DOLAR 44,3346 0.01%
EURO 51,3419 -0.05%
ALTIN 6.401,46-3,28
BITCOIN 3119320-0,22%
İstanbul

HAFİF YAĞMUR

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Ağız ve Diş Sağlığının Önemi: Premalign Lezyonlar ve Hamilelik Dönemi

Ağız ve Diş Sağlığının Önemi: Premalign Lezyonlar ve Hamilelik Dönemi

ABONE OL
11 Aralık 2024 09:12
Ağız ve Diş Sağlığının Önemi: Premalign Lezyonlar ve Hamilelik Dönemi
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ağız ve Diş Sağlığının Önemi Üzerine Açıklamalar

Prof. Dr. İlknur Özcan, sağlıklı bir yaşamın ağız sağlığı ile doğrudan ilişkili olduğunu vurgulayarak, ağız ve dişlerdeki premalign lezyonların kanserojen lezyonlara dönüşme potansiyeline dikkat çekti. Özcan, bu tür durumların erken tanısının son derece kritik olduğunu belirterek, kansere dönüşen vakalarda da erken teşhisin hayati bir öneme sahip olduğunu ifade etti.

Toplumun bu konuda bilinçlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Özcan, “Nüfusun yaşlanması ile birlikte özellikle savunmasız ve dezavantajlı gruplarda ağız sağlığına bağlı risklerin artış gösterdiğini ve ağız hastalıkları yükünün ciddi oranda yükseldiğini gözlemliyoruz. Sosyoekonomik düzeyi düşük bireylerde de ağız hijyeni ile ilgili sorunların oldukça yüksek oranlarda bulunduğunu görmekteyiz” diye konuştu.

Okullarda ve bakım evlerinde diş taraması uygulamalarının yapıldığını belirten Özcan, bu konuda medyada yayınlanan kamu spotlarının da büyük önem taşıdığını ifade etti. “Dünya genelinde ölümler arasında 7. sırada ağız kanserlerinden kaynaklanan ölümler yer almakta. Bu durum, premalign lezyonları, yani kanser olma potansiyeli taşıyan lezyonları erken dönemde teşhis etmenin önemini bir kez daha gözler önüne seriyor” dedi.

Özcan, bireylerin güzel bir gülüşe sahip olma arzusuyla merdiven altı yerlerde işlem yaptırarak sağlıklarını tehlikeye atmaması gerektiğini belirterek, alanında uzman diş hekimlerine başvurmanın önemine dikkat çekti.

“Hamilelik diş kaybı ile sonuçlanmaz”

Hamilelik dönemlerinde diş sağlığının önemi üzerine konuşan Özcan, “Her hamilelikte diş kaybı yaşanacağına dair yanlış bir algı var. Hamilelik, aslında tamamen fizyolojik bir süreçtir. Bu dönemde hormonsal değişiklikler meydana gelir ve diş etleri daha hassas hale gelebilir. Ancak hamile kadınların diş etlerine gereken önemi vermemesi, yani dişlerini düzenli fırçalamamaları durumunda ‘hamilelik gingivitisi’ gibi sorunlar ortaya çıkabilmektedir” ifadelerini kullandı.

Özcan, tüm bireylerin 2-3 gün boyunca dişlerini fırçalamadıkları takdirde diş gingivitisinin başlayabileceğini belirtti. Ayrıca, çapraşık dişlere sahip olan kişilerin, gece uyumadan önce diş ipi kullanarak temizlik yapmalarının ve ardından dişlerini fırçalamalarının önemine değindi. “Diş doktorlarından yardım alarak, onların önerdiği yöntemlerle dişlerinizi fırçalamanız en sağlıklı yoldur” dedi.

“Sosyal medya ve estetik algısı”

Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Nurettin Diker, ağız hastalıklarının çoğunun diş çürükleri ile başladığını ve sonrasında diş eti iltihapları ile devam ettiğini belirtti. “Diş çürükleri nedeniyle oluşan enfeksiyonlar, vücutta kimi problemler yaratabiliyor ve bu durum kronik bir stres kaynağı haline geliyor. Ağız sağlığı ve hastalıkları konusundaki bilinç eksikliği nedeniyle hastalar tedavilerini erteleyebiliyorlar. Ertelenen tedaviler, böbrek ve karaciğer gibi organlarda sorunlara yol açabiliyor. Ayrıca, gebelikte oluşan enfeksiyonların da gebeliği riske atabileceğini biliyoruz” dedi.

Diker, sosyal medyanın etkisiyle bazı hastaların güzellik algısına kapıldığını ve gereksiz yere estetik ameliyatlara yöneldiğini ifade etti. “Bu tür durumlar, aslında iskeletsel deformiteleri düzeltmekten çok, hastanın psikolojik durumunu iyileştirmekle ilgilidir. Bu hastaları, gereksiz tedaviye yönlendirmemek adına bilgilendirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Ağız kanseri vakalarındaki artış”

Dünya Diş Hekimleri Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Duygu İlhan, Dünya Sağlık Örgütü’nün 2022’de yayınladığı veriler doğrultusunda ağız sağlığı profilini değerlendirdi. “1-9 yaş arası çocuklarda, süt dişlerinin tedavi edilmemiş çürüklerinin sıklığı, nüfusun yüzde 43,8’ini oluşturmaktadır. 5 yaş ve üzerindeki bireylerde ise sürekli dişlerin tedavi edilmemiş çürük oranı yüzde 38,6’dır. Bu rakamlar, ülkemizin diş çürüklüğü durumu hakkında ciddi bir tablo sunmaktadır” dedi.

Diş eti hastalıklarına ilişkin bilgiler veren İlhan, “15 yaş üzerindeki bireylerde ileri seviyedeki diş eti hastalığının sıklığı toplumda yüzde 18,9’dur. 20 yaş üzerindeki bireylerde ise tam dişsizlik oranı yüzde 12’dir. Ağız kanserleri ise son yıllarda artış göstermektedir ve 2020 itibarıyla insidansı 2,1 seviyesine ulaşmıştır” şeklinde konuştu.

İlhan, şekerli ve paketlenmiş gıdaların diş çürükleri için yüksek risk oluşturduğunu belirterek sağlıklı bir diş yapısı için şeker ve sigara tüketiminin yanı sıra stresin de azaltılması gerektiğini vurguladı. “En büyük tavsiyem, florlu diş macunu kullanmaktır. Bembeyaz dişler vadeden, aşındırıcı ve mikro partiküllü diş macunlarını kullanmadan önce mutlaka bir hekime danışmak gerekiyor; aksi takdirde dişlerimize zarar verebiliriz” değerlendirmesinde bulundu.

En az 10 karakter gerekli