıp bir bardak su istediğim dışında hiçbir şey hatırlamıyorum.” dedi. Ameliyatın ardından, kendisini yeniden gözaltı merkezine götürdüler. Burada, muayene edilmeden, sadece ağrı kesici istemesine rağmen çok az yiyecek verilerek kötü muameleye maruz kaldı. Ebu Salah, “Yiyecek çok azdı. Üç küçük parça ekmek, bir salatalık ve bir elma veriliyordu.” diye ekledi.
“ARTIK PARAMPARÇA BİR İNSANIM”
15 Nisan’da serbest bırakıldığında, “Saat 02.00’ydi. Ellerimi ve gözlerimi bağladılar; koltuk değneği veya tekerlekli sandalye olmadan tek başıma gitmemi söylediler. Sıçramaya çalıştım fakat düştüm. Sonra bağırmaya başladım.” diyerek o anları anlattı. Sınır kapısında BM görevlileri tarafından karşılandıklarında Ebu Salah, “Bir süre sonra kendimi Ebu Yusud Neccar Hastanesi’nde buldum.” dedi.
Ebu Salah, ruh sağlığının çok kötü olduğunu belirterek, “Artık paramparça bir insanım. Yaşadıklarım yüzünden ağlıyorum; bir bacağımı sebepsiz yere kaybettim.” diyerek yaşadığı travmanın derin izlerini paylaştı. Sufyan Ebu Salah, “Herhangi bir hastalığım yoktu. Gözaltı merkezindeki tıbbi ihmal nedeniyle ayağımı kaybettim. Şimdi çalışamıyorum. Bütün gün çadırda öylece duruyorum.” diyerek yaşadığı mağduriyeti dile getirdi.
İsrail’in güneyinde yer alan Sde Teiman gözaltı merkezi, burada alıkonulan Gazzelilerin maruz kaldığı işkencelerle sık sık gündeme gelmektedir. New York Times gazetesinde, Sde Teiman’da alıkonulan Gazzelilerin gözleri bağlı bir şekilde günde 18 saate kadar elleri kelepçeli olarak yerde oturmaya zorlandıkları belirtilmiştir. Gözaltı merkezinde tutulan Filistinli tutukluların, burada 3 aya kadar kaldığı ve birçok kişinin insanlık dışı muameleye maruz kaldığı kaydedilmiştir. Sde Teiman, 9 askerin Filistinli bir esire cinsel işkence yaptığı iddialarıyla tekrar gündeme gelmiştir.
1
Avrupa Birliği’nin Hayvan Refahı ve Sahipsiz Hayvan Sorunu İle İlgili Çalışmaları
2
New Jersey’deki Gizemli Dronlar ve Radyoaktif Materyal Arayışı
3
Kritik Altyapıların Kesintiye Uğrayabileceği Günlerde Evde Nakit Bulundurmanın Önemi
4
2024 Yılı Ülkelerin Güvenlik Durumu: En Güvenli ve En Tehlikeli Ülkeler
5
Leicestershire’da Roma Dönemine Ait Tarihi Hazine Bulundu