DOLAR 45,2445 0.01%
EURO 53,1372 0.24%
ALTIN 6.701,111,15
BITCOIN 36609331,03%
İstanbul
18°

AÇIK

  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
  • Footer 3
Avrupa Birliği’nin Güvenlik ve Savunma Yatırımlarında Türkiye’nin Rolü ve Yunanistan’ın Endişeleri
  • Gazete Köşesi
  • Dünya
  • Avrupa Birliği’nin Güvenlik ve Savunma Yatırımlarında Türkiye’nin Rolü ve Yunanistan’ın Endişeleri

Avrupa Birliği’nin Güvenlik ve Savunma Yatırımlarında Türkiye’nin Rolü ve Yunanistan’ın Endişeleri

ABONE OL
28 Mayıs 2025 01:00
Avrupa Birliği’nin Güvenlik ve Savunma Yatırımlarında Türkiye’nin Rolü ve Yunanistan’ın Endişeleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Türkiye’nin SAFE’ye Katılımı ve Avrupa Güvenlik Politikaları

Avrupa Birliği’nin yeni kurduğu ve toplam bütçesi 150 milyar euro olan Güvenli ve Güvenlik Ekonomisi (SAFE) fonu, Avrupa’nın savunma alanındaki stratejik bağımsızlığını güçlendirmeyi amaçlıyor. Bu fonun onay sürecinde, AB üyesi 27 ülkeden 26’sının oybirliğiyle kabul edilmesi, özellikle Türkiye’nin bu yeni mekanizmaya katılmasıyla ilgili önemli bir gelişme oldu. Yalnızca Macaristan’ın çekimser kaldığı bu oylama, Türkiye’nin AB’nin savunma projelerine destek sağlayan sistemden faydalanma ihtimalini güçlendiriyor. Bu durum, Türkiye ile Avrupa arasındaki savunma alanındaki işbirliğinde yeni bir dönemi işaret ediyor ve uluslararası ilişkilerde yeni dinamikler yaratıyor.

Yunanistan’ın Endişeleri ve Hukuki Çerçevede Alınabilecek Önlemler

Yunanistan, SAFE fonunun üçüncü ülkelere açılması halinde özellikle Türkiye’nin katılımını engellemek amacıyla çeşitli hukuki ve siyasi adımlar planlıyor. Ancak bu adımların sınırlarını AB’nin mevcut hukuk kuralları ve ortak politikaları belirliyor. Yunan hükümetine yakın kaynaklara göre, SAFE’in 16. maddesi “üyelerin güvenlik ve savunma çıkarlarının korunması” ilkesini temel alarak, Yunanistan’ın bu konuda manevra alanını sınırlıyor. Yunanistan, Türkiye’yi bir “güvenlik tehdidi” olarak görerek, projelerdeki katılımını engellemek amacıyla bu maddeyi kullanma niyetinde. Özellikle, Yunanistan’ın kıta sahanlığını 12 mile çıkarma önerisi, bu endişeleri besliyor ve iki ülke arasındaki gerilimi artırıyor. Başbakan Kiryakos Miçotakis’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la doğrudan görüşme arzusunun temelinde de bu mesele yatıyor. Miçotakis, bir yandan diplomatik yollardan durumu çözmeye çalışırken, diğer yandan AB’ye taşıyıp çözüm arayışlarını sürdürüyor. Ayrıca, 1995 yılında TBMM tarafından kabul edilen “savaş sebebi” kararını kaldırma, deniz yetki alanlarını belirleme ve BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne imza atma gibi konuları önceliklendiyor.

Türkiye’nin Pozisyonu ve AB’nin Yaklaşımı

Ancak uzmanlar, Türkiye’nin bu tür anlaşmaları kabul etmeyeceğini ve AB’nin yatırımlarını durdurmayacağını öngörüyor. Bu süreçte, Türkiye’nin uluslararası hukuka uygun hareket ederek, kendi çıkarlarını koruyacağı belirtiliyor. Yunanistan ise, bu gelişmeler karşısında, yavaşlatıcı ve engelleyici adımlar atmak suretiyle süreci etkileyebilir. Yunan tarafı, veto hakkını kullanmasa da, süreci geciktirme ve karmaşıklaştırma stratejisi izleyebilir. Bu durum, AB içindeki güvenlik politikalarını ve ortak savunma projelerini olumsuz etkileyebilir, ancak Yunanistan, ulusal güvenlik gerekçeleriyle bu tür adımlar atmakta haklı görülüyor. Diğer yandan, AB içinde Macaristan’ın bu karara katılmaması ve yalnız kalması, Avrupa’nın bölünmesine neden olabilir. SAFE anlaşması ise, Macaristan’ın oy kullanmamasıyla onaylandı ve Avrupa’nın bölünmüşlüğünü ortaya koydu.

Yunan Basını ve Kamuoyu Tepkileri

Yunan basını, bu gelişmeleri hükümetin başarısızlığı ve stratejisizlik olarak değerlendirmekte. Dimokritia gazetesi, Miçotakis’in bu durumu “siyasi başarısızlık” olarak nitelendiriyor ve “Yunan halkının öfkesini” dile getiriyor. Gazete, “Hükümet, AB ile ilişkileri dondurmuş ve NATO çerçevesinde Yunanistan’a yönelen tehditleri görmezden gelerek, Kıbrıs’ın işgaline ve bölgesel gerginliklere rağmen, Türkiye ile ilişkileri daha da karmaşık hale getiriyor” ifadelerini kullanıyor. ProtoThema sitesi ise, Yunan kamuoyunun tepkisini ve düşünce kuruluşlarının görüşlerini özetliyor. PASOK’un açıklamalarına göre, “Hükümet, AB ve NATO’da Yunanistan’ın çıkarlarını korumaktan uzak, tam tersine, egemenliğimizi zayıflatacak ve bölgesel istikrarı tehlikeye atacaktır.” Bu eleştiriler, Yunan halkı ve siyasi çevreler tarafından yoğun şekilde dile getiriliyor ve hükümetin politikalarını sorgulayan görüşler öne çıkıyor.

En az 10 karakter gerekli