Yaşamını bağışa adayan annelerin öncü rolü, canlı vericili organ nakillerinde en çok dikkat çeken ve sıklıkla gündeme gelen bir gerçektir. Bir başkası için kendi bedeninden vazgeçebilecek güçte olan annelerin sözleri, özellikle çocukları için iki böbreğini bile verebileceğini gösteriyor. “Gerekirse iki böbreğimi de al, onunki çok iyi çalışsın” diyen anneler, yaşam gamının en zor anında bile umudu taşımanın simgesi haline geliyor. Bu kararlılık, çocuklarının iyiliğini önceleyen bir fedakarlık örneği olarak vurgulanıyor.
Antalya’da ekibiyle pek çok organ naklini başarıyla gerçekleştiren Prof. Dr. Bülent Aydınlı, Türkiye’de kadavradan bağışların yeterli olmadığı için canlı vericili nakillerin daha yaygın yapıldığını belirtiyor. Organ bağışının topluma daha iyi anlatılması gerektiğini söyleyen Aydınlı, beyin ölümü sonrası bağışla elde edilen organların, nakil süreçlerinde daha etkili sonuçlar doğurduğunu ifade ediyor. Batı’da da bu yaklaşım benimseniyor ve ülkelerde bağış konusunda farkındalık artırılırsa insanların daha olumlu yanıt verdiğini öne sürüyor. Türkiye’de ise yıllardır onaylanan rakamlar, bekleyen on binlerce hasta için umut taşıyor; böbrek, karaciğer, pankreas ve diğer organlar başta olmak üzere 30 binden fazla kişinin bağışa bağımlı olduğuna dikkat çekiyor.
Bağışlar sonrası yapılan nakillerle hastaların yeniden yaşama sıkı sıkıya sarıldığını belirten Aydınlı, canlı vericili nakillerde herkesin donör şansının olmadığını ve bazı hastaların tek bir canlı vericiyle sınırlı olmadığını vurguluyor. İnsanlara umut olmak gerektiğini söyleyen hekim, topluma yeniden kazandırılmanın bağışları artırmanın ana hedefi olduğunu ifade ediyor. Gençler de dahil olmak üzere birçok kişinin, işlerini veya eğitimlerini yarım bırakmak zorunda kaldığını hatırlatan Aydınlı, hastalıklar sebebiyle hayatını sürdürebilmek için bağışın ne denli hayati olduğunun altını çiziyor.
Donör ve bağışçıların kritik önemi Aydınlı, bağış olmadığında canlı vericili nakillere ihtiyaç duyulduğunu hatırlatıyor. Bu süreçte ilk gönüllü olan annelerin her zaman ön planda olduğuna işaret ederken, annelerin çocukları için “Gerekirse iki böbreğimi de al” diyecek kadar kararlı olduğunu kaydediyor. Soru işaretleri anne dışındaki adaylar için de mevcut; bu nedenle tüm testlerin titizlikle yürütülmesi ve uygun bulunan bağışçıdan alınan organın, patolojik inceleme için patolojiye gönderilmesi gerektiğini belirtiyor. Organlar hazırlandığında, ikinci bir kişiye nakledilerek onun da sağlığına kavuşması hedefleniyor. Bu süreç, hayatın doğal akışına aykırı görünse de sonuç olarak kronik hastalıkları geride bırakıp yeni bir yaşam sunuyor. Hem donör hem de alıcı için bağış yüksek anlam taşıyor.
Aydınlı, e-Nabız ve e-Devlet üzerinden bağışların yapılabildiğini hatırlatarak, yakınlarına vasiyet bırakmanın da önemli olduğunu vurguluyor. İnsanların en zor anlarında yakınlarının organ bağışı konusunda gönüllü olduğunu bildiğinde karar vermelerinin kolaylaştığını ve her bağışın bir hayat kurtardığı bilgisini paylaşıyor.